Muhterem Hocam, ruhun Allah’a ulaşması konusunda dünya hayatı bizi Allah’tan uzaklaştırıyor. O yüzden dünya hayatında bunun zor olduğu söyleniyor. Allah insanlara ulaşılması zor bi
Soru
Muhterem Hocam, ruhun Allah’a ulaşması konusunda dünya hayatı bizi Allah’tan uzaklaştırıyor. O yüzden dünya hayatında bunun zor olduğu söyleniyor. Allah insanlara ulaşılması zor bir hedef mi gösteriyor?
Cevap
Tabiî ki değil. İnsanlar sadece kendi zaviyelerinden olaylara bakıyorlar. Hâlbuki din, Allah ile (bile) yaşanan bir yaşamdır. Öyleyse hangi konuda dinden düşünmeye başlıyorsanız, mutlak surette Allah’ı da devreye almanız lâzım. Allah’sız bir din söz konusu değildir.
“O zaman Allah insanlara ulaşılması zor bir hedef mi gösteriyor?” Değil, tabiî ki. Kullar için imkânsız olan, Allah için çok kolaydır. O zaman Allah’ın gösterdiği hedefler neyse, onlar için zor olabilir ama Allah için çok kolaydır.
Allah’ın insanlara gösterdiği 1. hedef, Allah’ın Zat’ına ulaşmak. Allah’ın yardımı olmadan tabiî ki mümkün değil. İşte Zumer Suresi’nin 54. âyet-i kerimesinde Allah bunu söylüyor.
ZUMER-54: Ve enîbû ilâ rabbikum ve eslimû lehu min kabli en ye’tiyekumul azâbu summe lâ tunsarûn(tunsarûne).
Ve Rabbinize (Allah'a) yönelin (ruhunuzu Allah'a ulaştırmayı dileyin)! Ve size azap gelmeden önce O'na (Allah'a) teslim olun (ruhunuzu, vechinizi, nefsinizi, iradenizi Allah'a teslim edin). (Yoksa) sonra yardım olunmazsınız.
Öyleyse buradan anlıyoruz ki dünya hayatını yaşarken ruhumuzu Allah’a ulaştırmak, Allah’ın yardımı ile gerçekleşecek. Allah’ın yardımıyla gerçekleşecek olan bu vetirede bizim sorumluluğumuz ne? Biz sadece dileyeceğiz. Allah serbest iradeyi bize vermiş. Bu serbest irademizi kullanarak ilâhî iradeden talep edeceğiz: “Allah’ım, Sen bizden ruhumuzu teslim etmemizi istiyorsun. Ben de ruhumu Sana teslim etmek istiyorum.” Tamam, irademizi kullandık. Ama bundan sonra tamamen Allah’ın garantisinde. Allah bu talebi kimin kalbinde görürse onun ruhunu Allah Kendisine ulaştırıyor.
Nasıl mı yapıyor? İşte Rûm 31’de: “Kim Allah’a ulaşmayı dilerse ve takva sahibi olursa, onun ruhunu Ben Kendime ulaştıracağım.” diyor.
RÛM-31: Munîbîne ileyhi vettekûhu ve ekîmûs salâte ve lâ tekûnû minel muşrikîn(muşrikîne).
O'na (Allah'a) yönelin (Allah'a ulaşmayı dileyin) ve O'na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın.
Şûrâ 13’de yine aynı şekilde:
ŞÛRÂ-13 ... kebure alâl muşrikîne mâ ted'ûhum ileyhi, allâhu yectebî ileyhi men yeşâu ve yehdî ileyhi men yunîb(yunîbu).
... Allah, dilediğini Kendisine seçer ve O'na yöneleni, Kendisine ulaştırır (ruhunu hayatta iken Kendisine ulaştırır).
Enfâl 29’da:
ENFÂL-29: Yâ eyyuhellezîne âmenû in tettekullâhe yec’al lekum furkânen ve yukeffir ankum seyyiâtikum ve yagfir lekum, vallâhu zul fadlil azîm(azîmi).
Ey âmenû olanlar! Allah'a karşı takva sahibi olursanız sizi furkan (hak ve bâtılı ayırma özelliği) sahibi kılar! Ve sizden (sizin) günahlarınızı örter ve size mağfiret eder (günahlarınızı sevaba çevirir). Ve Allah, büyük fazl sahibidir.
“Eğer takva sahibi olursanız Allah size Rahîm esmasıyla tecelli eder ve furkânlar verir.” Ve 7 furkân, 12 tane ihsanla mürşidinize ulaştırır. Mürşidine tâbî olan kişinin ruhunu da Allah Kendisine ulaştırır.
Yani görüyorsunuz ki din kolaylıktır, zorluk değil. Din kimler için zordur? Allah’ın yardımını almayan insanlar için. Ama Allahû Tealâ yardım yapmaya her zaman hazır.
Efendimiz’in anlattığı bir kıssa var. Üniversite talebesi olan çocuk ablasına telgraf gönderiyor, diyor ki: “Ben sınıfta kaldım, babamı hazırla.” Abla cevap veriyor: “Baban hazır, sen kendini hazırla.”
Yani önemli olan bizim kendimizi hazırlamamız. Allah daima hazır. Biz Allah’a ulaşmayı diliyoruz. İnsanlar için zor ama Allah için çok kolay. Biz mürşidi Allah’tan istiyoruz. “Bu devirde mürşid mi olur? Çok zor.” Ama Allah için çok kolay. Ruhun teslimi çok zor ama Allah için çok kolay. Fizik vücut teslimi çok zor ama Allah için çok kolay.
Öyleyse daima Allah ile bile olarak hedeflerimize ulaşabiliriz, Allah’ın izniyle.
Öyleyse Allah insanlara ulaşılması zor bir hedef mi gösteriyor? Hayır, değil. Allahû Tealâ herkesi kurtarmaya kararlı ve bize şu dünyadaki en kolay şeyi gösteriyor: Sadece bir dilek. Allah’a ulaşmayı dileyeceksiniz, hepsi bu kadar. Geri kalan herşeyi bize Allah sağlayacak. Garanti ediyor. Ruhumuzu Kendisine ulaştıracak, bütün mutlulukları yaşayacağız. Kimin yardımıyla? Allah’ın yardımıyla.
Kurtulmak istiyorsanız iradenizi kullanmak mecburiyetindesiniz. Sadece iç dünyanızda bir talep olacak: Allah’a ulaşma talebi. Şayet Allah’a ulaşmayı dilemezseniz o zaman 2. seçenek, dünya hayatını talep ediyorsunuz. Dünya hayatını size talep ettiren, güzel gösteren, süsleyen kimdir? Şeytandır.
Hicr Suresi’nin 39-40. âyet-i kerimelerinde ne diyor?
HİCR-39: Kâle rabbi bi mâ agveytenî le uzeyyinenne lehum fil ardı ve le ugviyennehum ecmeîn.
(İblis şöyle) dedi: “Rabbim, beni azdırmandan dolayı, onlara mutlaka yeryüzünde (azgınlığı) süsleyeceğim ve mutlaka onların hepsini azdıracağım.
HİCR-40: İllâ ıbâdeke minhumul muhlasîn(muhlasîne).
Ancak onlardan muhlis olan kulların müstesna.
“Beni azdırmana yemin ederim, yeryüzünü onlara süsleyeceğim.” İblis devamlı kişinin dünya hayatının peşinden koşmasını sağlıyor. “Ama hepsini saptıracağım.” dediği zaman Allah, “Hayır, ihlâs sahibi kullarım müstesna.” buyuruyor.
Öyleyse bu talebin sahibi ise bir sürü günahımız da olsa Allah gideceğimiz yerin cennet olduğu müjdesini veriyor ve mutlaka bizi cennetine alıyor. Allahû Tealâ’nın dizaynı budur, inşaallah.