Muhterem Hocam, ruhun ölümden evvel Allah’a ulaştırılması emri günümüzde bilerek mi gizlenmektedir?
Soru
Muhterem Hocam, ruhun ölümden evvel Allah’a ulaştırılması emri günümüzde bilerek mi gizlenmektedir?
Cevap
İblis insanların baş düşmanıdır. Tek bir hedefi var: İnsanların mutsuz olması. Allah’ın indirdiği bütün kutsal kitaplarda insan için vazettiği hedef mutluluktur. Hem bu dünyada mutlu olsun insan hem de ahirette cennetin sahibi olsun ister.
O zaman eğer iblis insanların mutsuz olmasını istiyorsa öncelikle, insanları kutsal kitaplara ulaşmaktan men edecektir.
A’râf 16-17’de “Senin Sırât-ı Müstakîm’ine oturacağım. Sağlarından, sollarından, önlerinden, arkalarından gireceğim. Onların çoğunu şükredici bulmayacaksın.” Yani onları küfürde tutacağım.
A'RÂF-16: Kâle fe bimâ agveytenî le ak'udenne lehum sırâtekel mustekîm(mustekîme).
(İblis): “Bundan sonra, beni azdırman sebebiyle, mutlaka Senin Sıratı Mustakîmin'e onlara karşı (mani olmak için) oturacağım.” dedi.
A'RÂF-17: Summe le âtiyennehum min beyni eydîhim ve min halfihim ve an eymânihim ve an şemâilihim, ve lâ tecidu ekserehum şâkirîn(şâkirîne).
Sonra, elbette onlara, önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından geleceğim ve onların çoğunu şükredenlerden bulmayacaksın.
İblis ne yapıyor? Bakara 6-7’de onları, (küfürde tuttuğu insanları) “Sen onları uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir. Onlar îmân etmeyeceklerdir.” Allah’a ulaşmayı dilemeyecektir.
BAKARA-6: İnnellezîne keferû sevâun aleyhim e enzertehum em lem tunzirhum lâ yu’minûn(yu’minûne).
Onlar muhakkak ki kâfirdirler. Onları ikaz etsen de etmesen de onlar için eşittir (birdir), mü'min olmazlar.
BAKARA-7: Hatemallâhu alâ kulûbihim ve alâ sem’ihim, ve alâ ebsârihim gışâveh(gışâvetun), ve lehum azâbun azîm(azîmun).
Allah onların kalplerinin üzerini ve işitme (sem'î) hassasının üzerini mühürledi ve görme (basar) hassasının üzerine gışavet (perde) çekti. Onlar için azîm (büyük) azap vardır.
İşte bu Allah’a ulaşmayı dilemeyenlerin hassalarına Allah engeller koyuyor. O zaman kendi görevini üstlenmeyen bu insanlar, Allah’ın görevine soyunuyorlar ve nefslerini ilâh ediniyorlar.
Câsiye 23’te de bu konuyu dile getiriyor.
CÂSİYE-23: E fe reeyte menittehaze ilâhehu hevâhu ve edallehullâhu alâ ilmin ve hateme alâ sem’ihî ve kalbihî ve ceale alâ basarihî gışâveh(gışâveten), fe men yehdîhi min ba’dillâh(ba’dillâhi), e fe lâ tezekkerûn(tezekkerûne).
Hevasını kendisine ilâh edinen kişiyi gördün mü? Ve Allah, onu ilim (onun faydasız ilmi) üzere dalâlette bıraktı. Ve onun işitme hassasını ve kalbini mühürledi. Ve onun basar (görme) hassasının üzerine gışavet (perde) çekti. Bu durumda Allah'tan sonra onu kim hidayete erdirir? Hâlâ tezekkür etmez misiniz?
“Hevasını ilah edineni görmedin mi? Bir ilim üzere onları dalâlette bıraktı. Kalbini, kulaklarını mühürledi. Gözlerinde gışavet adlı bir perde var.” Sebep, Allah’ın âyetlerine îmân etmemesi. İblis geliyor, Sıratı Mustakîm’e oturuyor. Bir taraftan Allah Resûlü birinci görev olarak âyetleri tilâvet ediyor, öbür taraftan İblis devreye giriyor, onu âyetleri inkâra, yani âyetlere îmân etmemeye götürüyor.
Nasıl yapıyor bu İblis? Ona dünya hayatını daha cazip göstererek. Ve böyle olunca da o kişi Allah’a ulaşmayı dilemediği takdirde o zaman hassaları engelleniyor. O kişi bakıyor ama görmüyor, duyuyor ama işitmiyor ve idrak etmiyor. Böyle olan kişilerin gideceği yer cehennem.
İşte içinde yaşamakta olduğumuz çağa damgasını vuracak olan konu hidayettir. “Ruh vücuttan ayrılırsa insan ölür.” inancı sebebiyle insanlar hidayet kavramını yok etmiştir. Hidayetin inkâr edilmesi, örtülmesi, gizlenmesi Allah’ın indinde büyük öneme ait bir konudur. Hidayetin örtülmesi, inkâr edilmesi, gizlenmesi gerçekten önemli bir konu. Çünkü insanların kurtuluşu buna bağlıdır.
Türkiye’de basılı olan 43 tane Kur’ân-ı Kerîm tefsirini ya da mealini inceledik. Bu hakikatin hepsinde örtüldüğünü görüyoruz. Örneğin meallerin hepsi Ankebût Suresi’nde ölümden sonra, hatta kıyâmet günü Allah’a dönüşten bahsetmiş.
Ra’d Suresi’nin 21. âyet-i kerimesi Kur’ân meallerinde ruhun Allah’a dönüşü olarak değil, akrabalık bağlarını kuvvetlendirmek şeklinde ifade edilmiş.
ANKEBÛT-5: Men kâne yercû likâallâhi fe inne ecelallâhi leât(leâtin), ve huves semîul alîm(alîmu).
Kim Allah'a mülâki olmayı (hayattayken Allah'a ulaşmayı) dilerse, o takdirde muhakkak ki Allah'ın tayin ettiği zaman mutlaka gelecektir (ruhu mutlaka hayattayken Allah'a ulaşacaktır). Ve O; en iyi işiten, en iyi bilendir.
RA'D-21: Vellezîne yasılûne mâ emerallâhu bihî en yûsale ve yahşevne rabbehum ve yehâfûne sûel hisâb(hisâbi).
Ve onlar Allah'ın (ölümden evvel), Allah'a ulaştırılmasını emrettiği şeyi (ruhlarını), O'na (Allah'a) ulaştırırlar. Ve Rab'lerine karşı huşû duyarlar ve kötü hesaptan (cehenneme girmekten) korkarlar.
Öyle olunca da bu hurafe sebebiyle “İrciî emri bir ölüm emridir. Ruh vücuttan çıkarsa insan ölür.”
Böylece ‘Hidayet’ bu şekilde gizlenmiş oluyor. Allah razı olsun.