Muhterem Hocam, ruhun ölümünden önce Allah’a ulaşması neden önemlidir?
Soru
Muhterem Hocam, ruhun ölümünden önce Allah’a ulaşması neden önemlidir?
Cevap
Kur’ân’ın olmazsa olmaz temel şartı, “Ruhun ölmeden evvel Allah’a ulaşması” konusunda kişinin Allah’tan yapacağı taleptir. Ruhunu ölmeden evvel Allah’a ulaştırması o kişiyi Allah’ın indinde velî kılar, velâyet makamının sahibi yaparlar. Bunun adı hidayete ermektir. Bunun neticesinde kişinin her bir derecesine karşılık Allah’tan 700 kat ni’met alması söz konusudur.
Dünya hayatını yaşarken ruhunu Allah’a ulaştırmayı dilemeyen herkesin gideceği yer mutlak olarak cehennemdir. Bu sebeple Nebîler sultanı peygamber Efendimiz (S.A.V):
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Acluni Keşfu'l Hafa c.2, shf:291 (2669) - 14. Basamak
«MÛTU KABLE EN TEMÛTU»
«qatlaa qabl 'an tamut»
«اقتلی قبل أن تموت»
"Ölmeden evvel ölün, Allah'a dönün ki, (ölmeden önce ruhunuzu Allah'a ulaştırınız ki, teslim ediniz ki) Allah size ondan yedi yüze kadar artan yardımlarda bulunsun."
Nisâ Suresi’nin 58. âyet-i kerimesinde de: Allah’a emanetleri, sahibi olan Allah’a iade etmenizi, teslim etmenizi emreder.
NİSÂ-58: İnnallâhe ye’murukum en tueddûl emânâti ilâ ehlihâ ve izâ hakemtum beynen nâsi en tahkumû bil adl(adli), innallâhe niımmâ yeızukum bih(bihî), innallâhe kâne semîan basîrâ(basîran).
Muhakkak ki Allah, emanetleri sahibine teslim etmenizi ve insanlar arasında hakemlik yaptığınız zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Muhakkak ki Allah, onunla (bununla) size ne güzel öğüt veriyor. Ve muhakkak ki Allah, en iyi işiten ve en iyi görendir.
Başlangıç noktasında ruhumuz bir emanettir.
Ahzâb Suresi’nin 72. âyet-i kerimesinde:
AHZÂB-72: İnnâ aradnel emânete ales semâvâti vel ardı vel cibâli fe ebeyne en yahmilnehâ ve eşfakne minhâ ve hamelehal insân(insânu), innehu kâne zalûmen cehûlâ(cehûlen).
Muhakkak ki Biz, emaneti göklere, arza ve dağlara arz ettik (sunduk, teklif ettik). Onu yüklenmekten çekindiler ve ondan korktular. Ve insan onu yüklendi. Muhakkak ki o (nefs), çok zalimdir, çok cahildir.
Allahû Tealâ emaneti, ruhu göklere, yerlere, dağlara ve arasındakilerin hepsine yüklensin diye teklifte bulunuyor. Hiçbiri yüklenmiyor ve fizik bedenle nefs … Nefs olduğunu nereden anlıyoruz? Nefsin iki tane âfetini âyette zikrederek anlıyoruz. “Cahil ve zalim olan” nefsle fizik beden birlikte bu emaneti yükleniyorlar.
Ruhun hayattayken Allah’a ulaşması, fizik bedenin şeytana kul olmaktan kurtulmasını, nefsin de 7 kademede tezkiye olmasını sağlar. O sebeple iki grup insan var: Hayattayken ruhunu Allah’a ulaştıranlar, bir de dünya hayatını yaşarken Allah’a ulaşmayı dilemeyen, dünya hayatını dileyenler.
Allahû Tealâ onlar için A’râf 40’ta: “Onlara gök kapıları açılmaz. Deve iğne deliğinden geçinceye kadar onlar cennete giremezler.” buyuruyor. Devenin iğne deliğinden geçmesi, herşeyin aslına rücu etmesi, yani enerjiye dönüşmesini ifade ediyor.
A'RÂF-40: İnnellezîne kezzebû bi âyâtinâ vestekberû anhâ lâ tufettehu lehum ebvâbus semâi ve lâ yedhulûnel cennete hattâ yelicel cemelu fî semmil hiyât(hiyâti) ve kezâlike neczîl mucrimîn(mucrimîne).
Muhakkak ki âyetlerimizi yalanlayanlar ve onlara kibirlenenler; onlara gök kapıları açılmaz (ruhlarını hayatta iken Allah'a ulaştıramazlar). Deve (veya urgan) iğne deliğinden geçmedikçe cennete giremezler. Mücrimleri (suçluları) işte böyle cezalandırırız.
Fecr Suresi’nin 27, 28, 29 ve 30. âyet-i kerimelerinde Allahû Tealâ nefsimizin tezkiyesi ile ruhumuzun gök katlarında yükselebileceğini ve fizik vücudun şeytana o şekilde kul olmaktan kurtulacağını beyan ediyor.
FECR-27: Yâ eyyetuhen nefsul mutmainneh(mutmainnetu). Ey mutmain olan nefs!
FECR-28: İrciî ilâ rabbiki râdıyeten mardıyyeh(mardıyyeten). Rabbine dön (Allah'tan) razı olarak ve Allah'ın rızasını kazanmış olarak!
FECR-29: Fedhulî fî ibâdî. (Ey fizik vücut!) O zaman, (nefsini tezkiye ettiğin ve ruhunu Allah'a ulaştırdığın zaman Bana kul olursun) kullarımın arasına gir.
FECR-30: Vedhulî cennetî. Ve cennetime gir.
NEFS-İ MUTMAİNNE 4.GÖK KATI
FECR-27 : Yâ eyyetuhân nefsul mutmainnetu.
Ey mutmain olan nefs!
RAHMET %2 - FAZIL %28
NEFS-İ MUTMAİNNE 21 Bin Zikir 4. Gök Katı
NEFS-İ MÜLHİME 19 Bin Zikir 3. Gök Katı
NEFS-İ LEVVAME 17 Bin Zikir 2. Gök Katı
NEFS-İ EMMARE 15 Bin Zikir 1. Gök Katı
Kişi emmarede, 15 bin zikirle emmareyi geçer. 17 bin zikirle levvame, 19 bin zikirle mülhime, 21 bin zikirle mutmainne... Allahû Tealâ mutmain olanlara sesleniyor.
FİZİK VÜCUT, “ALLAH” zikrini çeker.
NEFS’in kalbi, % 51 nurlanır (RAHMET %2 + FAZL %49 = % 51 NUR).
RUH, 7 gök katını çıkarak ALLAH’A ulaşır.
NEFSİ TEZKİYE - 33 BİN ZİKİR - 7. GÖK KATI
FÂTIR–18: Ve kim tezkiye olursa (nefsini tezkiye ederse), o taktirde bunu sadece kendi nefsi için yapar. Ve dönüş (varış) Allah’adır (Nefs tezkiyesi ile ruh Allah’a döner, ulaşır).
MUZZEMMİL - 8 Ve Rabbinin ismini zikret ve herşeyden kesilerek O’na ulaş.
NEFSİ MARDİYE - 25 BİN ZİKİR - 6. GÖK KATI
FECR–28: Rabbine dön (Allah’tan) razı olarak ve Allah’ın rızasını kazanmış olarak!
NEFSİ RÂDİYE - 23 BİN ZİKİR - 5. GÖK KATI
FECR–28: Rabbine dön (Allah’tan) razı olarak ve Allah’ın rızasını kazanmış olarak!
NEFSİ MUTMAİNNE - 21 BİN ZİKİR - 4. GÖK KATI
FECR–27: Ey mutmain olan nefs!
NEFSİ MÜLHİME - 19 BİN ZİKİR - 3. GÖK KATI
ŞEMS–8: Sonra ona (nefse) fücûrunu ve takvâsını ilham etti.
NEFSİ LEVVÂME - 17 BİN ZİKİR - 2. GÖK KATI
KIYÂME–2: Ve hayır, levvame (kınayan) nefse yemin ederim.
NEFSİ EMMÂRE - 15 BİN ZİKİR - 1. GÖK KATI
YÛSUF–53: Ve ben, nefsimi ibra edemem (temize çıkaramam). Muhakkak ki nefis, mutlaka sui olanı emreder. Rabbimin Rahîm esmasıyla tecelli ettiği (nefsler) hariç...
23 bin zikirle Rabbinden razı ol, 25 bin zikirle Allah senden razı olsun ve 33 bin zikirle nefsin 7 kademede tezkiye olsun, ruh da 7 gök katına ulaşsın ve böylece 7 âlemi geçerek Allah’ın Zât’ına ulaşsın. Bu durumda da fizik vücut şeytana kul olmaktan kurtulsun, Allah’a kul olsun.
İşte bütün bu muhtevayı Allahû Tealâ Fecr 27, 28, 29 ve 30’da veriyor, inşaallah, Allah razı olsun.