Muhterem Hocam, ruhun ölümünden önce Allah’a ulaşmayacağına inanmak, hidayete karşı dalâleti satın almak mânâsına mı gelir?
Soru
Muhterem Hocam, ruhun ölümünden önce Allah’a ulaşmayacağına inanmak, hidayete karşı dalâleti satın almak mânâsına mı gelir?
Cevap
Ruhun ölümden önce Allah’a ulaşmayacağına inanmak, hidayete karşı dalâleti satın almak mânâsına gelir mi? Gelir. Hidayet, insan ruhunun ölmeden önce Allah’a ulaşmasıdır. Allah’a ulaşmayı dilemeyen hiç kimse hidayete eremez. Bunlar hidayete karşılık dalâleti satın alanlardır.
Bir insan rüşde ulaşıncaya kadar sorumluluğu yoktur. Ama 15 yaşından sonra sorumluluk olur. Bu noktadan sonra Allah’ın yolunu seçmeyen herkes, dalâleti hidayet karşılığı satın almıştır.
Allahû Tealâ Bakara Suresi’nin 16. âyet-i kerimesinde:
BAKARA-16: Ulâikellezîneşterevûd dalâlete bil hudâ, fe mâ rabihat ticâretuhum ve mâ kânû muhtedîn(muhtedîne).
İşte onlar, o kimselerdir ki, hidayet ile dalâleti satın aldılar. Fakat onların ticareti, onlara hiç kâr sağlamadı ve hidayete ermiş değillerdi.
Allah’ın yolunu seçmeyen herkes dalâleti hidayet karşılığı satın almış olan birileridir. Bu insanlar Allah’a ulaşmaktan şüphe içinde olanlardır. Halbuki Allahû Tealâ hem Bakara 120’de hem de Âli İmrân 73’te açıkça ifade ediliyor.
Bakara 120’de: “kul inne hudâllâhi huvel hudâ.”
BAKARA-120: Ve len terdâ ankel yahûdu ve len nasârâ hattâ tettebia milletehum kul inne hudâllâhi huvel hudâ ve leinitteba’te ehvâehum ba’dellezî câeke minel ilmi, mâ leke minallâhi min veliyyin ve lâ nasîr(nasîrin).
Ve sen onların dinine tâbî olmadıkça (uymadıkça) ne yahudiler ve ne de hristiyanlar senden asla razı olmazlar. De ki: “Muhakkak ki Allah'a ulaşmak (Allah'ın kendisine ulaştırması) işte o, hidayettir.” . Sana gelen ilimden sonra eğer gerçekten onların hevalarına uyarsan, senin için Allah'tan bir dost ve bir yardımcı yoktur.
“Ve len terdâ ankel yahûdu ve len nasârâ hattâ tettebia milletehum.” Yahudiler, sen onların dinine tâbî olmadıkça senden razı olmazlar.
Âli İmrân 73’te de aynı şey ifade ediliyor. “Kul inne’l-hüdâ hüdallâh.” “De ki: ‘Muhakkak ki hidayet Allah’a ulaşmaktır.”
ÂLİ İMRÂN-73: Ve lâ tu’minû illâ li men tebia dînekum, kul innel hudâ hudallâhi en yu’tâ ehadun misle mâ ûtîtum ev yuhâccûkum inde rabbikum, kul innel fadla bi yedillâh(yedillâhi), yu’tîhi men yeşâ’(yeşâu), vallâhu vâsiun alîm(alîmun).
Ve (Ehli Kitap): “Sizin dininize tâbî olandan başkasına inanmayın.” (dediler). (Habibim onlara) De ki: “Muhakkak ki hidayet Allah'a ulaşmaktır. (İnsanın ruhunun ölmeden önce Allah'a ulaşmasıdır.) Size verilenin bir benzerinin, bir başkasına verilmesidir.” Yoksa onlar, Rabbiniz'in huzurunda, sizinle çekişiyorlar mı? (Onlara) De ki: “Muhakkak ki fazl Allah'ın elindedir. Onu dilediğine verir.” Ve Allah, Vâsi'dir (ilmi geniştir, herşeyi kapsar), Alîm'dir (en iyi bilendir).
Hâlbuki kutsal kitaplardaki hedef hep aynı: Allah’a ulaşmayı dilemek, mürşide tâbiiyet, ruhun teslimi, fizik vücudun teslimi, irşad ve iradenin teslimi olmak üzere 7 safhanın 7’si de bütün kutsal kitaplarda Allah tarafından hep açıklanmıştır. Allah razı olsun.