Muhterem Hocam, “Seviniz, sevdiriniz; nefret etmeyiniz, nefret ettirmeyiniz.” sözünü hayatımızda ve çevremizdeki insanlara faydalı olmak için nasıl idrak etmeliyiz?

Soru

Muhterem Hocam, “Seviniz, sevdiriniz; nefret etmeyiniz, nefret ettirmeyiniz.” sözünü hayatımızda ve çevremizdeki insanlara faydalı olmak için nasıl idrak etmeliyiz?

Cevap

"Sevgili kardeşlerim, ruhumuzun 19 hasletinden bir tanesi sevgidir. Ruhun kalbindeki sevgiyle kişi sadece Allah'tan hoşlanır. Ama asıl hedef, Allah'ın sevdiğini sevmektir. Bu da etrafımızdaki insanlardır. Yani dînin bidayetinde sevgi var, ama nihayetinde ise; bütün mahlûkatı sevmek var. İşte "seviniz ve sevdiriniz." Her şeyden evvel biz etrafımızdaki insanları seveceğiz.

Nebîler sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V)'e birisi geliyor, diyor ki: "Ya Resulallah, ben falanı seviyorum." Allah Resulü (S.A.V) Efendimiz: "Ona bildirdin mi?" diyor. "Hayır." diyor. "O zaman git, ona söyle." Ve gidiyor, ona olan sevgisini izah ediyor. "Şimdi oldu." diyor.

Öyleyse biz eğer etrafımızdaki insanları seviyorsak, "bu sevgi kalbimizde var, ona söylemeye gerek yok" olayı tamamen yanlış. Sevdiğimizi her vesileyle onlara ulaştırmak, o hissiyatı onlara aktarmakla vazifeliyiz. Onlar da bilsin. Onun için sevgi sözcüğünü devamlı tekrar edip "Seni çok seviyorum, seni çok seviyorum." diyerek ve bu ikili bazda 'birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için olmak' söz konusu. İşte bir kişi kendi dışındaki bütün insanları sevecek. Ama o seviyor diye bu iş olmuyor. "Sevdiriniz." Bu sefer etrafındaki insanlar birbirini sevmiyorsa, o etrafındaki insanları da birbirine sevdirmek her halükârda gereklidir.

Ne ile seveceğiz? "Yaradılanı severiz, yaradandan ötürü." O zaman "seviniz" lafı ortalıkta kalmamalı. Kişi diyor ki: "Ben Allah'ı seviyorum." O zaman soruyoruz: "Sen ne kadar zikrediyorsun?" Belki namazlarda zikrediyor, o kadar. Bu, Allah'ın istediği seviyede değil.

Allah sevgisinin alamet-i farikası zikirdir. 3 saat zikreden bir insan Allah'ı az seviyordur. 12 saatin altındaki bir zikir, Allah'ı az seviyor; o kişi kendi nefsini Allah'ın önünde tutuyor. Ama ne zaman çok zikrederse, 12 saat ve daha fazla zikrederse, o zaman o kişi Allah'ı kendisinden daha fazla seviyor. Daimî zikirde, artık o kişi aşk seviyesinde Allah'ı seviyordur.

İşte bize düşen kesinlikle etrafımızdaki insanları sevmemiz. Ama "yaradılanı severiz; etraftaki insanları severiz fakat yaradandan ötürü." Yaradana olan sevgimiz, insana olan sevgimize yansıyor. O zaman bunun da ölçüsü zikirdir. Ne kadar zikredersek o kadar Allah'ı çok severiz, o kadar insanları çok severiz. Ama aynı zamanda insanları da birbirine sevdirtmemiz lazım. O zaman insanları birbirine sevdirmek için de kesinlikle onların da barış içinde olması, birbirini sevmeleri noktasında onları Allah'a davet etmemiz lazım. "Nefret etmeyin ve nefret ettirmeyin." Nebîler sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) şöyle buyuruyor:

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Buhârî, Edeb, 57, 62.

"Birbirinizden nefret etmeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin. Ey Allah'ın kulları, kardeş olun!"

O zaman o noktada da bizim bir vazifemiz var. Hayatımızda, çevremizdeki insanları birbirine sevdirmek, insanlara faydalı olmak için zikri öne geçirmek ve onların barış içinde, huzur içinde, yardımlaşarak, paylaşarak bir hayat yaşamaları noktasında biz de kendimize düşeni yapmalıyız inşallah. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20262 dk okuma0