Muhterem Hocam, şeytanın bizi zikirden alıkoyması olayı nasıl oluyor? Bundan kurtulmak ve zikrimizi artırmak için nasıl bir düşünce yapısına sahip olmalıyız?

Soru

Muhterem Hocam, şeytanın bizi zikirden alıkoyması olayı nasıl oluyor? Bundan kurtulmak ve zikrimizi artırmak için nasıl bir düşünce yapısına sahip olmalıyız?

Cevap

Sevgili kardeşlerim, nefsimizin 19 afetinin hepsi dünyayı talep ediyor. Kin ve nefret, küfür, yalan, haksızlık ve zulüm, haset ve düşmanlık, cehalet, cimrilik, öfke ve gayz, isyan, sabırsızlık, kibir ve gurur, hırs ve şehvet, nankörlük, dedikodu, zan, kötü alışkanlıklar, vefasızlık, mürailik, fitne ve fesat olmak üzere 19 hastalık. Ve şeytan 19 hastalığa tesir ediyor.

O zaman hastalıklardan bir tanesi ne diyelim mesela? Yalan. Adam dünyaya tamah ediyorsa, birisinin arabasını çalmışsa kişi gelip diyor ki: “Sen arabamı çaldın mı?” “Hayır.” diyor. “Ne münasebet!” Yalan söylemeye devam ediyor. Ve o yalan afetini tetikleyen, amplifiye eden, yükselten o iblis. Hedefi ne? Hedefi, ona dünyayı güzel gösterdi iblis. Yani o afet var. Şeytan da tesir etmek suretiyle kişiyi yalana zorluyor. Bunun gibi 19 afet açısından şeytan bize tesir etmek suretiyle bizi dünyaya çekiyor. Hicr Suresinin 39. âyet-i kerimesinde:

15/HİCR-39 Kâle rabbi bi mâ agveytenî le uzeyyinenne lehum fîl ardı ve le ugviyennehum ecmeîn(ecmeîne).

(İblis şöyle) dedi: “Rabbim, beni azdırmandan dolayı, onlara mutlaka yeryüzünde (azgınlığı) süsleyeceğim ve mutlaka onların hepsini azdıracağım.”

Öyleyse iblis bizi nasıl zikirden alıkoyuyor? Dünya hayatını peşkeş çekerek. Allahû Tealâ diyor ki bu dünya bir imtihandır. Allah bizi neyle imtihan ediyor? Bitkiyle, ağaçla mı? Hayır, değil. Bizi insanlarla imtihan ediyor. Diyelim ki en basit, bizi eşimizle imtihan ediyor.

Onun nefsinde de 19 afet var. Bizim nefsimizde de 19 afet var. Ve iblis her zaman pinpon topu gibi insanlarla oynuyor. A’nın karşısına geçiyor, onun nefsinin afetlerini diğerine karşı kışkırtıyor. B’nin karşısına geçiyor, A’ya karşı onu kışkırtıyor. Ve ikisini devamlı kavgaya sürükleyen o. İnsanların hiçbirisi birbiriyle kavga etmek istemiyorlar. Ama ne yazık ki farkında değiller, her saniye, her an kendilerini kavga içinde görüyorlar.

Görmedikleri düşman ne? Şeytan. Allahû Tealâ, A’râf 27’de, şeytan ve avaneleri sizi, sizin onları görmediğiniz yerden görüyor ve sizleri karşı karşıya getiriyor.

7/ARÂF-27 Yâ benî âdeme lâ yeftinennekumuş şeytânu kemâ ahrace ebeveykum minel cenneti yenziu anhumâ libâsehumâ li yuriyehumâ sev’âtihimâ innehu yerâkum huve ve kabîluhu min haysu lâ terevnehum innâ cealnâş şeyâtîne evliyâe lillezîne lâ yu’minûn(yu’minûne).

Ey Âdemoğulları! Şeytan, sizin ebeveyninizi (anne ve babanızı), onların ayıp yerlerinin görünmesi için elbiselerini soyarak, cennetten çıkardığı gibi sakın sizleri de fitneye düşürmesin. Muhakkak ki; o ve onun kabilesi (topluluğu), sizin onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Muhakkak ki; Biz şeytanları mü’min olmayanlara dost kıldık.

O zaman öncelikle şeytanın kapısını zikirle kilitlememiz lâzım. Kavgadan beri olmak istiyorsak o zaman kavga eden taraflardan her ikisinin görevi, birinci etapta kavgayı anladıkları anda hemen zikre başlayacaklar. Zikir şeytanın kapısını kilitliyor.

Her iki taraf zikre başlarsa, şeytanın kapısını kilitlerse o zaman şeytan ikisiyle pinpon topu gibi oynayamayacak. O zaman karşı karşıya getiremeyecek. O zaman zikirle Allah’ın onların kalbine ulaştırdığı rahmetle birbirlerini ne kadar sevdiklerini, ne kadar birbirlerini mutlu etmek istediklerini ifade edecekler ve hiçbir zaman bu dünyada kavga olmayacak.

Ama kavganın devam etmesi demek, insanların kendilerini bilmemesi, nefsini bilmemesi anlamına geliyor. Onun için Yunus diyor ki: “İlim ilim bilmektir. İlim kendini bilmektir. Sen kendini bilmezsen bu nice okumaktır.” Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 18 Ekim 2026Son güncelleme: 18 Ekim 20263 dk okuma0