Muhterem Hocam, Sıratı Mustakîm üzerinde yürürken gaflet içinde olmak mümkün müdür?

Soru

Muhterem Hocam, Sıratı Mustakîm üzerinde yürürken gaflet içinde olmak mümkün müdür?

Cevap

İki grup insan var: 1. Dilinin söylediği kalbinde olanlar. 2. Dilinin söylediği kalbinde olmayanlar.

DİLİNİN SÖYLEDİĞİ KALBİNDE OLMAYANLAR Mâide 41: Ey Resûl! Ağızlarıyla îmân ettik deyip, kalpleri îmân etmeyenlerden küfürde yarışanlar seni üzmesin.... Hucurât-14: Araplar: “Biz âmenû olduk.” dediler. (Onlara) de ki: “Siz âmenû olmadınız (Allah’a ulaşmayı dilemediniz). Fakat: “Teslim olduk.” deyin. Kalplerinize (içine) îmân girmedi..." Âli İmrân-167: ...onlar, îmândan çok küfre yakındırlar. Onlar, kalplerinde olmayan şeyi ağızlarıyla söylüyorlar... Fetih-11: Araplardan muhallefunlar (geride kalanlar), sana: “Mallarımız ve ailelerimiz bizi meşgul etti. Artık bizim için mağfiret dile.” diyecekler. Onlar, kalplerinde olmayanı dilleri ile söylüyorlar... Munâfikûn-1: ...“Biz şehadet ederiz. Muhakkak ki sen, gerçekten Allah’ın Resûl’üsün.” dediler. Ve Allah, muhakkak ki senin, gerçekten Kendisinin Resûl’ü olduğunu biliyor. Ve Allah şehadet eder ki, münafıklar gerçekten yalancıdırlar. Hadîs-i Şerif: “...Bu kimsenin soyundan öyle bir kavim türeyecek ki, onlar Kur’ân’ı okuyacaklar fakat Kur’ân’ın tatlılığı onların gırtlaklarından öteye geçmeyecek...” Müslim 1064/143, Buharî 6123, 6124, Ebu Davud 4764.

DİLİNİN SÖYLEDİĞİ KALBİNDE OLANLAR Bakara-45: Sabırla ve namazla istiane isteyin. Ve muhakkak ki o huşû sahibi olanlardan başkasına elbette ağır gelir. Bakara-46: Onlar ki, Rab’lerine muhakkak mülâki olacaklarına ve O’na döneceklerine yakîn derecesinde inanırlar. En’âm-125: Öyleyse Allah kimi Kendisine ulaştırmayı dilerse onun göğsünü yarar ve (Allah’a) teslime açar... En’âm-36: (Davete) ancak işitenler icabet eder. Ve Allah, ölüleri (ölü olan sem’î isimli işitme hassasını, ölü olan fuad isimli idrak hassasını, ölü olan basar isimli görme hassasını) diriltir... Enfâl-29: Ey âmenû olanlar! Allah’a karşı takva sahibi olursanız sizi furkan sahibi kılar! Ve sizden günahlarınızı örter ve size mağfiret eder. Hacc-54: Ve kendilerine ilim verilenlerin onun söylediklerinin Rabbinden bir hak olduğunu bilmeleri, O’na îmân etmeleri, onların kalplerinin O’nu idrak etmesi içindir. Muhakkak ki Allah, âmenû olanları mutlaka Sıratı Mustakîm’e hidâyet edendir. Kaf-33: Gaybda Rahmân’a huşû duyanlar ve münîb (Allah’a ulaşmayı dileyen) bir kalple (Allah’ın huzuruna) gelenler (için).

İşte şu anda dilin söylediği kalbinde olanlar; onlar Allah’a ulaşmayı dileyenlerdir. Ama dilin söylediği kalbinde olmayanlar; onlarda Allah’a ulaşmayı dileyenlerdir ama dilden söylüyor, fakat kalpten söylemiyor.

İşte Mâide 41’de: “…Ağızlarıyla îmân ettik deyip, kalpleri îmân etmeyenler…” Hucurât 14: “…Biz mü’min olduk." Hayır, “Siz mü’min olmadınız. Kalbinize îmân girmedi...” Fetih 11’de: “…Onlar, kalplerinde olmayanı dilleri ile söylüyorlar...”

Öyleyse bu tip insanlar elbette zikir yapsalar dahi kurtuluşa eremezler. Çünkü kalplerine girmiyor. İnsanların Allah’ın koyduğu Kur’ân’lardan (emirlerden) haberdar olmaması hali gaflettir. Kişi namazını kılabilir, sohbet dinleyebilir; ama kalp Allah’ın âyetlerinden gerçek niyetten kopuksa, bu yürüyüş gaflet içinde bir yürüyüş olur. Bunun sonucu, şeklen doğru yol üzerinde olsa bile gerçek irşad ve hidayete ulaşamamaktır. Kişi farkında olmadan dalâlette kalır.

Kim Allah’a ulaşmayı dilerse, o gafletten kurtulur. O kişinin ruhu vücuttan ayrılır, Sıratı Mustakîme ulaşır ve Allah’a doğru yola çıkar. Böyle bir olay yoksa, o kişi Allah’ın yolunda değildir. Allah böyle insanları gaflet uykusu içerisinde olarak niteler. İlimleri faydasız ilim olarak niteler (Câsiye 23’te belirtildiği gibi).

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20263 dk okuma4