Muhterem Hocam, sizi ilk defa dinledim. Çok ağladım, içim coştu. Söylediklerinizi nasıl yaşayabilirim, bu konuda yardımcı olur musunuz?

Soru

Muhterem Hocam, sizi ilk defa dinledim. Çok ağladım, içim coştu. Söylediklerinizi nasıl yaşayabilirim, bu konuda yardımcı olur musunuz?

Cevap

Sevgili kardeşlerim, sadece Allahû Tealâ'nın senden istediği şey, kalpten Allah'a ulaşmayı dilemek. Bunun sağlaması var mı? Hani matematik öğrenenler bilirler, bir problemi çözdüğünüz an hemen hoca ne der: “Sağlamasını yaptınız mı?” İslâm'ın sağlaması nedir? İslâm'ın sağlaması mutluluktur. Yani siz “Ben dini yaşıyorum.” dediğiniz an, o zaman sual sorulur size: “Mutlu musun?”

İşte Sevgili kardeşlerim, İslâm'ın sağlaması da bu. Allah'a ulaşmayı dilediğiniz an, Allah bu talebi kalbinizde görürse, mutlak surette Allah'ın garantisine giriyorsunuz. Allah sizin ruhunuzu kendisine ulaştırıyor ve size üç tane cennet, dünya saadetinin yarısını ne yapıyor, hibe ediyor, hediye ediyor ve size kesinlikle onu takdim ediyor.

Öyleyse “Ben bu söylediklerinizi yaşamak istiyorum.” diyen kardeşimize bizim tavsiyemiz ne? Kalpten ulaşmayı dile. Belki diyeceksin ki “Ben diledim.” Ama bu dilediğin kalbinde yoksa, dilediğini zanneden birisisin. Dilediğinin nerede olması lâzım? Kalpten olması lâzım.

İşte kalbinde olanı diliyle söyleyenler, kalbinde olanı diliyle söylemeyenler. İki tane slaytımız var, beraberce bakalım.

DİLİNİN SÖYLEDİĞİ KALBİNDE OLMAYANLAR

Mâide 41: Ey Resûl! Ağızlarıyla îmân ettik deyip, kalpleri îmân etmeyenlerden küfürde yarışanlar seni üzmesin....

Hucurât-14: Araplar: “Biz âmenû olduk.” dediler. (Onlara) de ki: “Siz âmenû olmadınız (Allah’a ulaşmayı dilemediniz). Fakat: “Teslim olduk.” deyin. Kalplerinize (içine) îmân girmedi...

Âli İmrân-167: ...onlar, îmândan çok küfre yakındırlar. Onlar, kalplerinde olmayan şeyi ağızlarıyla söylüyorlar...

Fetih-11: Araplardan muhallefunlar (geride kalanlar), sana: “Mallarımız ve ailelerimiz bizi meşgul etti. Artık bizim için mağfiret dile.” diyecekler. Onlar, kalplerinde olmayanı dilleri ile söylüyorlar...

Munâfıkûn-1: ...“Biz şehadet ederiz. Muhakkak ki sen, gerçekten Allah’ın Resûl’üsün.” dediler. Ve Allah, muhakkak ki senin, gerçekten Kendisinin Resûl’ü olduğunu biliyor. Ve Allah şehadet eder ki, münafıklar gerçekten yalancıdırlar.

Hadîs-i şerrîf: “...Bu kimsenin soyundan öyle bir kavim türeyecek ki, onlar Kur’ân’ı okuyacaklar fakat Kur’ân’ın tatlılığı onların gırtlaklarından öteye geçmeyecek...”

Müslim 1064/143, Buharî 6123, 6124, Ebu Davud 4764

DİLİNİN SÖYLEDİĞİ KALBİNDE OLANLAR

Bakara-45: Sabırla ve namazla istiane isteyin. Ve muhakkak ki o huşû sahibi olanlardan başkasına elbette ağır gelir.

Bakara-46: Onlar ki, Rab’lerine muhakkak mülâkî olacaklarına ve O’na döneceklerine yakîn derecesinde inanırlar.

En’âm-125: Öyleyse Allah kimi Kendisine ulaştırmayı dilerse onun göğsünü yarar ve (Allah’a) teslime açar...

En’âm-36: (Davete) ancak işitenler icabet eder. Ve Allah, ölüleri (ölü olan sem’î isimli işitme hassasını, ölü olan fuad isimli idrak hassasını, ölü olan basar isimli görme hassasını) diriltir...

Enfâl-29: Ey âmenû olanlar! Allah’a karşı takva sahibi olursanız sizi furkan sahibi kılar! Ve sizden günahlarınızı örter ve size mağfiret eder.

Hacc-54: Ve kendilerine ilim verilenlerin onun söylediklerinin Rabbinden bir hak olduğunu bilmeleri, O’na îmân etmeleri, onların kalplerinin O’nu idrak etmesi içindir. Muhakkak ki Allah, âmenû olanları mutlaka Sıratı Mustakîm’e hidâyet edendir.

Kaf-33: Gaybda Rahmân’a huşû duyanlar ve münîb (Allah’a ulaşmayı dileyen) bir kalple (Allah’ın huzuruna) gelenler (için).

Kalbinde olmayanı söyleyenler, onlar yalan söyleyenler. Ama kalbinde olanı söyleyenler. Bakın, dilinin söylediği kalbinde olmayanlar; dil söylüyor: “Ben Allah'a ulaşmayı diledim.” diyor. Ama kendisine soruyoruz: “Zikirden ne haber?” “Vallahi, zikri sevmiyorum.” O da nereden çıktı? O zaman bu “Ben Allah'a ulaşmayı diledim.” diyor ve zikir sevmiyorsa, bu kişi ne yapmıştır? Sadece diliyle söylüyor. Kesinlikle o dilinin söylediği nerede yoktur, kalbinde yoktur. Âyetlere bakın: Mâide 41, Hucurât 14, Âli İmrân 167, Fetih 11, Munâfıkûn 1 ve hadîsler. Bir de dilinin söylediği kalbinde olanlar. Dil neyi söylüyorsa, o söylediği söz kalbinde var mı? Evet, kesinlikle var. Allah'a ulaşma dileği: En'âm 125, En'âm 36, Bakara 45-46, Hac 54, Enfal 29 ve Kaf 33. Bunlar da kalbinde olanı diliyle söyleyenler. Bunlar kurtuluştadır.

O zaman “Ben nasıl yaşayabilirim?” diyorsa, kalben ulaşmayı dileyecek. Dilediği an, mutlak surette o kişi zikirden hoşlanmaya başlayacak. Zikri sevecek. O zikir o kişiyi huşûya ulaştıracak. Huşû sahibi kişi namaz kılması halinde, Allah nereye götürecek o kişiyi? Mürşidine ulaştıracak. Mürşidi gösterecek ve mürşidine tâbî olduğu zaman yaşanacak. Yani mürşid evvela öğretmendir, öğreten kişidir. mürşid yaşatandır. Mürşid, öğrenendir, yaşatandır ve öğretendir. Üç esası söz konusu. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20264 dk okuma0