Muhterem Hocam, Allah’a ulaşmayı dilemeyi kabul eden bir kişi, mürşide ulaşıp tâbî olmayı kabul etmiyor. Bu kişinin ruhu Allah’a ulaşmazsa, cennete gidebilir mi?

Soru

Muhterem Hocam, Allah’a ulaşmayı dilemeyi kabul eden bir kişi, mürşide ulaşıp tâbî olmayı kabul etmiyor. Bu kişinin ruhu Allah’a ulaşmazsa, cennete gidebilir mi?

Cevap

O dilden kabul ettiğini zannediyor. Allah’a ulaşmayı dilemeyi dilden kabul ettiğini zanneden bir kişi, elbette mürşide tâbî olmayı kabul etmez. Eğer bu kişi Allah’a ulaşmayı dilemeyi kalpten dileseydi, mutlaka Allahû Tealâ ona mürşid sevgisini gösterirdi. O da severek mürşide tâbî olurdu. O zaman belli ki bu kişi dilden dilemiş, kalpten dilememiş.

"Bu kişinin ruhu Allah'a ulaşmazsa cennete gidebilir mi?" Hayır. Zaten kalpten dilememiş. Allahû Tealâ, kalbi talebi değerlendiriyor. Allah’a ulaşmayı dilden dileyenler ve Allah’a ulaşmayı kalpten dileyenler; bir slaytımız var, yan yana gösterebilirsek âyetler net olarak ortaya çıkacaktır. Dilinin söylediği kalbinde olmayanlar, dilinin söylediği kalbinde olanlar:

DİLİNİN SÖYLEDİĞİ KALBİNDE OLMAYANLAR

Mâide 41: Ey Resûl! Ağızlarıyla îmân ettik deyip, kalpleri îmân etmeyenlerden küfürde yarışanlar seni üzmesin....

Hucurât-14: Araplar: “Biz âmenû olduk.” dediler. (Onlara) de ki: “Siz âmenû olmadınız (Allah’a ulaşmayı dilemediniz). Fakat “Teslim olduk.” deyin. Kalplerinize (içine) îmân girmedi...

Âli İmrân-167: ...onlar, îmândan çok küfre yakındırlar. Onlar, kalplerinde olmayan şeyi ağızlarıyla söylüyorlar...

Fetih-11: Araplardan muhallefunlar (geride kalanlar), sana: “Mallarımız ve ailelerimiz bizi meşgul etti. Artık bizim için mağfiret dile.” diyecekler. Onlar, kalplerinde olmayanı dilleri ile söylüyorlar...

Munâfıkûn-1: ...“Biz şehadet ederiz. Muhakkak ki sen, gerçekten Allah’ın Resûl’üsün.” dediler. Ve Allah, muhakkak ki senin, gerçekten Kendisinin Resûl’ü olduğunu biliyor. Ve Allah şehadet eder ki, münafıklar gerçekten yalancıdırlar.

Hadîs-i Şerif: “...Bu kimsenin soyundan öyle bir kavim türeyecek ki, onlar Kur’ân’ı okuyacaklar fakat Kur’ân’ın tatlılığı onların gırtlaklarından öteye geçmeyecek...”

Müslim 1064/143, Buharî 6123, 6124, Ebu Davud 4764

DİLİNİN SÖYLEDİĞİ KALBİNDE OLANLAR

Bakara-45: Sabırla ve namazla istiane isteyin. Ve muhakkak ki o huşû sahibi olanlardan başkasına elbette ağır gelir.

Bakara-46: Onlar ki, Rab’lerine muhakkak mülâkî olacaklarına ve O’na döneceklerine yakîn derecesinde inanırlar.

En’âm-125: Öyleyse Allah kimi Kendisine ulaştırmayı dilerse onun göğsünü yarar ve (Allah’a) teslime açar...

En’âm-36: (Davete) ancak işitenler icabet eder. Ve Allah, ölüleri (ölü olan sem’î isimli işitme hassasını, ölü olan fuad isimli idrak hassasını, ölü olan basar isimli görme hassasını) diriltir...

Enfâl-29: Ey âmenû olanlar! Allah’a karşı takva sahibi olursanız sizi furkan sahibi kılar! Ve sizden günahlarınızı örter ve size mağfiret eder.

Hacc-54: Ve kendilerine ilim verilenlerin onun söylediklerinin Rabbinden bir hak olduğunu bilmeleri, O’na îmân etmeleri, onların kalplerinin O’nu idrak etmesi içindir. Muhakkak ki Allah, âmenû olanları mutlaka Sıratı Mustakîm’e hidâyet edendir.

Kaf-33:gaybda Rahmân’a huşû duyanlar ve münîb (Allah’a ulaşmayı dileyen) bir kalple (Allah’ın huzuruna) gelenler (için).

Dilinin söylediği kalbinde olmayanlar: O kişi dilden söylüyor ama dilin söylediği kalbinde de yok. Allah’a ulaşmayı dilediğini söylüyor ama kalbinde yoktur.

İşte Maide 41: “Ey Resûl! Ağızlarıyla îmân ettik deyip kalpleri îmân etmeyenlerden küfürde yarışanlar seni üzmesin.” Diliyle îmân ettiğini söylüyor ama kalbiyle îmân etmiyor. Yunus bu konuda: "İçi kâfir, dışı Müslüman çok." İşte bu insanlar içi kâfir, dışı Müslüman.

Hucurât 14: “Araplar: Biz mü'min olduk, âmenû olduk, dediler.” De ki: “Siz âmenû olmadınız. Allah’a ulaşmayı dilemediniz. ‘Teslim olduk’ deyin. Kalplerinizin içine îmân girmedi.” Yine dilinin söylediği kalbinde yok.

Fetih 11: “Araplardan geride kalanlar: Mallarımız, ailelerimiz bizi meşgul etti. Artık bizim için mağfiret dile. Onlar kalplerinde olmayanı, dilleriyle söylüyorlar."

Münafıkûn 1: “Biz şehadet ederiz ki, muhakkak ki sen gerçekten Allah’ın Resûlüsün. Allah muhakkak senin gerçekten Allah’ın Resûlü olduğunu biliyor ama Allah şehadet ediyor ki münafıklar gerçekten yalancıdırlar."

Bütün bu âyetler bize gösteriyor ki kişinin dilinin söylediği kalbinde yok.

Ama bir de gerçekten, dilinin söylediği kalbinde olanlar; Bakara 45–46, En'âm 36. Bunlar işitenler, bunlar kurtuluşa ulaşanlar.

O zaman kardeşimizin sualine bir kere daha dönelim: "Allah’a ulaşmayı dilemeyi kabul eden bir kişi, mürşide ulaşıp tâbî olmayı kabul etmiyor." Bu mürşide tâbî olmayı kabul etmemesinin arkasında o kişinin sadece Allah’a ulaşmayı dilden yapması vardır, kalbinde yok. Dili, kalbe indirmemiş. Dili, kalbe indirse, o zaman mutlaka kurtuluşa ulaşır. Bu kişinin ruhu Allah’a ulaşmazsa, cennete gidebilir mi? Hayır.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 30 Ekim 20264 dk okuma0