Muhterem Hocam, son zamanlarda aile içi kavgalar artmakta. Aile huzurunu nasıl yaşayabiliriz?
Soru
Muhterem Hocam, son zamanlarda aile içi kavgalar artmakta. Aile huzurunu nasıl yaşayabiliriz?
Cevap
Evet, sevgili kardeşlerim, karı koca ve bir çocuktan oluşan üç kişiden oluşan topluluğa aile deniyor. Sosyal hayatın en küçük birimi ailedir. Allahû Tealâ, ferdin mutluluğu ailenin mutluluğuna, aile mutluluğu toplumu mutlu eder. Yani aileyi teşkil eden fertler mutlu değilse o ailede mutluluk yaşanamaz. Bunlardan bir tanesi mutlu, diğer ikisi mutlu değilse yine değil. Eğer ikisi mutlu, biri mutlu değilse yine aynı şekilde zaman zaman kargaşalar olabilir.
Hedef; hedef Şeyh Edebali’nin ifadesiyle, “İnsanı yaşat ki aile yaşasın, aile mutlu olsun.” Yani insanı mutlu et ki aile mutlu olsun. İnsanın mutluluğu bir dileğe bağlı.
Mutluluk bir dilektir. Bu dilek kişinin kalpten Allah’a ulaşmayı dilemesidir. Aile fertlerinin her birisi kalpten Allah’a ulaşmayı dilerse ki bunun manası ne? Bunun manası kişinin Kur’ân âyetleriyle yaratılışını öğrenmesi, bilmesi. Şu zahirî âleme ait olan bir fizik bedeninin sahibi, berzah âlemine ait olan bir nefsin sahibi, emr âlemine ait olan bir ruhun sahibi ve dış düşman olan şeytan ve Allah’ın katından bize gönderilen mürşidle hepimiz denge içinde bir hayatı yaşıyoruz.
Akıl, fizik vücudunun kumandanı ve karar organı. Akıl bulunduğu ortamda şuur sahibi olur. Ruhun ve mürşidin çevre şartları içerisinde yetişen birisi ruhun taleplerine uyuyor. Nefsin ve şeytanın çevre şartlarında yetişen birisi ise, nefsin taleplerini uyuyor. Dolayısıyla bütün mesele ruhun standartları içerisinde kararlar almak, ruhun talebine uymak.
İşte kimdir aile kavgasından kurtulan, ailede huzur, umut yaşayan? Aileyi teşkil eden fertlerin hepsinin Allah’a ulaşmayı dilemesi. Bu dileğin sahibi ise Şûrâ-10 ve Şûrâ-27’de Allah’ın verdiği garanti tahtında Allah onların ruhunu Kendisine ulaştırıyor.
42/ŞÛRÂ-10: Ve mahteleftum fîhi min şey’in fe hukmuhû ilallâh(ilallâhi), zâlikumullâhu rabbî aleyhi tevekkeltu ve ileyhi unîb(unîbu).
Birşey hakkında ihtilâfa düşerseniz, artık onun hükmü Allah’a aittir. İşte bu Allah, benim Rabbimdir. O’na tevekkül ettim. Ve O’na yönelirim.
42/ŞÛRÂ-27: Ve lev besetallâhur rızka li ibâdihî le begav fîl ardı ve lâkin yunezzilu bi kaderin mâ yeşâu, innehu bi ibâdihî habîrun basîr(basîrun).
Ve eğer Allah, kullarına rızkı genişletseydi, yeryüzünde mutlaka azarlardı. Fakat O, dilediği kadarını indirir. Muhakkak ki O, kullarından haberdardır, (onları) görendir.
Bunun manası, şeytan nefsindeki afetlerin %100’üne tesir ederken Allahû Tealâ’nın garantisinde nefsin %51 oranında nurlanmasıyla şeytanın etki alanı %51 azalmıştır. %49 karanlığa karşı öbür tarafta %100 ruh, %51 nur söz konusu. Daima nur tarafı kazanan taraf oluyor. Dolayısıyla hayatımızdan kavgayı çıkartabiliriz. Bir neyle? Bir dilekle. Allah razı olsun.