Muhterem Hocam, şu an toplumda insanlara ritüel adı altında büyüyü öğretiyorlar. Herkes büyücü ve falcı peşinde. Yararlı ilimler nelerdir?

Soru

Muhterem Hocam, şu an toplumda insanlara ritüel adı altında büyüyü öğretiyorlar. Herkes büyücü ve falcı peşinde. Yararlı ilimler nelerdir?

Cevap

Şeytanın zulmanî ilimlerinin hepsi zararlıdır. Bir de Allah’a inanmalarına rağmen insanların, kurtuluşa ulaşamayan, Allah’a ulaşmayı dilemeyen insanlar, onlar da faydasız ilmin sahipleri.

Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) buyuruyor ki: “Öyle insanlar var ki hayrın anahtarı, şerrin kilididirler. Hayrın anahtarı, şerrin kilidini Allah’ın kendisine verdiği insanlara ne mutlu. Öyle insanlar var ki şerrin anahtarı, hayrın kilididirler. Şerrin anahtarı, hayrın kilidi verilen insanlara yazıklar olsun.”

O zaman bunlar kimlerdir? Sevgili kardeşlerim, hayrın anahtarı, şerrin kilidi olan insanlar. Bunlar Allah’ın mürşitleridir. Allah’a ulaşmayı dilemişlerdir. Allahû Tealâ’nın emrettiği 7 safhayı yaşayarak Allah tarafından irşada memur ve mezun kılınmışlardır. Ve Allah Resûlü hadîsinde: “Hayrın anahtarı, şerrin kilidini Allah’ın kendisine verdiği insanlara ne mutlu.”

E, öyleyse insanlar mutlu olmak istiyorlarsa ne yapmaları lâzım? Kalben ulaşmayı dileyerek ikinci safhada hayrın anahtarı, şerrin kilidi olan bir mürşide, Allah’ın kendisine tayin ettiği mürşide tâbî olması lâzım. Öte yandan şerrin anahtarı, hayrın kilidi olan insanlar var. Bunlar kimlerdir? Onlar Nisâ 167, 168, 169’da:

4/NİSÂ – 167

İnnellezîne keferû ve saddû an sebîlillâhi kad dallû dalâlen baîdâ(baîden).

Muhakkak ki inkâr edenler ve Allah’ın yolundan alıkoyanlar (saptırmış olanlar), (mürşidlerine ulaşmadıkları için) uzak bir dalâletle sapmışlardır.

4/NİSÂ – 168

İnnellezîne keferû ve zalemû lem yekunillâhu li yagfira lehum ve lâ li yehdiyehum tarîkâ(tarîkan).

Muhakkak ki inkâr edenleri ve zulmedenleri (başkalarını da mürşide ulaşmaktan men edip saptıranları), Allah mağfiret edecek değildir ve yola (Allah’a ulaştıran Sıratı Mustakîm’e) hidayet edecek değildir.

4/NİSÂ – 169

İllâ tarîka cehenneme hâlidîne fîhâ ebedâ(ebeden). Ve kâne zâlike alâllâhi yesîrâ(yesîran).

Ancak cehennem yoluna (hidayet eder, ulaştırır), onlar orada ebediyyen kalacak olanlardır. Ve bu, Allah için kolaydır.

İşte bu şerrin anahtarı, hayrın kilidi olan insanlar; Allah’a inanıyorlar ama Allah’a ulaşmayı dilemiyorlar. Yetmez. Ulaşmayı dilemedikleri gibi başkalarının dilemesine de mâni oluyorlar. Allahû Tealâ onları asla mağfiret etmez.

Hayrın anahtarı, şerrin kilidi olan insanlar Allah’a davet ederken daveti kabul edenlerin günahlarını örtüyor ve mürşide tâbî olanların günahlarını sevaba çeviriyor. Ama tam tersi şerrin anahtarı, hayrın kilidi olan insanlar ulaşmayı dilemedikleri gibi başkalarının dilemesine de mâni oluyorlar. Öyle olunca o zaman onların Allah günahlarını ne örtüyor ne de mağfiret ediyor. Ama ikisi de Allah’a inanıyorlar. Birisi %100 Allah’a itaat ediyor. Diğeri daveti kabul etmediği için isyan ediyor. O zaman sevgili kardeşlerim, bu geceyi ihya etmek her yönüyle mutlaka farz ve özellikle insanları Allah’a davet etmek açısından bizler bunu gerçekleştirmeliyiz.

Şimdi bu zulmanî seremonileri yapanlar kimlerdir? Bunlar insan şeytanlar, cin şeytanlar, şeytan şeytanlar. Dikkat ederseniz Allahû Tealâ, Âdem (A.S)’ı yaratıyor, ruhundan üfürüyor ve huzurundaki meleklere ve cinlere, aynı zamanda şeytana: “Ona secde edin.” diyor. Ama melekler, cinler secde ediyorlar. İblis secde etmiyor.

Allah iblise soruyor: “Seni secde etmekten men eden şey nedir?” “Beni ateşten yarattın. Onu çamurdan, ateş çamurdan üstündür.” Allah onu huzurundan kovuyor. Huzurundan kovulan iblis, nasıl Allah bizlerin iki cihan saadetine ulaşmasını istiyorsa intikam almak üzere iblis; Allah’tan aldığı müsaade gereğince kıyamet gününe kadar insanlara etki etmek suretiyle onları kendisiyle birlikte ahiret hayatında cehenneme, dünyada da mutsuzluğu onlara yaşattırmak üzere hep bir gayretin içinde olacağını ifade ediyor.

İşte bu zulmanî güçler, sihir, büyü, hüddam ilmi, ilm-i nücum, transandantal meditasyon, reenkarnasyon, ruh çağırma, astral seyahat ve benzeri tatbikatların hepsi şeytanın zulmanî ilimleridir. Ama bunlardan kurtulmak bir dilektir. Evet. Kim kalben Allah’a ulaşmayı dilerse Allahû Tealâ bu dileğin sahibini mutlaka mürşide ulaştırır. Mürşide tâbî olduğu zaman Allah’tan o kişi 7 ni’met alır. Bu yedi ni’metten bir tanesi de devrin imamının ruhunun o kişinin başının üzerine gelip yerleşmesidir.

Devrin imamının ruhu kimin başının üzerine gelip yerleşirse, Allah bu ruhu kimin başının üzerine gönderirse dört cepheden Allah onu koruyor. Bir, şeytanın sihir büyüsü ona zarar veremez. İki, dalâlette olanlar ona zarar veremez. Üç, şeytanın fısıltıları ona zarar veremez. Dört, musîbetler ona zarar vermez. Öyleyse her yönüyle Allah’ın koruması altına girmek istiyorsa ne yapması lâzım? Ulaşmayı dileyip mutlaka Allah’ın tayin ettiği mürşide tâbî olmak suretiyle Rabbanî ilmi mürşidinden alması lâzım.

Şeytanın zulmanî ilimleri insanlara mutsuzluk, huzursuzluk, zarar veriyor. Ama bir de faydasız ilim var. Bu faydasız ilim de kendileri Allah’a inanıyorlar ama insan şeytanı ve cin şeytanları olması sebebiyle Allah onları da ilimleriyle, onlar o ilimle kurtuluşa ulaşamıyorlar. Onların ilmi faydasız ilim. Câsiye 23’te bunlar insanları Allah’a ulaşma dileğine değil, tam tersi ibadetlere çağırıyorlar.

45/CÂSİYE – 23 E fe raeyte menittehaze ilâhehu hevâhu ve edallehullâhu alâ ilmin ve hateme alâ sem’ihî ve kalbihî ve ceale alâ basarihî gışâveten, fe men yehdîhi min ba’dillâhi, e fe lâ tezekkerûn(tezekkerûne).

Hevasını kendisine ilâh edinen kişiyi gördün mü? Ve Allah, onu ilim (onun faydasız ilmi) üzere dalâlette bıraktı. Ve onun işitme hassasını ve kalbini mühürledi. Ve onun basar (görme) hassasının üzerine gışavet (perde) çekti. Bu durumda Allah’tan sonra onu kim hidayete erdirir? Hâlâ tezekkür etmez misiniz?

Allah’a ulaşma dileği olmadıkça kalp açılmaz. Kalbi açan anahtar, bir dilektir. İçten bir dilek, kalpten bir dilek. Bu kalpten dilek, nefsimiz ruhun talebine uyarsa, kalben ulaşmayı dilerse, fizik vücudumuz ruhun talebine uyarsa, şeytana kul olmaktan kendisini kurtarırsa o zaman hedefine ulaşacaktır.

O zaman hepimizin Allah’ın mutluluk davetiyesi, mutluluk reçetesi ve mutluluk garantisi olan Kur’ân-ı Kerim’i öğrenmesi, yaşaması ve de başkasına öğretmesi üzerimize farzdır. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 18 Ekim 2026Son güncelleme: 22 Ekim 20265 dk okuma0