Muhterem Hocam, sürekli zikir yapmak insanı dünyadan koparır mı?

Soru

Muhterem Hocam, sürekli zikir yapmak insanı dünyadan koparır mı?

Cevap

Hayır. Çünkü dünyadaki fiillere baktığımız zaman ya ayaktayız çalışırken gibi, ya oturuyoruz veya yan üstü yatıyoruz. Üçüncü bir hal mümkün değil. Bu üç fiilin içinde de Allahû Tealâ zikirle bunları yapmamızı buyuruyor. Yani dünya ahiretin tarlasıdır. Zikir dünya hayatını terk etmek değildir. Tasavvuf, hiç kimseyi dünyadan uzaklaştıracak olan bir ilim, bir tatbikat biçimi değildir. Tasavvuf Kur'ân-ı Kerim'in insanlara emrettiği hususların gerçekleştirilmesi ve Allah’ın yasak ettiği fiillerin işlenmemesini temin etmektir. Hepimizin görevi bunları sadece bizim yapmamız değildir.

Başka insanlara da Allah'ın Kur'ân hakikatlerini öğretmek, onların da mutluluğu için bir vesile olmak durumundayız. Bu noktada Allahû Tealâ en büyük emrini devreye sokuyor. Ayaktayken bir, otururken iki, yan üstü yatarken üç hep Allah’ı zikredin diyor. Yani insanoğlu için bu dünyada üçüncü bir hâl mevcut değildir. Ama bu üç hâlin üçünde de Allahû Teâlâ’yı zikredin. Resûlullah (S.A.V) Efendimiz, "şeytanın kapısını zikirle kilitleyin" buyurmuştur. Zikirle bir taşla iki kuş vurmak söz konusudur. Zikirle şeytanın kapısı kilitlenir. Zikirle Allah’ın kapısı açık kalır.

Devamlı olarak Allah’ın katından gelen nurlar kalbimizi besler ve karanlıkların çıkmasını sağlar. Bu sebeple zikir en büyük ibadettir. Diğer ibadetler derecat kazandırıyor ama nefsin afetlerinin temizlenmesinde bir etkisi yok. Namaz kılın. Namaz Allah’ın bir emridir. Nur 21’de:

24/NÛR-21  Yâ eyyuhâllezîne âmenû lâ tettebiû hutuvâtiş şeytân(şeytâni), ve men yettebi’ hutuvâtiş şeytâni fe innehu ye’muru bil fahşâi vel munker(munkeri) ve lev lâ fadlullâhi aleykum ve rahmetuhu mâ zekâ minkum min ehadin ebeden ve lâkinnallâhe yuzekkî men yeşâu, vallâhu semî’un alîm(alîmun).

Ey âmenû olanlar, şeytanın adımlarına tâbî olmayın! Ve kim şeytanın adımlarına tâbî olursa o taktirde (şeytanın adımlarına uyduğu taktirde) muhakkak ki o (şeytan), fuhşu (her çeşit kötülüğü) ve münkeri (inkârı ve Allah’ın yasak ettiklerini) emreder. Ve eğer Allah’ın rahmeti ve fazlı sizin üzerinize olmasaydı (nefsinizin kalbine yerleşmeseydi), içinizden hiçbiri ebediyyen nefsini tezkiye edemezdi. Lâkin Allah, dilediğinin nefsini tezkiye eder. Ve Allah, Sem’î’dir (en iyi işitendir) Alîm’dir (en iyi bilendir).

“Şeytanın adımlarına tâbî olmayın. Kim şeytanın adımlarına tâbî olursa, şeytan onu fuhşiyata ve münker’e emreder.” buyurulmaktadır. Şeytanın adımlarına tâbî olanlar, Allah’ın ibadetlerini yapmayanlardır. Namaz da vasıta emirlerden biridir. Vasıta emirlerden birini yerine getiren kişi, şeytanın adımına uymayan birisidir. Allahû Tealâ onu fuhşiyattan ve münkerden korur namazla. Ama asıl en büyük ibadet zikirdir. Allah’ın fazlı ve rahmeti olmasaydı, içinizden hiçbiri nefsini tezkiye edemezdi. Allah’ın rahmeti ve fazlı bütün kâinatı kuşatmıştır. Nerede olsak O’nunla birlikteyiz.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 14 Eylül 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20263 dk okuma12