Muhterem Hocam, tâbî olmak ne demektir ve biz kime tâbî olacağız? Açıklar mısınız?
Soru
Muhterem Hocam, tâbî olmak ne demektir ve biz kime tâbî olacağız? Açıklar mısınız?
Cevap
Sevgili kardeşlerim, fizik vücudun kumandanı akıl, aklın iki müşaviri var. Birisi ruh, diğeri de nefs.
ORTAK AKIL
NEFS 19 AFETİ ile AKLA Ulaşır
1. Kin ve Nefret
2. Küfür
3. Yalan
4. Zulüm
5. Haset
6. Cehalet
7. Cimrilik
8. Öfke ve Gayz
9. İsyan
10. Sabırsızlık
11. Kibir ve Gurur
12. Hırs ve Şehvet
13. Nankörlük
14. Dedikodu
15. Zan
16. İptilalar (Kötü Alışkanlıklar)
17. Vefasızlık
18. Mürailik
19. Fitne Fesat
RUH 19 HASLETİ ile AKLA Ulaşır
1. Sevgi
2. Îmân
3. Doğruluk
4. Adalet
5. Edep
6. İlim
7. Cömertlik
8. Sekinnet
9. İtaat
10. Sabır
11. Tevazu
12. Kanaat
13. Şükür
14. Ketumiyet
15. Hakikat
16. Faziletler
17. Vefa
18. İhlâs
19. Tevhit
İç dünyamızda devamlı bir diyalektik kavga var. Şeytanın tesiri altında olan nefs, aklı ikna etmek üzere "Benim dediğim dedik" diyor. Ama Allah'ın kontrolünde olan, Allah'ın emrinde olan ruh da "Hayır" diyor "Benim dediğim." Amir olan hangisi? Memur olan hangisi? Amir olan ruh, memur olan nefs. Amir olan ruh, memur olan nefs.
Memurun ne yapması lazım? Amirin dediğini yerine getirmeli. İrşada memur ve mezun kılının dendiği zaman velî mürşid olan kişi kimin emri ile iş görmeye başlıyor? Allah'ın emriyle iş görmeye başlar. O zaman sevgili kardeşlerim mürşid demek alelade bir insan değil, Allah'ın emri ile iş gören kişi.
Şimdi bizim de küçük bir saksıda bize verilmiş diyoruz ki; bir metre önümüzü göremiyoruz vs. vs. Ama mürşid, Allah'ın iradesiyle veya küllî iradeyle iş görüyorsa, bizde onu mukayese ettiğimiz zaman mukayesede mukabili hissiyat olabilir mi? O bir sonsuzluk, biz ise bir sıfırız. O zaman sıfırın neye tâbî olması lazım? O sonsuzluğa, sonsuz kontrole tâbî olması lazım. İşte mürşid, Allah'ın yeryüzündeki temsilcisi. Müridde o Allah'ın yeryüzündeki temsilcisi olan mürşide tâbî olan kişi.
Öyleyse mesela çoğu kişi sokak röportajlarında kardeşlerimize şöyle cevaplar veriyorlar "Arkadaş ben mürşid tanımam. Ben Allah'la arama hiç kimseyi sokmam" diyor.
Şimdi bu sözü söyleyen kişi, Allah'la kendisinin arasına kimi koyuyor? Şeytanı koyuyor, nefsi giriyor araya ama nefsi dürtükleyen kim? Şeytanı koyuyor. Halbuki, "Ben mürşidime teslim olacağım." dediği zaman o kime tâbî olmuş oluyor? Allahû Tealâ'ya tâbî olmuş oluyor sevgili kardeşlerim. Fetih Suresi'nin 10. âyet-i kerimesinde de belirtilmiştir:
48/FETİH-10 İnnellezîne yubâyiûneke innemâ yubâyiûnallâh(yubâyiûnallâhe), yedullâhi fevka eydîhim, fe men nekese fe innemâ yenkusu alâ nefsihî, ve men evfâ bi mâ âhede aleyhullâhe fe se yu’tîhi ecren azîmâ(azîmen).
Muhakkak ki onlar, sana tâbî oldukları zaman Allah’a tâbî olurlar. Onların ellerinin üzerinde (Allah senin bütün vücudunda tecelli ettiği için ellerinde de tecelli etmiş olduğundan) Allah’ın eli vardır. Bundan sonra kim (ahdini) bozarsa, o taktirde sadece kendi nefsi aleyhine bozar (Allah’a verdiği yeminleri, ahdleri yerine getirmediği için derecesini nakısa düşürür). Ve kim de Allah’a olan ahdlerine vefa ederse (yeminini, misakini ve ahdini yerine getirirse), o zaman ona en büyük mükâfat (ecir) verilecektir (cennet saadetine ve dünya saadetine erdirilecektir).
O zaman mürşide tâbîyet aslında kime tâbî olmaktır? Allah'a tâbî olmak sevgili kardeşlerim. Eee bir taraftan 3 metre ötesini gören aciz birisi biz, öbür taraftan sonsuzluğa hükmeden Allah. Böyle bir imkanı bize bahşetmişse biz niye elimizin tersiyle itelim? Yetmez bunun örnekleri de var sevgili kardeşlerim bizi dinleyen ne kadar din adamı varsa onlara ithaf olunur.
Şu anda Mevlâna, Yunus Emre, Hacı Bektaş Veli, Ahmet Yesevi, Şeyh Edebali, Saidi Nursi ne kadar Allah dostu varsa hepsini zikrediyoruz tek tek. Bunlar mürşidlerine tâbî olmuşlar mı? Bunlar dinlerini mürşidten öğrenmişler mi?
Mevlâna, bir medrese müderrisi olarak görev alıyordu. Ama Yunus Emre geliyor diyor ki: "Medreseler müderrisi okumadılar, bu dersi gönüllerde yazılır bu kitabın suresi..." O zaman gönüllerde bu kitabın suresinin yazılması neye bağlı? Kişinin mürşide tâbî olmasına bağlıdır. Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V)'in kalbine Kur'ân'ı nakşeden kim? Cebrail (A.S). Şuarâ Suresi'nin 193 ve 194. âyet-i kerimesinde Allahû Teâlâ ne diyor:
26/ŞUARÂ-193 Nezele bihir rûhul emîn(emînu).
O’nu, Ruh’ûl Emin (Cebrail A.S) indirdi.
26/ŞUARÂ-194 Alâ kalbike li tekûne minel munzirîn(munzirîne).
Nezirlerden (uyaranlardan) olman için senin kalbine.
Yani Kur'ân'ın Resûlullah'ın kalbine inmesini hangi sebebe bağlıyor Allahû Teâlâ? "Cebrail As. ile senin kalbine indirdi." diyor.
Öyle ise tâbî olmak demek; Allah'a tâbî olmak demek. Tâbî olmak demek Allah ile bile olmak demektir. İşte Allah için olmak ve Allah'la bile olmak. Allah için olmak; o 28 basamaklı İslâm merdiveninin zikirle aşılması. Allah'la bile olmak; irşada memur ve mezun kılınmak ve Efendimizin deyimi ile Hakk ile ama kim için? Halk için. Hakk ileyiz ama kim için? Halk için.
İşte mürşid kimdir? Mürşid Hakk ile halk için olan kişidir. en güzel tabiri ile mürşid Hakk ile ama halk için olan. Ve sevgili kardeşlerim dikkat edin mürşid, tebliğ ile bizden ne istiyor biliyor musunuz? 7 Âyet-i kerimede "Tebliğime karşı sizden bir ücret istemiyorum." Furkan 57'de sadece ve sadece ve sadece "Rabbinize giden bir yol tutmanızı istiyorum. Başka bir ecir istemiyorum."
SİZDEN BİR ECİR (ÜCRET) İSTEMEYENLER
1. EN’ÂM-90: İşte onlar, Allah’ın hidayete erdirdiği kimselerdir. Öyleyse onların hidayetine tâbi ol! “Ben, ona karşılık sizden bir ücret istemiyorum …
2. YÛNUS-72: Artık şâyet dönerseniz, sizden bir ücret de istemiyorum. Benim ücretim (varsa) yalnız Allah’a aittir…
3. HUD-29: Ve ey kavmim! Buna karşılık sizden mal olarak (bir şey) istemiyorum. Eğer ücretim (ecrim) varsa ancak Allah’a aittir…
HUD-51: … sizden bir ecir istemiyorum! Eğer ücretim varsa, ancak beni Yaratan’a aittir.
4. MÜ’MİNUN-72: Yoksa onlardan harç (ücret) mi istiyorsun? Oysa Rabbinin harcı (ücreti) daha hayırlıdır. Ve O, rızıklandıranların en hayırlısıdır.
5. FURKAN-57: De ki: “Ben sizden onun için (tebliğ için) dileyen kimsenin, Rabbine ulaştıran bir yol edinmesinden başka bir ecir (karşılık) istemiyorum.”
6. ŞUARA-127: Ve ona (tebliğime) karşı sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim sadece âlemlerin Rabbine aittir.
7. SEBE-47: De ki: “Ben sizden bir ecir (ücret) istemedim. Öyleyse o (ecriniz) sizin olsun. Benim ecrim sadece Allah’a aittir.”
YASİN-21: (Tebliğlerine karşılık) sizden ücret istemeyen kişilere tâbi olun. Ve onlar, mehdilerdir.
"Rabbinize ulaştıran bir yol tutmanızı istiyorum." Öyleyse bütün mürşidler ne yapıyorlar? Allah'a davet ediyorlar Allah'a ulaşmayı dileyin. Allah'a ulaşmayı dileyen kişi Allah'a giden bir yol tutan kişi midir? Evet Allah'a giden yolu tutan. İşte 7 âyet-i kerimede bütün bu Allah ile bile olan Hakk ile ama halk için olan bu mürşidlerin hepsi, yaptıkları hizmetten dolayı bizden bir ücret talep etmiyorlar. İstedikleri şey ne? İstedikleri şey sadece onların mutluluğu, Rabbine giden bir yol. İşte Derh Suresi'nin 29. âyet-i kerimesi:
76/İNSÂN (DEHR)-29 İnne hâzihî tezkiratun, fe men şâettehaze ilâ rabbihî sebîlâ(sebîlen).
Muhakkak ki bu bir öğüttür. Artık kim dilerse Rabbine bir yol ittihaz eder (edinir).
İşte bunlar bir öğüttür dileyen Rabbine giden bir yol tutar.
73/MUZZEMMİL-19 İnne hâzihî tezkiratun, fe men şâettehaze ilâ rabbihî sebîlâ(sebîlen).
Muhakkak ki bu, hatırlatmadır (öğüttür). Artık kim dilerse, Rabbine (ölmeden önce ruhunu) ulaştıran bir yol ittihaz eder (yol edinir).
Bütün saçları ağırtan o gün geldiği zaman... Kur'an'ın her âyet-i kerimesi öğüt, öğütten ders alan kişi kimdir? Rabbine giden bir yol tutan. Rabbine giden yolu tutan kişi kimdir? Allah'a ulaşmayı dileyen kişi. Kur'an'ın bütün âyetleri bize bunu söylüyor; Allah'a ulaşmayı dileyin. Allah'a ulaşmayı dileyen kişi mutlaka mürşidine ulaşır mı? Evet.