Muhterem Hocam, tasavvuf evliliğinde iki taraf birbirini evlilikte tanıyabiliyor ondan öncesi uygun görülmüyor. Bu durumda hanımların garantisi erkeğin tasavvufta olması mıdır? Açık
Soru
Muhterem Hocam, tasavvuf evliliğinde iki taraf birbirini evlilikte tanıyabiliyor ondan öncesi uygun görülmüyor. Bu durumda hanımların garantisi erkeğin tasavvufta olması mıdır? Açıklar mısınız?
Cevap
Sevgili kardeşlerim bir gerçekten Osmanlı tipi görücü evlilik söz konusu. Bir de normal bugünkü şartlarda herkesin birbiriyle dolaştığı vesaire daha çok bir iki sene sonra bir beraberlikten sonra bir kararın verilmesi. Bunlar üzerinde yapılan incelemeler kesinlikle Osmanlı tipi görücü evliliğin daha kalıcı daha üst seviyede aile saadetini oluşturduğunu görüyoruz.
Bir kere evlilik kader ve müsaadeli kader. Doğumumuzda kader, ölümümüz kader, dualar kader, Allah'ın evliyası olmak kader. Çünkü biz ruhumuzu Allah'a ulaştırmıyoruz. Allah bizim ruhumuzu Kendisine ulaştırıyor. Evlilik de kader. İşte evlilikte taraflar için bir tercih olayı var. Ama sonuçta son noktayı koyan Allahû Tealâ. İki tarafın birbiriyle izdivacına birden fazla iradenin yer alması hasebiyle kaderdir.
Öyleyse helal dairesinde Allah ne kadarına müsaade etmişse o kadarını muhteva içerisinde biz gerekeni yapabiliriz. Bir dinî nikâhın olmadığı beraberlikleri Allahû Tealâ uygun görmüyor. Allah'ın uygun görmediği bir şeyde de, o kişiye bir fayda söz konusu değil. İnsanlar öyle zannediyorlar sadece. Allah razı olsun.