Muhterem Hocam, tasavvufta olmayan eşime karşı saygım nasıl olmalı? Bu konuda sürekli eksik olduğumu söylüyor eşim.
Soru
Muhterem Hocam, tasavvufta olmayan eşime karşı saygım nasıl olmalı? Bu konuda sürekli eksik olduğumu söylüyor eşim.
Cevap
Sevgili kardeşlerim, mü’minler için iki durum söz konusu. Tasavvufta olan kişi mü’min; “Tasavvufta olmayan eşime” mü’min olmayan eşine karşı. Öyleyse tasavvuftaki bir kişinin, tasavvufta olmayan kişiye üç temel konuda vazifesi var:
1. Devamlı tasavvufta olmayan eşine nasihat ederek, Allah’a yönlendirmeli,
2. Tasavvufta olmayan eşine, daima hidayeti için dua etmeli,
3. Tasavvufta olmayan eşinin dünyevi sıkıntılarında, her türlü noktada ona yardım etmeli. Ama tasavvufta olmayan eş, doğal olarak devamlı nefsine tâbî olacaktır. Yani devamlı olmasa da çoğunlukla nefsine tâbî olacaktır. Nefsine tâbî olduğu zaman kendisi rahatsızlık duyacaktır ama o rahatsızlığı da, şeytanın tesiri altında, eşinin hiçbir dahli olmamasına rağmen ona atfedecektir; “Senin yüzünden.” Hâlbuki o senin yüzünden dediği sıkıntıyı, rahatsızlığı kendi nefsindeki afetlerden kaynaklı yaşıyor ama farkında değil.
Tasavvufta olmayan eş, devamlı bir huzursuzluk içerisinde bir hayat yaşayacak. Ama tasavvufta olan, öyle davranmasına rağmen affedecektir, sabredecektir ve ona en güzel şekilde, Allah yoluna girebilmesi istikametinde örnek davranışların sahibi olacaktır inşaallah.
“Bu konuda sürekli eksik olduğumu söylüyor.” Onun söylemesi değil, önemli olan Allah’ın ikinizin hakkındaki hükmü. İnsanlar bir şey söyleyebilir. Ama sen Allah’a ulaşmayı dilemiş, ermiş evliyâ olmuşsan; ermiş evliyâ olmanın asgarî davranış biçimi, başkalarının yaptığı yanlışı af ile karşılamak. Öyleyse en büyük güzellik, eşini her konuda, yanlış da olsa affedebilmek, arkasından da onu Allah’a yönlendirmek şeklindedir. Kardeşimiz de bunu yapıyor inşaallah.