Muhterem Hocam, tebliğ yaptığım bir kişi tövbe edip görevlerine başladı. Tekrar görevlerini bıraktı. Şöyle dedi: “Ben tövbe alınca el öpmeyi yanlış görüyorum. Peygamber Efendimiz (
Soru
Muhterem Hocam, tebliğ yaptığım bir kişi tövbe edip görevlerine başladı. Tekrar görevlerini bıraktı. Şöyle dedi: “Ben tövbe alınca el öpmeyi yanlış görüyorum. Peygamber Efendimiz (S.A.V) bir peygamber olmasına rağmen bir hadîste el öpmek anlatmıyor.” dedi. Konuyu açıklar mısınız?
Cevap
Kur’ân-ı Kerim böyle buyuruyor. Fetih Suresinin 10. âyet-i kerimesinde:
48/FETİH-10 İnnellezîne yubâyiûneke innemâ yubâyiûnallâh(yubâyiûnallâhe), yedullâhi fevka eydîhim, fe men nekese fe innemâ yenkusu alâ nefsihî, ve men evfâ bi mâ âhede aleyhullâhe fe se yu’tîhi ecren azîmâ(azîmen).
Muhakkak ki onlar, sana tâbî oldukları zaman Allah’a tâbî olurlar. Onların ellerinin üzerinde (Allah senin bütün vücudunda tecelli ettiği için ellerinde de tecelli etmiş olduğundan) Allah’ın eli vardır. Bundan sonra kim (ahdini) bozarsa, o taktirde sadece kendi nefsi aleyhine bozar (Allah’a verdiği yeminleri, ahdleri yerine getirmediği için derecesini nakısa düşürür). Ve kim de Allah’a olan ahdlerine vefa ederse (yeminini, misakini ve ahdini yerine getirirse), o zaman ona en büyük mükâfat (ecir) verilecektir (cennet saadetine ve dünya saadetine erdirilecektir).
Öyleyse el öpmek vardır. Biat olayında biat, el üzerine eldir. Yetmez. Fetih Suresinin 18. âyet-i kerimesine de bakalım:
48/FETİH-18 Lekad radiyallâhu anil mu’minîne iz yubâyiûneke tahteş şecereti fe alime mâ fî kulûbihim fe enzeles sekînete aleyhim ve esâbehum fethan karîbâ(karîben).
Andolsun ki, o ağacın altında sana tâbî oldukları zaman Allah, mü’minlerden razı oldu. Ve onların kalplerinde olanı biliyordu. Böylece onların üzerine sekînet indirdi. Ve onlara yakın bir fetih nasip etti.
İşte Peygamber Efendimiz (S.A.V), sahâbesiyle birlikte gidiyorlar ama müşrik ve kâfirler onları Mekke’ye sokmuyorlar. Sokmadan evvel bir yerde Allah’ın Resûlü (S.A.V) sahâbesini çağırıyor: “Bana bütün koşullarda biat etmeye hazır mısınız?” “Hazırız.” diyorlar. Ama orada daha önce Allah Resûlü’nün (S.A.V) elçi olarak gönderdiği Hz. Osman var. Oradaki bütün sahâbe biat ediyor ve elçi olarak gönderdiği Hz. Osman onların yanında olmaması hasebiyle Allah Resûlü (S.A.V) sağ elini sol elinin üzerine de koyarak: “Bu da Hz. Osman’ın yerine.” diyerek elini öpüyor. Öyleyse biatta el üstünde el ve el öpmek Allah Resûlü (S.A.V) tarafından bizzat bize gösterilmiştir. Ama kendi paşa gönlü bilir tabii. Din bir gönül işidir, sevgi işidir, isteyerek yapılan iştir. Zorla güzellik olmaz. Allah razı olsun.