Muhterem Hocam, tebliğ yaptığım hanımlardan biri, “Mutluluk devamlı olmaz. Bir yakınımız vefat edince üzülürüz, o anda ben nasıl mutlu olayım? Gazze'de savaş var, onlar o haldeyken

Soru

Muhterem Hocam, tebliğ yaptığım hanımlardan biri, “Mutluluk devamlı olmaz. Bir yakınımız vefat edince üzülürüz, o anda ben nasıl mutlu olayım? Gazze'de savaş var, onlar o haldeyken ben nasıl mutlu olurum?” dedi. “Huzur devamlı olur ama mutluluk devamlı olmaz.” dedi. Bu konuyu açıklar mısınız?

Cevap

Sevgili kardeşlerim, tabiî o kişinin kendi zannı, o şekilde tarif edebiliyor. Ama eğer bizi huzursuz ve mutsuz kılan nefsimizin afetleri ise ve eğer zikirle kalbimizden tamamen temizlenmiş, 19 tane faziletin sahibi olmuşsa o zaman onu söyleyeceksin.

Şeytan tekrar afetlere tesir etmek suretiyle bizi karşı karşıya getirir, huzursuz, mutsuz kılar. Ama afetler yok. Afetler olmayınca her seferinde şeytan mağlup olmak durumunda.

Dolayısıyla şeytanın devrede olmadığı, nefsin afetlerinin devrede olmadığı her hâl huzur ve mutluluktur. Bu mümkündür. 14 asır evvel zaten Asr-ı Saadet'in yaşanması bu şekilde. Osmanlı'da yükselme dönemi boyunca bunun bu şekilde gerçekleşmesi, tasavvufî hayatın yaşanmasıdır.

Dolayısıyla bu şekilde kutsal kitaplardaki dini 7 safhasıyla yaşayan herkes mutlak surette devamlı bir huzur ve mutluluğa hak sahibi olur ve ulaşır Allah'ın izniyle. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 20 Ekim 2026Son güncelleme: 20 Ekim 20261 dk okuma0