Muhterem Hocam, tebliğ yaptığımız bazı kişiler Allah’a ulaşmayı diliyorlar, birtakım mutluluklar yaşıyorlar ancak dilekten sonrasını devam ettirmiyorlar. Tevbe Suresinin 38. âyet-i
Soru
Muhterem Hocam, tebliğ yaptığımız bazı kişiler Allah’a ulaşmayı diliyorlar, birtakım mutluluklar yaşıyorlar ancak dilekten sonrasını devam ettirmiyorlar. Tevbe Suresinin 38. âyet-i kerimesi bu kişilerden mi bahsediyor? Açıklar mısınız?
Cevap
Sevgili kardeşlerim, bu kişilerden başka âyetlerde de bahsedilmektedir. Ben Tevbe-38’e de geleceğim ama önce Rûm Suresinin 33. âyet-i kerimesi bunları söylüyor. Rûm-33’te Allahû Tealâ buyuruyor:
30/RÛM-33: Ve izâ messen nâse durrun deav rabbehum munîbîne ileyhi summe izâ ezâkahum minhu rahmeten izâ ferîkun minhum bi rabbihim yuşrikûn(yuşrikûne).
Ve insanlara bir zarar dokunduğu zaman Rab’lerine dua ederek, O’na yönelirler. Sonra onlara kendisinden rahmet tattırdığı (Rahîm esmâsı ile hidayete erdirdiği) zaman onlardan bir kısmı Rab’lerine şirk (ortak) koşarlar (hidayetteyken dalâlete düşerler).
Öyleyse öyle insanlar var. Şimdi Tevbe-38’e bakalım:
9/TEVBE-38: Yâ eyyuhâllezîne âmenû mâ lekum izâ kîle lekumunfirû fî sebîlillâhissâkaltum ilâl ard(ardı), e radîtum bil hayâtid dunyâ minel âhirah(âhirati), fe mâ metâul hayâtid dunyâ fîl âhirati illâ kalîl(kalîlun).
Ey âmenû olanlar (ölmeden evvel Allah’a ulaşmaya inananlar)! Size ne oldu? Size, “Allah’ın yolunda cihada çıkın (nefsinizle cihad ederek, ruhunuzu Allah’a ulaştırın) (düşmanlarınızla, kâfirlerle cihad edin).” denildiği zaman, siz (bulunduğunuz) yere meyledip kaldınız (ruhunuz Allah’a doğru yola çıkmadı) (İslâm ordusu içinde savaşa katılmadınız). Ahiretten (ruhunuzu Allah’a ulaştırmaktan) (vazgeçip) dünya hayatına mı razı oldunuz? Dünya hayatının metaı (malı, faydası), ahiretten (ruhu Allah’a ulaştırmaktan) daha azdır.
Burada âmenû olanlardan bahsedilmektedir. İnsan ruhunun ölmeden evvel Allah’a ulaşmasına inanmak, âmenû olmanın başlangıcını oluşturur ve Kur’ân-ı Kerim’de bu insanlara “âmenû” denir. Allahû Tealâ, âmenû olanları Allah’a ulaşmayı dilemeye çağırır. Gerçek anlamda âmenû olmanın oluştuğu nokta, Allah’a ulaşmayı dileme noktasıdır.
İnsanlar vardır, Allah’a ulaşmaya inanmazlar; onlar âmenû olmamışlardır. Allah’a ulaşmaya inanmayanlar, başka insanları da “Ölümden evvel Allah’a ulaşmak yoktur.” istikametinde inanca zorlarlar ve davet ederler. Bunlar, kesin şekilde ruhlarını Allah’a ulaştırmaları mümkün olmayan insanlardır. Başka insanları da Allah’ın yolundan men etmeye çalışan insanları Allahû Tealâ seçmez. Bunlar Allah’a asi olanlardır. İkinci basamakta ise seçilenlerden bir kısmı ölmeden evvel ruhlarını Allah’a ulaştırmaya inanırlar, bir kısmı ise inanmayanlardır.
Allah’a ulaşmayı dileyebilecek ve fırsatta olan insanları, henüz ölmeden evvel Allah’a ulaşmaya inanma noktasına dönmemiş de olsalar, Allahû Tealâ seçer. Ancak onların dışındaki insanlar Allahû Tealâ’ya asi olmayanlardır. Seçtiklerinin bir kısmı belki hiç Allah’a ulaşmaya inanmayacaklardır ama karşı da çıkmayacaklardır. Bu tarzdaki bir “âmenû olma” mevzusu kişiyi kurtarmaz. İnsanın Allah’a ulaşmayı dilemesi, bir cihadın başlama noktasıdır. İşte bu dileyen insanlar âmenû olanlardır. Onlar mutlaka ruhlarını Allah’a ulaştıracaklardır. Allah’ın tayin ettiği o gün mutlaka gelecektir.