Muhterem Hocam, tebliğde başarılı olduğumuzu nereden anlayacağız?

Soru

Muhterem Hocam, tebliğde başarılı olduğumuzu nereden anlayacağız?

Cevap

Efendimiz’in cevabı, "Etraftaki insanların sizi olan sevgisinden anlayabilirsiniz." Öyleyse sevenler mutlaka onlar tarafından da sevilenlerdir. İşte başarı sevmenin peşinden mutlaka sevilmek geliyor. Bu dünyada en mutlu kişi sevmeyi bilendir. Sevmeyi bilen, seven kişi mutlaka onlar tarafından da sevilendir. Hamdeder, şükrederiz. Bizim yolumuz sevgi yolu. Korku bunun neresinde hocam? Kur’ân-ı Kerim hep korkudan bahsediyor vesaire diye insanlar söyleyebilir. Burada da yine bu korku sevginin kaybedilmesi korkusu. İşte Rad suresinin 21. âyet-i kerimesinde:

13/RAD-21 Vellezîne yasılûne mâ emerallâhu bihî en yûsale ve yahşevne rabbehum ve yehâfûne sûel hisâb(hisâbi).

Ve onlar Allah’ın (ölümden evvel), Allah’a ulaştırılmasını emrettiği şeyi (ruhlarını), O’na (Allah’a) ulaştırırlar. Ve Rab’lerine karşı huşû duyarlar ve kötü hesaptan (cehenneme girmekten) korkarlar.

Kötü hesap nedir? Mu’minûn Suresinin 102 ve 103. âyet-i kerimesine bakacak olursak:

23/MU'MİNÛN-102 Fe men sekulet mevâzînuhu fe ulâike humul muflihûn(muflihûne).

O zaman kimin mizanı (sevap tartıları) ağır gelirse işte onlar, felâha erenlerdir.

23/MU'MİNÛN-103 Ve men haffet mevâzînuhu fe ulâikellezîne hasirû enfusehum fî cehenneme hâlidûn(hâlidûne).

Ve kimin mizanı (sevap tartıları) hafif gelirse, işte onlar, nefslerini hüsrana düşürenlerdir. Onlar, cehennemde ebediyyen kalacak olanlardır.

Bu cennetliklerin bir işaretidir: Felah. Ama kimin hasenat tartılar hafif gelirse onlar da nefslerini hüsrana düşürenler ve ebedî cehenneme gidecek olanlardır. Öyleyse kimdir kötü hesabın sahibi? Cehenneme gidenler. Yani günahları sevaplarından fazla olanların hepsi kötü hesabın sahibidir. Ve Allahû Tealâ bizden kötü hesaptan korkmamızı istiyor ki bu gerçekten kötü hesabın sahipleri neden cehenneme gidiyorlar? Bu dileği bilmemeleri.

Şûrâ Suresi'nin 13. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ:

42/ŞÛRÂ-13 şerrea lekum mined dini mâ vassâ bihî nûhan vellezî evhaynâ ileyke ve mâ vassaynâ bihî ibrâhîme ve mûsâ ve îsâ, en ekîmûd dine ve lâ teteferrakû fîhi, kebure alâl muşrikîne mâ ted’ûhum ileyhi, allâhu yectebî ileyhi men yeşâu ve yehdî ileyhi men yunîb(yunîbu).

(Allah) dînde, onunla Hz. Nuh’a vasiyet ettiği (farz kıldığı) şeyi (şerriati); “dini ikame edin (ayakta, hayatta tutun) ve onda (dînde) fırkalara ayrılmayın.” diye Hz. İbrâhîm’e, Hz. Musa’ya ve Hz. İsa’ya vasiyet ettiğimiz şeyi Sana da vahyederek, size de şerriat kıldı. Senin onları, kendisine çağırdığın şey (Allah’a ulaşmayı dileme) müşriklere zor geldi. Allah, dilediğini Kendisine seçer ve O’na yöneleni, Kendisine ulaştırır (ruhunu hayatta iken Kendisine ulaştırır).

Her devirde insanların %10'dan azı seçilmiyor. Allah onlarda hayır görmüyor. Hayır görmediklerini bir kenara ayırıyor. Onlar seçilmiyorlar. Geri kalan insanları %90'dan fazlası seçiriyor. Ama bu seçilenlerin de Allahû Tealâ hidayet yolu ve dalâlet yolunu açıklamasına rağmen serbest irade sahibi bu seçilenler iradelerini kullanarak Allah'a ulaşmayı dilemeyen, hidayeti yaşamayanlardır.

dinde zorlama var mı? Hayır, dinde zorlama yok. dinde Allah'a davet var. dinde tebliğ var. dinde yumuşak söylemek var. dinde güzel söz söylemek var. dinde hikmetle davet var. Allah'ın Zat'ına davet. Bütün bu güzellikler dinde ama dinde ne yok? dinde kesinlikle zorlama yok. dinde kişinin serbest iradesi var. İrade kutsal. Kutsal iradeye Allah karışmıyor. Bizim de karışmamızı istemiyor.

Öyleyse Allah'ın davetçisi, Allah'a davet edenler, Allah'ın dostları vazifelerini hakkıyla yaparlar. Tebliğ yaparlar. İşte tebliğe muhatap olanlar, serbest iradenin sahibi kişiler, Şûrâ 13'e göre eğer Allah'a ulaşmayı dilerlerse Allah onların ruhunu kendisine ulaştırıyor. Ama dilemezlerse, ölüme kadar dilemediğini kabul edelim, seçilmesine rağmen onların üzerinde de dalâlet hak oluyor. Dalâletin hak olmasıyla azabın hak olması eşit. Yani kimin üzerine dalâlet hak olmuşsa aynı zamanda onun üzerine azap sözü de hak olmuştur.

Neden Allahû Tealâ'nın bazı kulları müjdeleniyorlar? Neden bazıları azap görüyor? İşte muhtevaya Kur’ân'a baktığımız zaman kimler için olaylar azap, kimler için imtihan? Ulaşmayı kalben dileyenler için bir imtihan, ulaşmayı kalben dilemeyenler için bir azap.

Bu dileği insanlar tabii ki başlangıçta bilmiyorlar. Bilmemesine rağmen Allah'ın resûlleri onları açıklıyor mu? Evet. "Bütün kavimlerde resûl göndermezsem azap etmem diyor mu?" Kanunu söylüyor mu? Evet. Öyleyse kesinlikle bilelim; yaşadığımız hayatın içerisinde mutlaka yolumuz bir gün resûlle çakışacaktır ve resûl bize mutlaka hitap edecektir.

İşte halk arasında ne zamandan beri Müslümansınız dendiğin hepimizin bir cevabı var. Kâlû belâ günü. Kâlû belâ gününde Allahû Tealâ ruhumuzdan misak, fizik vücuttan ahd, nefsimizden yemin ve irademizden misak almış ki Allah'a karşı o gün vermiş olduğumuz sözleri dünya hayatını yaşarken yerine getirelim. Allahû Tealâ bunlara bizlere farz kılmış.

MİSAK, AHD VE YEMİN’NİN HATIRLATILMASI

MİSAK

1. RA'D – 20 Onlar, Allah’ın ahdini ifa ederler (ruhlarını, vechlerini, nefslerini ve iradelerini Allah’a teslim ederler). Ve misaklerini (diğer teslimlerle birlikte iradelerini de Allah’a teslim edeceklerine dair misaklerini) bozmazlar.

2. RA'D – 21 Ve onlar Allah’ın (ölümden evvel), Allah’a ulaştırılmasını emrettiği şeyi (ruhlarını), O’na (Allah’a) ulaştırırlar. Ve Rab’lerine karşı huşû duyarlar ve kötü hesaptan (cehenneme girmekten) korkarlar.

AHD

3. YÂSÎN – 60 Ey Âdemoğulları! Ben, sizlerden şeytana kul olmayacağınıza dair ahd almadım mı? Muhakkak ki o (şeytan), size apaçık bir düşmandır.

4. YÂSÎN – 61 Ve Ben, sizden Bana kul olmanıza (dair ahd almadım mı?) Bu da Sıratı Mustakîm (üzerinde bulunmak)tır.

YEMİN

5. MUDDESSİR-38 Bütün nefsler, iktisap ettikleri (kazandıkları) dereceler sebebiyle (karşılığı olarak) rehinedirler (bağlıdırlar).

6. MUDDESSİR-39 Yemin sahipleri (yeminlerini yerine getiren nefsler) hariç.

7. MUDDESSİR-40 Onlar cennetlerdedir. (Diğerlerine) sorarlar.

Bu âyetlere En'âm Suresi'nin 152.âyet-i kerimesini ve Maide Suresi'nin 7. âyet-i kerimesini ekleyebiliriz:

6/ENÂM-152 Ve lâ takrabû mâlel yetîmi illâ billetî hiye ahsenu hattâ yebluga eşuddehu, ve evfûl keyle vel mîzâne bil kıst(kıstı), lâ nukellifu nefsen illâ vus’ahâ ve izâ kultum fa’dilû ve lev kâne zâ kurbâ, ve bi ahdillâhi evfû, zâlikum vassâkum bihî leallekum tezekkerûn(tezekkerûne).

Yetimin malına, o en kuvvetli çağına gelinceye kadar, en güzel şekliyle olmadıkça yaklaşmayın. Ölçü ve tartıyı adaletle yerine getirin. Kimseyi gücünün dışında (bir şey ile) sorumlu tutmayız. Söylediğiniz zaman, yakınınız olsa bile, artık adaletle söyleyin. Allah’ın ahdini yerine getirin (ifa edin). Böylece tezekkür edersiniz diye, (Allah) işte böyle, size onunla vasiyet (emir) etti.

5/MÂİDE-7 Vezkurû ni’metellâhi aleykum ve mîsâkahullezî vâsekakum bihî iz kultum semi’nâ ve ata’nâ vettekûllâh(vettekûllâhe) innallâhe alîmun bizâtis sudûr(sudûri).

Allah’ın, sizin üzerinizdeki ni'metini ve: “İşittik ve itaat ettik” dediğiniz zaman, onunla sizi bağladığı misâkınızı hatırlayın. Allah’a karşı takvâ sahibi olun, Muhakkak ki Allah göğüslerde (sinelerde) olanı en iyi bilir.

En!am 152'deki ahd ile Maide 7'deki misak eşleğer mi? Evet. En'âm 152'de Allah'ın ahdini ifade ediyor. Maide 7'de irademizi, misakini, irademizin misaki eşittir Allah'ın ahdi. Çünkü kişi evvelden ruhun misakinin yerine getirerek ruhunu Allah'a teslim edecek. Daha sonra fizik VÜCUTun teslimi, ahd. Daha sonra nefsin teslimi, yemin. En son iradenin teslimi de misak.

Bu 4 yeminin yerine gelmesi aynı zamanda Allah'ın ahdinin ifasıdır. "Allah'ın ahdini yerine getirin." O zaman eğer olay buysa kesinlikle bizlere fizik VÜCUTun ahdinin hatırlatıldığı üç âyet: Yasin 60-61, Maide 7, En'âm 152.

Yeminimizin yatırlatıldığı âyet-i kerimeler Müdessir 38, 39, 40, Mâide 7, En'âm 152. Ruhumuzun hatırlatıldığı âyet-i kerimelerden bir tanesi de Rad 20, 21. Ama Rad 20, 21 ile birlikte tam 11 âyet daha var. Ruhumuzun dünya hayatını yaşarken Allah'a teslimini beyan eden tam 12 tane farz âyet:

ÖLMEDEN ÖNCE RUHUN ALLAH’A ULAŞTIRILMASI 12 DEFA FARZ

1. 4/NİSÂ-58: Muhakkak ki Allah, emanetleri sahibine teslim etmenizi ve insanlar arasında hakemlik yaptığınız zaman adaletle hükmetmenizi emreder....

2. 5/MÂİDE-7: Allah’ın, sizin üzerinizdeki ni'metini ve: “İşittik ve itaat ettik” dediğiniz zaman, onunla sizi bağladığı misâkınızı hatırlayın...

3. 6/ENÂM-152: ...Allah’ın ahdini yerine getirin (ifa edin). Böylece tezekkür edersiniz diye, (Allah) işte böyle, size onunla vasiyet (emir) etti.

4. 10/YÛNUS-25: Ve Allah, teslim (selâm) yurduna davet eder ve (teslim yurduna, Zat'ına ulaştırmayı) dilediği kimseyi, Sıratı Mustakîm'e ulaştırır.

5. 13/RAD-21: Ve onlar Allah’ın (ölümden evvel), Allah’a ulaştırılmasını emrettiği şeyi (ruhlarını), O’na (Allah’a) ulaştırırlar...

6. 30/RÛM-31 O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve O'na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın.

7. 31/LOKMÂN-15: ... Bana yönelenlerin (ruhunu Allah'a ulaştırmayı dileyenlerin) yoluna tâbî ol. Sonra dönüşünüz Banadır...

8. 39/ZUMER-54: Ve Rabbinize (Allah’a) yönelin (ruhunuzu Allah’a ulaştırmayı dileyin)! Ve size azap gelmeden önce O’na (Allah’a) teslim olun (ruhunuzu, vechinizi, nefsinizi, iradenizi Allah’a teslim edin). (Yoksa) sonra yardım olunmazsınız.

9. 42/ŞÛRÂ-47: Rabbinize icabet edin, Allah tarafından geri döndürülmeyecek olan günün gelmesinden önce. İzin günü, sizin için bir sığınak yoktur...

10. 51/ZÂRİYÂT-50: Öyleyse Allah’a firar edin (kaçın ve sığının). Muhakkak ki ben, sizin için O’ndan (Allah tarafından gönderilmiş) apaçık bir nezirim.

11. 73/MUZZEMMİL-8: Ve Rabbinin İsmi'ni zikret ve herşeyden kesilerek O’na ulaş.

12. 89/FECR-28: Rabbine dön (Allah’tan) razı olarak ve Allah’ın rızasını kazanmış olarak!

HADÎS-İ şerrİF: “Ölmeden evvel ölün, Allah’a dönün ki; (ölmeden önce ruhunuzu Allah’a ulaştırınız ki, teslim ediniz ki) Allah size 10'dan 700'e kadar artan yardımlarda bulunsun.”

Kaynak: Acluni keşfü’l hafa c2.shf 291 (2669)

İşte özellikle ruhun, fizik VÜCUTun, nefsin Allah'a teslimi 9 âyette farz kılınıyor. Nisâ 58, Mâide 7 ve En'âm 152'de buna ilaveten söylenebilir. Ve dinin temeli ruhun dünya hayatında Allah'a teslimidir. Bu yoksa hiç kimse fikrini Allah'a teslim edemez. Hiç kimse nefsini de Allah'a teslim edemez. Hiç kimse iradesini de Allah'a teslim edemez.

Teslim yapmazsak ne olur? Allah'ın bize öğrenmemizi istediği sevgiyi öğrenmemiş oluruz. Allah bizden sevgiyi öğrenmemizi istiyor. Kimdir sevgiyi öğrenenler? Allah'ın dostlarıdır. Kimdir Allah'ın dostları? Hayattayken ruhlarını Allah'a teslim edenlerdir.

Bu nedir? Bu bir dilektir. Bu dileğin sahibi olduğumuz an Allahû Tealâ mutlaka gerisini yerine getirecektir. Efendimiz sohbetlerinde ne diyor? Allah'a teslim olun. Gerisini Allah size teslim eder.

Ne demektir bu? Allah insan ve insandan başka yaratılan herşey. Sevgili kardeşlerim herşeyi Allahû Tealâ sizin için yaratmış. İşte Bakara Suresi'nin 29.âyet-i kerimesi:

2/BAKARA-29 Huvellezî halaka lekum mâ fîl ardı cemîan summestevâ iles semâi fe sevvâhunne seb’a semâvât(semâvâtin), ve huve bi kulli şey’in alîm(alîmun).

O (Allah) ki, yeryüzünde olanların hepsini sizin için yarattı. Sonra (kudret ve iradesiyle) göğe yönelip, onları da yedi (kat) gök olarak düzenledi. Ve o, Alîm’dir (herşeyi en iyi bilendir).

Yeryüzü kâinat dizaynı içinde bir toz zerresi. Bütün kâinat kim için? Bütün kâinat da insan için. Câsiye Suresi'nin 13.âyet-i kerimesinde:

45/CÂSİYE-13 Ve sahhara lekum mâ fîs semâvâti ve mâ fîl ardı cemîan minhu, inne fî zâlike le âyâtin li kavmin yetefekkerûn(yetefekkerûne).

Ve göklerde ve yerde olanların hepsini kendinden (bir lütuf olarak) size musahhar (emre amade) kıldı. Muhakkak ki bunda, tefekkür eden bir kavim için mutlaka âyetler (ibretler) vardır.

Öyleyse kâinat insan için yani şöyle ifade etmek gerekir. Allah, insan ve insandan başka yaratılan herşey. herşey insan için ama insan Allah içindir.

İnsanın boş olması, boşuna yaratılmış olması mümkün değil. Allah için olmak birinci görev itibariyla Allah'a teslim olmaktır. Allah'a teslim olmak başkaları için yaşamaktır. Çünkü Allah'ın elimizdeki hiçbir şeye ihtiyacı yoktur.

Biz Allah'a teslim olmakla zerre kadar bir fayda veremeyiz Allah'a. Biz Allah'a isyan etmekle de zerre kadar bir zarar veremeyiz. Ama biz Allah'a teslim olmakla kendimize çok büyük faydalar sağlarız. Ve yetmez teslim olmakla o mutluluğu yaşarız. Ama aynı zamanda başkasına mutluluk yaşatan birisi oluruz.

İşte şu anda bir zikir sohbetindeyiz. Allah'tan bahsediyoruz. Ben konuşuyorum. Siz dinliyorsunuz ama birlikte bir mutluluk yaşıyoruz. Bu mutluluk zikirle zikrin ötesinde çok üst seviyede bize mutluluk sağlayan bir muhteva taşır.

"Mutlu et ve mutlu ol" kanunu hayatın her alına hakim ve Allah bütün insanları bu hedefle yaratmış. Mutlu olsunlar ve mutlu etsinler.

Allah'ın ahlâkıyla ahlâklanan insanlar kimlerdir? Onlar da mutlu edip mutlu olan ve mutlu edenlerdir. İşte hepimizden Allahû Tealâ bunu istiyor. Bizleri çok seviyor. Çok seviyor. Çok seviyor.

herşeyi sevgiyle yaratmış. Sonsuz derecede Allah insanları seviyor. Ama aynı zamanda Allah'tan bize akan sevgi ise o sevginin de bizler tarafından başkalarına yansıtılması, onlara öğretilmesi, yaşatılması Allah emrediyor.

Ve bunu her devirde yapan Allah'ın dostları var. Umarız ki siz de o Allah'ın dostlarından olursunuz. Mutlu eden, mutlu yaşayan ve kâinattaki Allah'ın tek dini, babamız İbrahim Hanif dini Arap çağıyla İslami'ı yaşayan ve yaşatan, öğretenlerden olmalısınız.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 15 Ekim 202611 dk okuma2