Muhterem Hocam, tevekkülün dinimizdeki yerini açıklar mısınız?
Soru
Muhterem Hocam, tevekkülün dinimizdeki yerini açıklar mısınız?
Cevap
Sevgili kardeşlerim, Kur’ân-ı Kerim âyetlerini incelediğimiz zaman, 7 safhanın 7'si de tevekkülle geçirilir. Zikirsiz dini yaşamak mümkün değildir ve zikrin anahtarı tevekküldür. Tevekkül; Allah’ı kendisine vekil tayin etmek, O’na güvenmek ve O’na teslim olmaktır.
7 HEDEF EMİR
VAHDET
1. Allah’a Ulaşmayı Dilemek
RÛM-31: O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve O’na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin. Ve (böylece) müşriklerden olmayın.
TEVHİD
2. 12 İhsanla Mürşide Tabi Olmak
MU’MİN-15: …. Allah, kullarından dilediği kişinin üzerine Allah’a ulaşma gününün geldiğini ihtar etmek için, emrinden (Allah’ın emrini tebliğ edecek) bir ruh (devrin imamının ruhunu) ulaştırır.
TESLİM:
3. Ruhun Allah’a Teslimi
RA’D-21: Ve onlar Allah’ın (ölmeden evvel), Allah’a ulaştırılmasını emrettiği şeyi (ruhlarını), O’na (Allah’a) ulaştırırlar. Ve Rab’lerine karşı huşû duyarlar ve kötü hesaptan korkarlar.
4. Fizik Vücudun Allah’a Teslimi
YÂSÎN-60: Ey Âdemoğulları! Ben, sizlerden şeytana kul olmayacağınıza dair ahd almadım mı? Muhakkak ki; o (şeytan), size apaçık bir düşmandır.
YÂSÎN-61:Ve Ben, sizden Bana kul olmanıza (dair ahd almadım mı)? Bu da Sıratı Mustakîm (üzerinde bulunmak)tır.
5. Nefsin Allah’a Teslimi
NİSÂ-103: Namazı bitirdiğinizde; ayaktayken, otururken ve yan üzeriyken (yan üstü yatarken), Allah’ı hep zikredin! Güvenliğe kavuştuğunuzda namazı namazın erkânıyla kılın…
6. İrşada Ulaşmak
BEYYİNE-5: Onlar emrolunmadılar. Sadece hanifler olarak, Allah için dinde halis (nefslerini halis kılmış) kullar olmakla emrolundular. Ve namaz kılmakla ve zekat vermekle emrolundular. İşte kayyum olan din budur.
7. İradeyi Allah’a Teslim Etmek
EN’ÂM-97: Ve kara ve denizin karanlıklarında (nefsin afetlerinin karanlığında) yolunuzu bulmanız (hidayete ermeniz) için yıldızları (nebîler, resûller, mürşidler) kılan O’dur. Bilen bir kavim için, âyetleri detayları ile açıkladık.
İşte Allahû Tealâ Âl-i İmrân Suresi 159. âyet-i kerimede Peygamber Efendimiz (S.A.V)’e buyuruyor ki:
3/ÂLİ İMRÂN-159 Fe bimâ rahmetin minallâhi linte lehum, ve lev kunte fazzan galîzal kalbi lenfaddû min havlike, fa’fu anhum vestagfir lehum ve şâvirhum fîl emr(emri), fe izâ azamte fe tevekkel alâllâh(alâllâhi), innallâhe yuhibbul mutevekkilîn(mutevekkilîne).
O zaman, Allah'tan bir rahmet sebebiyle onlara yumuşak davrandın. Ve eğer sen, kaba, katı yürekli olsaydın, mutlaka senin etrafından dağılırlardı. Artık onları affet ve onlar için mağfiret dile ve işler konusunda onlarla muşavere et (danış). Azmettiğin zaman, artık Allah'a tevekkül et. Muhakkak ki Allah, tevekkül edenleri (Allah’a güvenenleri) sever.
Demek ki yumuşak huyluluk bir rahmetin sebebidir. Rahmetten kaynaklanıyor. Eğer sen kaba ve katı yürekli olsaydın, mutlaka senin etrafından dağılırlardı. Artık onları affet, onlar için mağfiret dile ve işler konusunda onlarla müşavere et. Azmettiğin zaman artık Allah’a tevekkül et. Yani karar verdiğin zaman artık Allah'a tevekkül et. Mutlaka Allahû Tealâ verdiğin kararı gerçekleştirecektir. Muhakkak ki Allah tevekkül edenleri sever.
İblis bunun tam tersini yapar ve bizi evvela kararsızlık içerisinde bırakır. Bir karar verdiğiniz zaman evvela o karardan önce bize vesveseler vermek suretiyle bunu zorlaştırır. Ama karar verdikten sonra o verdiğimiz kararın ne kadar kötü olduğunu başka deliller göstermek suretiyle ve başka şartları devreye koyarak bize karar değiştirtir. Karar değiştirip, farklı bir şekilde karar verdiğimiz zaman bu sefer öbür tarafa geçer, onun ne kadar yanlış olduğunu söyler ve devamlı olarak zikzaklarla bizim zamanımızı heba eder.
Ama Allahû Tealâ burada diyor ki; "Azmettiğin zaman, artık Allah'a tevekkül et.", yani "Artık onları affet, onlar için mağfiret dile, işler konusunda onlarla müşavere et (danış)."; ama karar verdikten sonra "Azmettiğin zaman, artık Allah’a tevekkül et." O kararının sen Allah’ı Vekîl tayin edersen, mutlak suretle Allah onu gerçekleştirecektir. Tevekkül etmek aslında bir nevî güvenmektir. Ama kime güveneceğiz? Allah’a güveneceğiz ve O'nun Resûl'üne güveneceğiz. Kimi kendimize Vekîl tayin edeceğiz? Allah’ı ve Resûl'ünü.
Dolayısıyla teslimiyetin anahtarı da, tevekkülün anahtarı da kesinlikle zikirdir. Zikirsiz bir tevekkül olayı mümkün değildir. İşte fizik vücut teslimi için harekete geçen ben: “Yâ Rabbi, Sana fizik vücudumu teslim etmek istiyorum, Seni kendime vekil tayin ediyorum.” dedikten sonra zikri artmıyorsa, onun tevekkülü dildendir, kalpten değildir. Kalpten olan tevekkülün temel göstergesi zikir artışıdır. Çünkü tevekkülün anahtarı zikirdir.
Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in bir hadîs-i şerifinde:
“Deveni sağlam kazığa bağla, sonra Allah’a tevekkül et.” buyuruyor. Buradaki sağlam kazıktan murat, Allah’ın mürşitleridir. Yani mürşide bağlan, ondan sonra Allah’a tevekkül et. Eğer tevekkülün anahtarı zikirse, "mürşide bağlan sonra zikret" demiş oluyor. Gerçekten de nefs tezkiye kademelerinin hepsini de zikirle geçiyoruz.