Muhterem Hocam, toplum içinde konuşurken ya da tebliğ yaparken karşımdaki insanlar çok uzun konuşuyor. Konuşabilmek için onların sözlerinin bitmesini bekliyorum ama bir türlü benim
Soru
Muhterem Hocam, toplum içinde konuşurken ya da tebliğ yaparken karşımdaki insanlar çok uzun konuşuyor. Konuşabilmek için onların sözlerinin bitmesini bekliyorum ama bir türlü benim konuşmama fırsat vermiyorlar. Allah’ın doğrularını söylemeye çalıştıkça kendi doğrularını hararetle savunuyorlar. Bu durumda ne yapmalıyım?
Cevap
Sevgili kardeşlerim, Efendimiz’in bir sözü var: “Susan kazandı.” Konuşmaktan dolayı kaybediyoruz. Yani karşı tarafı dinleyebilmek çok üst seviyede bir kazancın sahibi olmaktır. Ama konuşuyor, konuşuyor, konuşuyor… Fakat yine de o konuşmada beklemeli miyiz? Âdâp bunu gerektiriyor. Evet, karşı taraf konuşmasını bitirecek.
Bitirdikten sonra bana da konuşmaya izin var mı? O zaman ben bu yolda… Özellikle çok kötü bir örnek geçti başımdan, onu söyleyeyim size. Bir televizyon programı vardı, karşımda iki kişi vardı. Şimdi karşıdaki kişi konuşuyor, konuşuyor. Neyi konuşuyor? Devamlı emaniyeyi, kitaplardaki yazılan zanları tekrar ediyorlar.
Baktım susmuyorlar. Susmuyorlar ama baltayı taşa vurduk. Yani olması gereken şey neydi? Benim sabretmemdi. Ama dedim: “Yeter, sabahtan akşama kadar aynı şeyi konuşuyorsunuz, bir yere ulaşamadınız, yeter.” Fakat tabii kaybeden taraf olduk. Ne olması lâzım gelen? Edep gereği susmamız gerekirdi.
Yani o karşıdaki kişi konuşmasını bitirecek. Çok konuşuyorlardı, zaman bulamadım. Tamam, ne yapabiliriz? Susmakla mükellefiz. Efendimiz buyuruyor ki: “Susan kazandı.” Eğer o kişi konuşmasını bitirdikten sonra siz söz alırsanız ve âdâba uygun açıklamada bulunursanız yine size karışacaktır.
Çünkü nefsleri ne yapıyor? Şeytanın tesiri altında size devamlı hücum ediyorlar. Olsun, bir dahaki sefere dedik, tecrübe kazandık. İnşallah böyle bir şey olursa ne yapacağız? Sabredeceğiz, bekleyeceğiz. Sabreden derviş muradına ermiş. İnşallah. Allah razı olsun.