Muhterem Hocam, tövbe alıp devam ettirmesek bunun hükmü nedir?

Soru

Muhterem Hocam, tövbe alıp devam ettirmesek bunun hükmü nedir?

Cevap

Sevgili kardeşim, anladığım kadarıyla, şu anda tövbe etmemişsin. Tövbe etmeyenin yaptığı bir şey yoktur. Devamlı kaybediyorsun. Ama tövbe edersen, Allahû Tealâ bunu kalpten yapman halinde diyor ki: “Ben sana yardım ederim.” Allah’ın söz verip de yardım etmemesi mümkün mü? Hayır. Allah’ın yardımıyla 3 tane cennet ve dünya saadetinin yarısı sana ulaşır. Allah’ın garantisindedir.

Ola ki Allah’ın sana bu özel yardımını kalbinde hissettiğin zaman, o zaman bırakmazsın. Daha ötesini istersin. Fizik vücut teslimi. Daha ötesi nefs teslimi. Yani sevgili kardeşlerim, bu dünyada hayatı en güzel yaşayanlar, hayatı yaşayanlar daha doğrusu, sadece Allah’a kul olanlar, Allah’a dost olanlar ve bunun neticesi mutluluğu yaşayanlardır. Bunlar Allah’ın dostlarıdır.

Biz bu dünyaya geliyoruz, birçok meslek ediniyoruz. Şu anda binlerce meslek, hatta çocuklarımızı da o istikâmette yetiştiriyoruz. Allahû Tealâ bizi meslek sahibi olalım, diye mi buraya gönderdi? Ne diyorsunuz?

Allah’ın kazanmamızı istediği meslek evliyalıktır. Ama bakıyoruz, Allah’ın kazanmamızı istediği meslek evliyâlık olmasına rağmen bugün anne babalardan “Ben çocuğumu evliya yetiştirmek istiyorum. Ona göre dershaneye göndereceğim, ona göre çalışacağım.” diyen var mı? Hayır. Herkes çocuğunu dünyaya göre yetiştiriyor. Ama dünyaya göre yetiştirince o zaman da o çocuk ona itaat etmiyor. İlk yakınan kim oluyor? Anne babalar. Hem birçok anne baba. Halbuki eğer o Allah’ı unutmasaydı…

Çorum'un kazası Osmancık’ta, Osmanlı döneminde bir Allah dostu var. Koyun Baba diye anılan bu Allah dostunu “Köpekleri zarar vermiyor, koyunları haram yemiyor. Nasıl olur böyle bir şey” diye insanlar kadıya gidip şikâyet ediyor.

Kadı diyor ki: “Tamam. Eğer anlamak istiyorsan test edelim.” Adam diyor ki: “Ben kendi helal paramla et alacağım. Siz de alın. Benim köpeklerim sadece benim aldığım eti yer, diğerlerini koklamaz bile. Koyunlar da bağda dolaşır ama asla zarar vermez.”

Test ettiklerinde bir sonuçla karşılaşıyorlar. Adamın söylediği her şey doğru.

Kadı diyor ki: “Bunu nasıl yapıyorsun? O da diyor ki: “Bu koyunlar benim için, bu köpekler de benim için. Ama ben kim içinim? Ben Allah içinim. Ben sahibime, Allah’a ne kadar itaat ediyorsam, onlar da bana o kadar itaat ediyor.”

Eğer anne babalar diyorsa ki: “Ben çocuğumu dünyaya göre yetiştireceğim.” ilk yakınan kişi kim? O anne baba. “Benim dediğimi yapmıyor!” Ama sen Allah’ın dediğini yaptın mı ki? Eğer biz Allah’ın dediğini yaparsak, Allah’ın emirlerine itaat edersek, o çocuklar da bize itaat eder.

Dolayısıyla herşey gelip Allah’a dayanıyor. Bütün yollar, bütün mutluluk yolları kimden geçer? Allah’tan geçer. Ve bunları hepimiz birlikte de yaşıyoruz. Yani Allahû Tealâ hayalden bahsetmiyor. Her an, her saniye biz bu söylediklerimi yaşıyor muyuz, yaşamıyor muyuz?

Dolayısıyla bu bir hayal mahsulü değildir. Hayatın ta kendisidir.

“Ben niye Allah’ı göremiyorum?” Allah “Ben görünmem.” demiyor. Sen o liyakâtin sahibi değilsin, diye göremiyorsun. Baş gözüyle görmek istiyorsan bu imkânsızdır. Neyle görebilirsin? Kalp gözüyle ve ruhun baş gözüyle. Kalp gözüyle görebilmek mutlak surette irade teslimini gerektiriyor. Ruhun baş gözüyle görebilmen keza yine öyle.

Dolayısıyla Allahû Tealâ her şeye kaadir. Allah’ın Katında en üst seviyedeki kanun, ‘Liyakât ve mükâfat kanunu’. Neye lâyıksak Allahû Tealâ bize onu veriyor.

Şimdi soruya gelelim. Tövbe alıp devam ettirmezsek ne olur? Tövbe alıp eğer kalpten Allah’a ulaşmayı dileyerek tövbe alırsan Allah’ın seni hedefine ulaştırmaması mümkün değil. O Allah, herşeye kaadir. Allah mutlaka senin ruhunu Kendisi’ne ulaştırır ve ulaştırılmanın mükâfatı olarak 3 tane cennet, dünya saadetinin yarısını sana hibe eder, sana mutlaka verir.

Ama nereden biliyorsun, belki de çok da seveceksin. Namazı seveceksin, zikri seveceksin. Bu sevdiğin güzelliklerle mutlu olduğunu gördüğün an, dersin ki: “Ben daha fazlasını istiyorum.” Yani “ Ruhumu teslim ettim. Bu kadar mutluluklar yaşadım. Kim bilir fizik vücut teslimi yaparsam nasıl mutlu olurum.” diye onu hedef olarak seçersin. Onu teslim ettikten sonra nefs teslimi var. Yani kısacası bütün bu güzelliklerle hayatı Allah’ın dostu olarak en lâyık bir şekilde yaşarsın, Allah’ın izniyle.

Ama kabul edelim ki tövbe alıp yapmadın? Yaparsan 1’e 700 kazanır, yapmazsan 1’e 1 kaybedersin. Akıl sahibi birisi yaparsa 1’e 700 kazanıyor, yapmazsa 1’e 1 kaybediyor. Bir ticaret düşünün ki 1’e 700 kazandırıyor, 1’e 1 kaybettiriyor. Böyle bir halde tercihimizin hangi yönde olması lâzım? 1’e 700 kazandıran bir ticaret mi, 1’e 1 kaybettiren bir ticaret mi? Tabiî ki 1’e 700. 1 kaybetsek bile 699 elimizde kalıyor. Ne yapmamız lâzım? Hep onu seçmemiz lâzım, Allah’ın izniyle.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20264 dk okuma3