Muhterem Hocam, tövbede neden el öpülüyor, açıklayabilir misiniz? Cezbe nedir, açıklar mısınız?

Soru

Muhterem Hocam, tövbede neden el öpülüyor, açıklayabilir misiniz? Cezbe nedir, açıklar mısınız?

Cevap

Sevgili kardeşlerim, Kur’ân-ı Kerîm’de Allah öyle buyuruyor.

Tövbede neden el öpülüyor, açıklar mısınız? Şimdi Fetih Suresi’nin 10. âyet-i kerimesine bakacak olursak ne görüyoruz?

FETİH-10: İnnellezîne yubâyiûneke innemâ yubâyiûnallâh(yubâyiûnallâhe), yedullâhi fevka eydîhim, fe men nekese fe innemâ yenkusu alâ nefsih(nefsihî), ve men evfâ bi mâ âhede aleyhullâhe fe se yu’tîhi ecren azîmâ(azîmen).

Muhakkak ki onlar, sana tâbî oldukları zaman Allah'a tâbî olurlar. Onların ellerinin üzerinde (Allah senin bütün vücudunda tecelli ettiği için ellerinde de tecelli etmiş olduğundan) Allah'ın eli vardır. Bundan sonra kim (ahdini) bozarsa, o takdirde sadece kendi nefsi aleyhine bozar (Allah'a verdiği yeminleri, ahdleri yerine getirmediği için derecesini nakısa düşürür). Ve kim de Allah'a olan ahdlerine vefa ederse (yeminini, misâkini ve ahdini yerine getirirse), o zaman ona en büyük mükâfat (ecir) verilecektir (cennet saadetine ve dünya saadetine erdirilecektir).

“Muhakkak ki onlar sana tâbî oldukları zaman Allah’a tâbî olurlar.” Çünkü Peygamber Efendimiz’e Allah daimî tecelli ediyordu. “Onların elinin üzerinde (Allah, senin bütün vücuduna tecelli ettiği için ellerine de tecelli etmiş olduğundan) Allah’ın eli vardı. O tecelliyât, yani Resûlullah’ın eline Allah’ın tecellisi, el şeklinde teşekkül ettiği için, o el şeklindeki tecelliyâta Allahû Tealâ “Allah’ın eli” diyor.

“Bundan sonra kim ahdini bozarsa...” Öyleyse bu biat olayında, önünde tövbe edilen kişinin eli, tövbe edenin elinin üzerindedir. Eğer tokalaşma olursa iki el yan yanadır. Ama kesinlikle biat olayında, tâbiiyette tövbe eden kişinin eli altta, önünde tövbe edilen kişinin eli üsttedir.

“Tövbe eden neden el öpüyor, açıklayabilir misiniz?” Fetih Suresi’nin 18. âyet-i kerimesinde:

FETİH-18: Lekad radiyallâhu anil mu’minîne iz yubâyiûneke tahteş şecereti fe alime mâ fî kulûbihim fe enzeles sekîneti aleyhim ve esâbehum fethan karîbâ(karîben).

Andolsun ki, o ağacın altında sana tâbî oldukları zaman Allah, mü'minlerden razı oldu. Ve onların kalplerinde olanı biliyordu. Böylece onların üzerine sekînet indirdi. Ve onlara yakın bir fetih nasip etti.

Resûlullah ve tâbiîn (sahâbe) beraber hac edeceklerdir ama müşrikler bırakmıyorlar. Resûlullah (S.A.V) Efendimiz onlara elçi olarak Hz. Osman’ı gönderiyor ama onlar elçiyi de yakalıyorlar ve geri döndürmüyorlar.

Bu durum karşısında Allah’ın Resûlü ağacın altında sahâbesini çağırıyor ve biat istiyor. “Andolsun ki o ağacın altında sana tâbî oldukları zaman Allah mü’minlerden razı oldu.” Orada bulunan bütün mü’minler Resûlullah (S.A.V)’a biat ediyorlar. Her türlü güçlüğe rağmen ondan ayrılmayacak, onunla beraber olacaklarını ifade ediyorlar.

Allahû Tealâ onların kalplerine sekîneti indiriyor. Ama bu biat olayında Resûlullah’ın eli, tövbe edenlerin elinin üzerinde gerçekleşiyor. Ve orada olmayan Hazreti Osman’ın yerine de Allah’ın Resûlü sağ elini sol elinin üzerine koyarak 3 kere öpüp alnına koyuyor.

Biz diyoruz ki: “Biz dini Resûlullah’ın sünneti üzere yaşarız.” Eğer Resûlullah bunu gerçekleştirmişse biz de onu söylüyoruz. Hem âyetler hem de Resûlullah’ın âyetlerden olan tatbikatıdır.

Dolayısıyla tövbe eden neden el öpüyor? Sahâbe, Resûlullah’ın elini tutup biat ettikleri için, o biatta Hazreti Osman’ın yerine Allah’ın Resûlü elini öptüğü için diğerleri de Resûlullah’ın elini öptükleri için.

Biz de diyoruz ki bugün onun vârisleri olan Allah’ın mürşidleri, devrin imamı önünde tövbe ediyorsak biat gerçekleştiriyorsak, o zaman el öpüyoruz. Ve tasavvufu yaşayan herkes, “El ele, el Hakk’a” düsturunu bu şekilde yaşıyor.

Neden el öpülüyor? Âyetlerin gereği, neden el öpülüyor? Resûlullah’ın sünnetinin gereği bu gerçekleşiyor.

Cezbe nedir? Cezbe, Allah’tan gelen, vücudu titreten üst seviyede bir titreşim hâli, frekans. Allahû Tealâ 7 âyet-i kerimede cezbeyi açıklıyor.

7 CEZBE AYETİ

1. ÂLİ İMRÂN - 119: İşte siz (mü’minler) böylesiniz, siz onları seversiniz ve onlar sizi sevmezler ve siz kitabın tamamına îmân edersiniz.

2. ENFÂL - 2: Gerçek mü’minler onlardır ki; Allah zikredildiği zaman kalpleri titrer (cezbelenir).. Ve onlara Allah’ın âyetleri okunduğu zaman onların îmânlarını arttırır.

3. HİCR - 52: Onun yanına girdikleri zaman: “Selâm olsun” dediler. (İbrâhîm (A.S) şöyle dedi: “Gerçekten biz sizden korkuyoruz.”

4. HAC - 35: Onlar, Allah’ı zikrettikleri zaman kalpleri titreyenlerdir (Allah’tan gelen bir cereyanla kalpleri ve vücutları sarsılanlardır). Onlara isabet edenlere sabredenlerdir.

5. MU’MİNÛN - 60: Ve onlar vereceklerini verirler. Onlar, Rab’lerine geri dönenler (ulaşanlar) olduğundan onların kalpleri titrer.

6. MERYEM - 58: Ve Bizim hidayete erdirdiklerimizden ve seçtiklerimizdendir. Onlara, Rahmân’ın âyetleri okunduğu zaman ağlayarak ve secde ederek yere kapanırlardı.

SECDE - 15: ... (âyetlerimiz) zikredildiği zaman (hemen) secde ederek yere kapanırlar. Ve Rab’lerini hamd ile tesbih ederler...

7. ZUMER - 23: Allah, İhdas ettiği (nurların) ahsen olanlarını, ikişer ikişer, Kitab’a müteşabih olarak indirdi. Rab’lerinden huşû duyanların ciltleri ondan ürperir. Sonra onların ciltleri ve kalpleri Allah’ın zikriyle yumuşar…

İşte Âli İmrân Suresi’nin 119. âyet-i kerimesi: Siz kitabın tamamına iman edersiniz.

Enfâl 2: O kitabın tamamına iman edenler, Allah’ın ismi zikredildiği zaman kalpleri titrer. Allah’ın katından gelen bir titreşim onları hazan yaprağı gibi titretir.

Hicr 52, Hz. İbrahim’e gelen melekler onun yanında bulundukları zaman onlarda da bir titreşim hâli oluşuyor.

Hac 35: Onlar Allah’ı zikrettikleri zaman kalpleri titreyenlerdir. (Cezbedir bu kalplerin titremesi.)

Mü’min 60: Onların kalpleri titrer.

Meryem 58, Secde 15 aynı şekilde.

Zumer 23: Allah ihdas ettiği nurların ahsen olanlarını ikişer ikişer indiriyor Kitabı müteşabih olarak. Rablerinden huşû duyanların ciltleri ondan ürperir evvela. Sonra onların ciltleri ve kalpleri Allah’ın zikriyle yumuşar, titrer.

Öyleyse cezbe, Allah’ın Kur’ân âyetlerine dayanan, Allah’tan bize ulaşan bir titreşim hâlidir. Kişi kendisinin dışındaki bir kuvvetin, hazan yaprağı gibi kendisini titrettiğini görüyor. Ve bu ancak kalplerine îmân yazılanlarda tahakkuk ediyor.

Cezbeyi şeytan ve avanesinin vermesi imkânsızdır. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 28 Ekim 2026Son güncelleme: 28 Ekim 20265 dk okuma0