Muhterem Hocam, tüm insanlar uyarılmaya muhtaç durumda mıdır?
Soru
Muhterem Hocam, tüm insanlar uyarılmaya muhtaç durumda mıdır?
Cevap
Evet, Kasas Suresi’nin 47. âyet-i kerimesinde başlangıç noktasında bütün insanlar negatif konumda, 19 tane negatif özelliğin sahibidirler ve mutlaka Allah’ın Katından onlara hidayetçiler, nezirler, resûller gönderiliyor.
KASAS-47: Ve lev lâ en tusîbehum musîbetun bimâ kaddemet eydîhim fe yekûlû rabbenâ lev lâ erselte ileynâ resûlen fe nettebia âyâtike ve nekûne minel mu’minîn(mu’minîne).
Ve eğer elleriyle takdim ettikleri (yaptıkları) sebebiyle onlara bir musîbet isabet ederse: "Rabbimiz keşke bize bir resûl gönderseydin böylece biz, Senin âyetlerine tâbî olur ve mü'minlerden olurduk." diyecek olmasalardı (seni Nebî-Resûl olarak göndermezdik).
İşte Tâhâ 123’te:
TÂHÂ-123: Kâlehbitâ minhâ cemîan ba’dukum li ba’dın aduvv(aduvvun), fe immâ ye’tiyennekum minnî huden fe menittebea hudâye fe lâ yadıllu ve lâ yeşkâ.
(Allahû Tealâ şöyle) dedi: “İkiniz oradan (aşağı) inin! Hepiniz (şeytan ve siz), birbirinize düşman olarak. Bundan sonra Benden size mutlaka hidayet gelecek. O zaman kim hidayetime tâbî olursa artık o, dalâlette kalmaz ve şâkî olmaz.”
BAKARA-38: Kulnâhbitû minhâ cemîa(cemîan), fe immâ ye’tiyennekum minnî hudenfe men tebia hudâye fe lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn(yahzenûne).
Biz dedik ki: “Hepiniz oradan (aşağıya) inin. Benden size mutlaka hidayet gelecektir. O zaman kim hidayetime tâbî olursa, artık onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmazlar.”
Öyleyse görülüyor ki yeryüzü hayatını yaşayan, 19 negatif özelliğin sahibi olan insanlar, Allah’ın onları mutlu kılmak istikâmetinde mutlak surette hidayetçiler gönderdiğini görüyoruz.
İsrâ 15’te: Resûl göndermezsek, azap etmeyiz.
İSRÂ-15: Menihtedâ fe innemâ yehtedî li nefsih(nefsihî), ve men dalle fe innemâ yadıllu aleyhâ, ve lâ teziru vâziretun vizre uhrâ, ve mâ kunnâ muazzibîne hattâ neb’ase resûlâ(resûlen).
Kim hidayete erdiyse, sadece kendi nefsi için (nefsini tezkiye ettiği için) hidayete erer. Öyleyse kim dalâlette ise sorumluluğu sadece kendi üzerinde olarak dalâlette kalır. Yük taşıyan (günahı yüklenen) bir kimse, bir başkasının yükünü (günahını) yüklenmez. Ve Biz, bir resûl göndermedikçe azap edici olmadık.
Mulk 8, 9, 10’da cehennem bekçileri, cehenneme girenlere sual soruyorlar:
MULK-8: Tekâdu temeyyezu minel gayz(gayzi), kullemâ ulkıye fîhâ fevcun seelehum hazenetuhâ e lem ye’tikum nezîr(nezîrun).
(Cehennem) nerede ise öfkesinden çatlayacak gibi olur. Oraya herbir grup atılışında onun (cehennemin) bekçileri onlara: “Size nezir (uyarıcı) gelmedi mi?” diye sordu.
MULK-9: Kâlû belâ kad câenâ nezîrun fe kezzebnâ ve kulnâ mâ nezzelallâhu min şey'in entum illâ fî dalâlin kebîr(kebîrin).
Onlar (cehenneme atılanlar) dediler ki: “Evet, bize nezir gelmişti. Fakat biz onu yalanladık ve Allah hiçbir şey indirmemiştir, siz ancak büyük bir dalâlet içindesiniz, dedik.”
MULK-10: Ve kâlû lev kunnâ nesmeu ev na'kılu mâ kunnâ fî ashâbis saîr(saîri).
Ve: “Eğer biz işitmiş veya akıl etmiş olsaydık, alevli ateş halkı arasında olmazdık.” dediler.
Öyleyse insanlar her devirde mutlaka resûl ve nezirin davetine muhataptır. Daveti kabul edenler kurtuluşa erenlerdir. Daveti kabul etmeyenler, uyarılmaları sebebiyle daveti dikkate almadıklarından dolayı da hem bu dünyada huzursuz ve mutsuz, hem ölüm sonrası hayatta cehennem azabına duçar olacaklardır.
Kutsal kitapların hepsinde 7 safha 4 teslimi görüyoruz. Ne yazık ki insanların %90’dan daha fazlası uyarılmaya muhtaç durumda, çünkü şu anda mevcut mukaddes kitapların, (kitaplar üç dinde, İslâm’da da, Hristiyanlıkta da, Yahudilikte de) üçünde de din unutulmuş.
Dinin unutulduğunu nereden anlıyoruz? Allah Resûlü (S.A.V) Efendimiz bir hadîs-i şerifinde:
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Ebu Davud, Sünnet, 1; Tirmizî, İmân, 18; İbn Mace, Fiten, 17; İmam Hanbel, 2/332.
"Yahudiler 71 fırkaya ayrıldılar, biri hariç diğerlerin hepsi cehenneme girecek. Hristiyanlar 72 fırkaya ayrıldılar, biri hariç diğerlerin hepsi cehenneme girecek. Benim ümmetim de 73 fırkaya ayrılacak, biri hariç hepsi cehenneme girecek."
İster Yahudiler, ister Hristiyanlar, ister Müslümanlar hepsinde kurtuluşa ulaşan fırka-i nâciye, bir grup insan var. Geri kalanlar hepsi şeytana tâbî oluyorlar.
Zaten üç din aslında tek bir dindir. Hz. İbrâhîm’in Hanîf dini. Uyarmak kanunun temelidir. Bu görev resûllerin görevidir ama buradan itibaren aşağı doğru derece derece konuyu bilen herkesin görevidir.
İşte 7 grup insan söz konusu: Devrin imamı (1), kavim resûlleri (2), velî mürşidler (3), muhlisler (4), ulûl’elbab (5), muhsinler (6) ve zâhitler (7). Her devirde 7 grup insan devamlı olarak Allah tarafından âyetlerle insanları Allah’a davet ederler.
HER DEVİRDE HİDAYETE ERDİREN VE VESİLE OLANLAR
1. DEVRİN İMAMLARI
SECDE-24 Ve onlardan, emrimizle hidayete erdiren imamlar kıldık ve sabır sahibi oldukları ve âyetlerimize yakîn hasıl etmiş oldukları için.
2. KAVİM RESÛLLERİ
NAHL-36 Ve andolsun ki Biz, bütün ümmetlerin (milletlerin, kavimlerin) içinde resûl beas ettik (hayata getirdik, vazifeli kıldık).
3. VELİ MÜRŞİDLER
TEVBE-71 Ma'ruf ile emreder ve münkerden nehyederler ve namazı ikâme ederler ve zekâtı verirler. Allah ve O'nun resûlüne itaat ederler.
4. MUHLİSLER (VEKİL MÜRŞİDLER)
HİCR-40 Ancak onlardan muhlis olan kulların müstesna.
5. ULÛL'ELBAB (VEKİL MÜRŞİDLER)
ÂLİ İMRÂN-7... onların tevilini, kimse bilmez ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olan rasihun ise derler ki: "O'na iman ettik, hepsi de Rabbimiz katındandır." Bunu kimse tezekkür edemez ancak ulûl'elbab tezekkür edebilir.
6. MUHSİNLER (VEKİL MÜRŞİDLER)
ÂLİ İMRÂN-20 Eğer seninle tartışmaya kalkarlarsa, o zaman de ki: "Ben ve bana tâbi olanlar vechimi (fizik vücudumuzu) Allah'a teslim ettik."
7. ZAHİTLER (VEKİL MÜRŞİDLER)
CUMA-10 Artık namazı kaza ettiğiniz (kılıp bitirdiğiniz) zaman yeryüzüne yayılın ve Allah'ın fazlından isteyin ve Allah'ı çok zikredin. Umulur ki, böylece siz felâha (kurtuluşa) erersiniz.
Hidayete erdiren ve hidayete vesile olanlar: Devrin imamı hidayete erdirendir. Onun dışındakiler, devrin imamından ders alanlar, onlar da hidayete vesile olanlardır. Secde sûresinin 24. âyet-i kerimesinde nebîlerin olmadığı dönemlerde kavim resûlleri arasından seçilen bir kişi var ki o vekâleten devrin imamıdır.
Bu, Yahudilerde 12 tane nakîb olarak zikredilmiştir, Mâide sûresinin 12. âyet-i kerimesinde. Hristiyanlarda 12 havariden bahsedilebilir. Müslümanlardan da 12 tane imam. Bunlar nebîlerin olmadığı dönemlerde nebînin vârisi olarak kutsal kitaplarda zikredilir ki o sebeple onların daveti:
MÂİDE-12: Ve lekad ehazallâhu mîsâka benî isrâîl(isrâîle), ve beasnâ minhumusney aşera nakîbâ(nakîben) ve kâlellâhu innî meakum lein ekamtumus salâte ve âteytumuz zekâte ve âmentum bi rusulî ve azzertumûhum ve akradtumullâhe kardan hasenen le ukeffirenne ankum seyyiâtikum ve le udhılennekum cennâtin tecrî min tahtıhel enhâr(enhâru), fe men kefere ba’de zâlike minkum fe kad dalle sevâes sebîl(sebîli).
Ve andolsun ki Allah, İsrailoğulları'ndan misak almıştı. Ve onlardan on iki nâzır görevlendirdik. Ve Allahû Teâla: “Eğer namazı mutlaka ikâme ederseniz, zekât verirseniz ve Resûllerime îmân edip onlara yardım ederseniz ve Allah'a (Allah için) güzel bir borç verirseniz, muhakkak ki ben sizinle beraberim ve de mutlaka sizin günahlarınızı örterim ve sizi, mutlaka altından ırmaklar akan cennetlere koyarım.” dedi. Artık, bundan sonra sizden kim inkâr ederse mutlaka sevvâ edilmiş (Allah'a ulaştırmak üzere dizayn edilmiş) yoldan sapmış olur.