Muhterem Hocam, daimî zikir nedir? Açıklayabilir misiniz?
Soru
Muhterem Hocam, daimî zikir nedir? Açıklayabilir misiniz?
Cevap
Daimî zikir, Kur’ân’da Âli İmrân 190-191’de ifadesini bulan, 24 saat iç sesimizle, kalbimizden Allah’ın ismini tekrar etmemizdir.
3/ÂLİ İMRÂN-190 İnne fî halkıs semâvâti vel ardı vahtilâfil leyli ven nehâri le âyâtin li ulîl elbâb(ulîl elbâbı). Muhakkak ki, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün art arda gelişinde, ulûl’elbab için elbette âyetler (deliller) vardır. 3/ÂLİ İMRÂN-191 Ellezîne yezkurûnallâhe kıyâmen ve kuûden ve alâ cunûbihim ve yetefekkerûne fî halkıs semâvâti vel ard(ardı), rabbenâ mâ halakte hâzâ bâtılâ(bâtılan), subhâneke fekınâ azâben nâr(nârı). Onlar (ulûl elbab, lüblerin, Allah'ın sır hazinelerinin sahipleri), ayaktayken, otururken, yan üstü yatarken (daima) Allah'ı zikrederler. Ve göklerin ve yerin yaratılışı hakkında tefekkür ederler (ve derler ki): "Ey Rabbimiz! Sen bunları bâtıl olarak (boşuna) yaratmadın. Sen Subhan'sın, artık bizi ateşin azabından koru.
Âli İmrân 191’de: "Onlar, ulûl’elbab; lüblerin, sır hazinelerinin sahipleri kullardır ki: Ayaktayken zikrederler..." yani çalışırken, "...otururken zikrederler, yan üstü yatarken zikrederler." Yatarken bile Allahû Tealâ zikretmemizi emrediyor. Zaten insanoğlu için üç tane hâl mevcuttur, bir dördüncü hal yok: Ya ayakta (çalışıyordur). Ya oturuyordur. Ya geceleyin yan üstü yatıyordur. Üç hâlin üçünde de Allah’ın ismini zikretmemizi Allahû Tealâ emrediyor.
Gerçekten öyle mi? Müzzemmil Suresi 8. âyet-i kerimesinde zikrin Allah’ın ismiyle olduğunu görüyoruz:
73/MUZZEMMİL-8 Vezkurisme rabbike ve tebettel ileyhi tebtîlâ(tebtîlen). Ve Rabbinin İsmi'ni zikret ve herşeyden kesilerek O’na ulaş.
Bu, Rabbinin ismini kalbimizde Allah Allah Allah… diye tekrar etmek. Ve bunun kalpte olduğunu nereden biliyoruz? Ra’d Suresi 28. âyet-i kerimesinde: "Kalpler, Allah’ın zikriyle mutmain olur."
13/RAD-28 Ellezîne âmenû ve tatmainnu kulûbuhum bi zikrillâh(zikrillâhi) e lâ bi zikrillâhi tatmainnul kulûb(kulûbu). Onlar, âmenûdurlar ve kalpleri, Allah’ı zikretmekle mutmain olmuştur. Kalpler ancak; Allah’ı zikretmekle mutmain olur, öyle değil mi?
Bu kalp, nefsin manevî kalbi, yedi kademeden geçiyor: Emmâre, Levvâme, Mülhime, Mutmainne... Öyleyse bir insanın mutmainne kademesine ulaşabilmesi için, 12 tane insanla mürşidine tâbî olması lâzım ve zikre başlaması lâzım.
NEFS TEZKİYESİNİN 7 KADEMESİ 1. NEFSİ EMMÂRE: 15 BİN ZİKİR - %7 NUR - 1’e 100 derecat YUSUF–53: Ve ben, nefsimi ıbrâ edemem (temize çıkaramam). Muhakkak ki nefis, mutlaka sui olanı emreder. Rabbimin Rahîm esmasıyla tecelli ettiği (nefsler) hariç... 2. NEFSİ LEVVÂME: 17 BİN ZİKİR - %14 NUR - 1’e 200 derecat KIYAME–2: Ve hayır, levvame (kınayan) nefse yemin ederim. 3. NEFSİ MÜLHİME: 19 BİN ZİKİR - %21 NUR - 1’e 300 derecat ŞEMS–8:Sonra ona (nefse) fücûrunu ve takvâsını ilham etti. 4. NEFSİ MUTMAİNNE: 21 BİN ZİKİR - %28 NUR - 1’e 400 derecat FECR–27: Ey mutmain olan nefs! 5. NEFSİ RÂDİYE: 23 BİN ZİKİR - %35 NUR - 1’e 500 derecat FECR–28: Rabbine dön (Allah’tan) razı olarak ve Allah’ın rızasını kazanmış olarak! 6. NEFSİ MARDİYE: 25 BİN ZİKİR - %42 NUR - 1’e 600 derecat FECR–28: Rabbine dön (Allah’tan) razı olarak ve Allah’ın rızasını kazanmış olarak! 7. NEFSİ TEZKİYE: 33 BİN ZİKİR - %49 NUR - 1’e 700 derecat FÂTIR–18: ......Ve kim tezkiye olursa (nefsini tezkiye ederse), o taktirde bunu sadece kendi nefsi için yapar. Ve dönüş (varış) Allah’adır (Nefs tezkiyesi ile ruh Allah’a döner, ulaşır).
Nefs-i emmârede: 15.000 zikirle kişinin kalbinde biriken nur miktarı: %7 Nefs-i levvâme: 17.000 zikirle biriken nur (fazl) miktarı: %14 Nefs-i mülhime: 19.000 zikirle %21 nur (fazl) Nefs-i mutmainne: 21.000 zikirle %28 nur, 2’de rahmet var, %30’a kalp aydınlanıyor.
Öyleyse Allah’ın isminin tekrarı bir şifredir. Bu şifre Allah’ın katından iki çift nur getirir: Rahmetle fazl, rahmetle salâvât. Ve bu nurların, fazılların kalbimize dolmasıyla — ki fazl da bir nurdur, rahmet de bir nurdur, salâvât da bir nurdur — o fazl nuru kalbimizde %30 oranında birikince, biz mutmain oluyoruz. Kalbimiz Allah’ın nuruyla doluyor.
Kalbimiz Allah’ın nuruyla doyar; ama dünya hayatıyla değil. Dünya hayatını kalbinize koyarsanız, neye sahip olursanız olun, hırs afeti sebebiyle asla doyamazsınız.