Muhterem Hocam, vuslat kavramı neyi ifade eder?

Soru

Muhterem Hocam, vuslat kavramı neyi ifade eder?

Cevap

Sevgili kardeşlerim, Kur’ân-ı Kerim’e baktığımız zaman, tabiî bütün bu suallerin cevabı Kur’ân’da.

Kur’ân-ı Kerim’e baktığımız zaman, Allah ile olan ilintilerimizde en önemli unsur vuslattır. Vuslat; ulaşmak, vasıl olmak demektir.

Kâinatın en güzel vuslatı, ruhumuzun onun gerçek sahibi olan Allah'a geri dönmesidir. Kimin ruhu bu dünya hayatını yaşarken Allah’a ulaşırsa, o kişi vuslata nail olmuştur.

Mü’min için hadîs-i şerifte:

“Allah’a vuslattan başka bir rahat, saadet yoktur.”

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Ramûzu'l-Ehâdis, Hadîs No: 4505

“Mü’min için Allah’a vuslat’tan (kavuşmaktan) başka bir rahat, saadet yoktur.”

Evet, ne diyordu bir hurafe? “Dünyada rahatlık yoktur, saadet yoktur.”

Kim için dünyada rahatlık yoktur, saadet yoktur? Allah'a ulaşmayı dilemeyenler için.

Ama kim için rahat ve mutluluk vardır? Dünya hayatını yaşarken ruhunu Allah’a ulaştıranlar için.

Kur’ân-ı Kerim’de bu konu kalın çizgilerle hidayet adını alıyor. Yani ruhun dünya hayatında Allah’a ulaşması, hidayet olarak devreye giriyor. Ama bir başka adı da vuslat.

İki âyet-i kerime bize bu tarifi veriyor. Bakara 120:

2/BAKARA-120 Ve len terdâ ankel yahûdu ve len nasârâ hattâ tettebia milletehum kul inne hudâllâhi huvel hudâ ve le initteba’te ehvâehum ba’dellezî câeke minel ilmi, mâ leke minallâhi min veliyyin ve lâ nasîr(nasîrin).

Ve sen onların dinine tâbî olmadıkça (uymadıkça) ne yahudiler ve ne de hristiyanlar senden asla razı olmazlar. De ki: “Muhakkak ki Allah’a ulaşmak (Allah’ın Kendisine ulaştırması) işte o, hidayettir.”. Sana gelen ilimden sonra eğer gerçekten onların hevalarına uyarsan, senin için Allah’tan bir dost ve bir yardımcı yoktur.

“Allah’a ulaşmak var ya, işte o hidayettir.”

Âli İmrân 73’te ise:

3/ÂLİ İMRÂN-73 Ve lâ tu’minû illâ li men tebia dînekum, kul innel hudâ hudallâhi en yu’tâ ehadun misle mâ ûtîtum ev yuhâccûkum inde rabbikum, kul innel fadla bi yedillâh(yedillâhi), yu’tîhi men yeşâu, vallâhu vâsiun alîm(alîmun).

Ve (Ehli Kitap): “Sizin dininize tâbî olandan başkasına inanmayın.” (dediler). (Habibim onlara) De ki: “Muhakkak ki hidayet Allah'a ulaşmaktır. (İnsanın ruhunun ölmeden önce Allah’a ulaşmasıdır.) Size verilenin bir benzerinin, bir başkasına verilmesidir.” Yoksa onlar, Rabbiniz'in huzurunda, sizinle çekişiyorlar mı? (Onlara) De ki: “Muhakkak ki fazl Allah’ın elindedir. Onu dilediğine verir.” Ve Allah, Vâsi’dir (ilmi geniştir, herşeyi kapsar), Alîm'dir (en iyi bilendir).

“Hidayet, Allah’a ulaşmaktır.”

Ama En‘âm 87-88’de de Sıratı Müstakîm, Allah’a ulaştıran hidayet yolu olarak karşımıza çıkıyor.

6/ENÂM-87 Ve min âbâihim ve zurriyyâtihim ve ihvânihim, vectebeynâhum ve hedeynâhum ilâ sırâtın mustekîm(mustekîmin).

Ve onların babalarından, zürriyetlerinden (nesillerinden) ve kardeşlerinden onları seçtik. Ve onları Sıratı Mustakîm'e (Allah'a ruhu ulaştıran yola) hidayet ettik (ulaştırdık).

6/ENÂM-88 Zâlike hudallâhi yehdî bihî men yeşâu min ibâdihî, ve lev eşrakû le habita anhum mâ kânû ya’melûn(ya’melûne).

İşte bu Allah’ın hidayetidir. Kullarından dilediğini onunla hidayete erdirir. Ve eğer şirk koşsalardı, elbette yapmış oldukları şeyler heba olurdu (boşa giderdi).

“Babalarından, zürriyetlerinden, kardeşlerinden onları seçtik; onları Sıratı Müstakîm’e (Allah’a ruhu ulaştıran yola) hidayet ettik (ulaştırdık).

“Bu, Allah’ın hidayetidir.” Sıratı Müstakîm de o zaman Allah’ın hidayet yolu olarak karşımıza çıkıyor.

“Kullarından dilediğini onunla hidayete erdirir. Eğer şirk koşsalardı, elbette yapmış oldukları şeyler heba olurdu.”

Yani kimdir şirk koşanlar? Allah’a ulaşmayı dilemeyenler. O zaman Allah’a ulaşmayı dilemeyenlerin yaptığı, din adına amel ne olursa olsun, hepsi boşa gidiyor. Zumer 65’e göre:

39/ZUMER-65 Ve lekad ûhıye ileyke ve ilâllezîne min kablike, le in eşrakte le yahbetanne ameluke ve le tekûnenne minel hâsirîn(hâsirîne).

Ve andolsun ki, sana ve senden öncekilere: “Gerçekten eğer sen şirk koşarsan (Allah’a ulaşmayı dilemezsen), amellerin mutlaka heba olur. Ve mutlaka hüsrana düşenlerden olursun.” diye vahyolundu.

Zumer 65’te “Sana ve senden öncekilere vahyettik: Eğer şirk koşarsan (yani Allah’a ulaşmayı dilemezsen ki, Allah’a ulaşmayı dilemeyenler şirkte; şirk koşarsan), o zaman amellerin hepsi boşa gidiyor.”

Kimdir şirk koşanlar? Şirk koşanlar, ameli boşa gidenler, hüsranda olanlardır.

Kimdir bu ameli boşa giden şirk koşanlar? Yûnus 45’te:

10/YÛNUS-45 Ve yevme yahşuruhum keen lem yelbesû illâ sâaten minen nehâri yeteârafûne beynehum, kad hasirallezîne kezzebû bi likâillâhi ve mâ kânû muhtedîn(muhtedîne).

Ve o gün (Allahû Tealâ), gündüzden bir saatten başka kalmamışlar (bir saat kalmışlar) gibi onları toplayacak (haşredecek). Birbirlerini tanıyacaklar (aralarında tanışacaklar). Allah’a mülâki olmayı (Allah’a ölmeden önce ulaşmayı) yalanlayanlar, hüsrandadır (nefslerini hüsrana düşürdüler). Ve hidayete eren kimseler olmadılar (ruhlarını ölmeden evvel Allah’a ulaştıramadılar).

“Andolsun likâallah’ı yalanlayanlar; onlar hüsrandadır ve onların amelleri boşa gidiyor.” Yani Allah’a ulaşmayı dilemeyenler.

Bu, Allahû Tealâ’nın indinde büyük öneme haiz bir konudur. Çünkü insanların kurtuluşu buna bağlıdır ve unutmayın ki Allahû Tealâ herkesi bu fıtrat üzere yaratmıştır.

Hadîs-i şerifte:

“Ölmeden önce ölünüz.”

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Acluni Keşfu'l Hafa c.2, shf:291 (2669) - 14. Basamak

«MÛTU KABLE EN TEMÛTU»

«qatlaa qabl 'an tamut»

«اقتلی قبل أن تموت»

"Ölmeden evvel ölün, Allah'a dönün ki, (ölmeden önce ruhunuzu Allah'a ulaştırınız ki, teslim ediniz ki) Allah size ondan yedi yüze kadar artan yardımlarda bulunsun."

“Ölmeden ölünüz.”

Herkesin ruhu Allah’a ulaşır.

1- Şirkli olarak ruhun Allah’a ulaşması cehennem.

2- Şirksiz olarak ruhun Allah’a ulaşması cennet.

Şirkli olarak Allah’a ulaşanlar, ölümle ruhu Allah’a ulaşanlardır. Ama şirksiz olarak Allah’a ulaşanlar, dünya hayatını yaşarken ruhunu Allah’a ulaştıranlardır.

Allahû Tealâ herkesten, hayattayken ruhunun Allah’a ulaşmasını istiyor ki, Ra‘d 21’de:

13/RAD-21 Vellezîne yasılûne mâ emerallâhu bihî en yûsale ve yahşevne rabbehum ve yehâfûne sûel hisâb(hisâbi).

Ve onlar Allah’ın (ölümden evvel), Allah’a ulaştırılmasını emrettiği şeyi (ruhlarını), O’na (Allah’a) ulaştırırlar. Ve Rab’lerine karşı huşû duyarlar ve kötü hesaptan (cehenneme girmekten) korkarlar.

“Allah’ın, Allah’a ulaştırılmasını emrettiği ruhu, Allah’a ulaştırırlar.”

Ne zaman? Hayattayken Allah’a ulaştırırlar. Ve Allah’a ulaştırdıkları için de takva sahibi olurlar.

Allah’a ulaşma dileğini (ruhun dünya hayatında Allah’a ulaşmasını), Allahû Tealâ 19 fiille 73 âyet-i kerimede açıklıyor ve 8 kere üzerimize farz kılıyor. Allah razı olsun.

KUR’ÂN’DA 73 AYETTE GEÇEN 19 FİİLLE RUHUN ALLAH’A ULAŞMASI

1. Hudallâhi (Allah’a Ulaşmak), Hedâ Kum (Hidayete Ermek), Ehdi Kum (Hidayet Etmek, Ulaştırmak) Bakara-120, Âli İmrân-73, Nahl-9, En’âm-88, Mu’min-38

2. Yönelmek (Munîbîne, Enâbe, Enâbu, Enîbu, Yunib, Munîb)

Rûm-31, Ra’d-27, Şûrâ-13, Lokmân-15, Zumer-17 ve 54, Mu’min-13, Kaf-8

3. Likâe, Likâena, Mulâkû (Ulaşmak, Mulâkî Olmak)

Yûnus-7, Bakara-46, Hûd-29, Bakara-223, Kehf-110, Ankebût-5-23, Rûm -8, Fussilet-54, En’âm-154

4. İbtegu (İstemek), İbtegae Veche Rabbekum (Rab’lerinin Vechini, Zat’ını İstemek) Mâide-35, Ra’d-22

5. En Tueddûl (İade Etmek, Teslim Etmek) Nisâ-58

6. En Uslime, Muslimin (Teslim Olmak) Mu’min-66, Fussilet-33

7. Ed’û İlallâhi, İleyhi Ed’û (Allah’a Davet Etmek) Yûsuf-108, Ra’d-36

8. İstecîbu (li Rabbikum) (Rabbinize İcabet Edin) Şûrâ-47

9. Fe Firru İlallâh (Allah’a Firar Etmek) Zâriyât-50

10. Munkalibûn (Dönenler, Dönecek Olanlar) Zuhrûf-14

11. Yûsale, Yasilûne (Ulaştırmak) Bakara-27, Ra’d-21, Ra’d-25

12. İlâllâhil Masîr (Dönüş Allah’adır) Fâtır-18, Nûr-42

13. Râciûn, Yercîûn (Dönüş, Dönmek), Muhâricûn (Hicret Etmek), Yercullahe (Allah’a Ulaşmayı Dileyenler) Bakara-156, Bakara-18, En’âm-36, Mu’minûn-60, Ankebût-26, Ahzâb-21

14. Yehdî (Hidayet Eder, Ulaştırır), Yehdîhim (Hidayet Edecek, Ulaştıracak), Yehdûne (Hidayete Erdirir), Yettehıze İla Rabbihi Sebîla (Allah’a Giden Yol Edinmek), Seyehdîhim, Nehdiyenne, İhdînâ, Hedeynâ Bakara-213, Nisâ-175, Mâide-16, A’râf-181, Yûnus-25, Yûnus-35, Kehf-17, Furkân-57, Şuarâ-78, Secde-24, Sebe-6, Muhammed-5, Ankebût-69, Fatiha 6-7, En’âm-87

15. Muhtedûn, İntedev, İntedâ, Muhtedîne (Hidayete Ermiş Olanlar)

Bakara-157, Âli İmrân-20, İsrâ-15, Tâhâ-82, Kasas-56

16. Fe Kad Hudiye (Hidayet Olunmuştur), Huden (Hidayete Erdiren), Ve Huda Hu (Hidayet Etti), Hudû (Hidayet Edildiler), Hudâhâ, Hedâhumullâhu (Allah Onları Hidayete Erdirdi)

Âli İmrân-101, Nahl-121, Hacc-24, Secde-13, Zumer-18

17. Evvâb (Ruhunu Allah’a Ulaştıran), Meâb (Sığınağa Ulaşan), La Tufettahu Lehum Abvâbu Es Semâi (Onlara Gök Kapıları Açılmaz) Sâd-44, A’râf-40

18. Yetûbu (Tövbe Eder Ve Allah’a Döner), Yetî Hi (O’na Gelir Mü’min Olarak) Furkân-71, Tâhâ-75

19. Ahsenûl Hüsnâ (Allah’ın Zat’ına Ulaşmak) Yûnus-26

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20267 dk okuma1