Muhterem Hocam, yapılan her kötülüğün sebebini sadece şeytana bağlamak doğru mudur?

Soru

Muhterem Hocam, yapılan her kötülüğün sebebini sadece şeytana bağlamak doğru mudur?

Cevap

"Nûr Sûresinin 21. âyet-i kerîmesinde Allahû Tealâ:

24/NÛR-21 Yâ eyyuhâllezîne âmenû lâ tettebiû hutuvâtiş şeytân(şeytâni), ve men yettebi’ hutuvâtiş şeytâni fe innehu ye’muru bil fahşâi vel munker(munkeri) ve lev lâ fadlullâhi aleykum ve rahmetuhu mâ zekâ minkum min ehadin ebeden ve lâkinnallâhe yuzekkî men yeşâu, vallâhu semî’un alîm(alîmun).

Ey âmenû olanlar, şeytanın adımlarına tâbî olmayın! Ve kim şeytanın adımlarına tâbî olursa o taktirde (şeytanın adımlarına uyduğu taktirde) muhakkak ki o (şeytan), fuhşu (her çeşit kötülüğü) ve münkeri (inkârı ve Allah’ın yasak ettiklerini) emreder. Ve eğer Allah’ın rahmeti ve fazlı sizin üzerinize olmasaydı (nefsinizin kalbine yerleşmeseydi), içinizden hiçbiri ebediyyen nefsini tezkiye edemezdi. Lâkin Allah, dilediğinin nefsini tezkiye eder. Ve Allah, Sem’î’dir (en iyi işitendir) Alîm’dir (en iyi bilendir).

Kimdir şeytanın adımlarına tâbî olanlar? Allah’a ulaşmayı dilemeyenler.

İbrahim Suresinin 22. âyet-i kerimesinde:

14/İBRÂHÎM-22 Ve kâleş şeytânu lemmâ kudıyel emru innallâhe vaadekum va’del hakkı ve vaadtukum fe ahleftukum, ve mâ kâne liye aleykum min sultânin illâ en deavtukum festecebtum lî, fe lâ telûmûnî ve lûmû enfusekum, mâ ene bi musrihikum ve mâ entum bi musrihiyy(musrihiyye), innî kefertu bi mâ eşraktumûni min kabl(kablu), innez zâlimîne lehum azâbun elîm(elîmun).

Şeytan, emir yerine getirildiği zaman şöyle dedi: “Muhakkak ki; Allah, size “hak olan vaadini” vaadetti. Ve ben de size vaadettim. Fakat ben, vaadimden döndüm. Ve ben, sizin üzerinizde bir güce (sultanlığa, yaptırım gücüne) sahip değilim. Sadece sizi davet ettim. Böylece siz, bana icabet ettiniz. Artık beni kınamayın! Kendinizi kınayın! Ve ben, sizin yardımcınız değilim. Siz de, benim yardımcım değilsiniz. Gerçekten ben, sizin beni ortak koşmanızı daha önce de inkâr ettim. Muhakkak ki; zâlimlere acı azap vardır.”

İş olup bittikten sonra şeytan der ki Allah’ın vaadi haktı. Yani resûlleri vasıta kılarak Allah’a davet etti, o davet haktı. Ben de davet ettim ama ben size yalan söyledim. Fakat bunları ben size zorla yaptırmadım. Ben sizi davet ettim, siz davetimi kabul ettiniz. Beni kınamayın, nefsinizi kınayın.

Öyleyse insanların nefsi var. Âdem (A.S)’dan bu tarafa insanların baş düşmanı, en büyük düşmanı iblistir. Ama sadece bilmeyenler için şeytan büyük tehlikedir. Çünkü şeytanın hâkimiyet alanı insanların nefslerinin kalbindeki afetlerle alâkalıdır. İnsanlar nefs tezkiyesi yapmadıkları sürece şeytanın tesir alanı içindedirler. Düşüncelerini bize kabul ettirmekte hiçbir sıkıntı çekmez.

Ama dikkat etmeli ki şeytan insanlara sadece teklif eder. Kendi rızası ve iradesiyle kimseye bir şey yaptıramaz. Nefsimizdeki afetler azaldıkça şeytanla işbirliği de azalır.

Onun için Resûlullah (S.A.V) Efendimiz: ""Oruç tutunuz, şeytanın vücuda giriş yollarını daraltınız."" buyuruyor."

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20262 dk okuma4