Muhterem Hocam, yeni ateorik anlayışa göre "İnsanların kötülük yapmaması için onlara elçiler yollayacak kadar iyi olan Allah, neden kötülüğü hiç yaratmayacak kadar iyi değildir? Çü

Soru

Muhterem Hocam, yeni ateorik anlayışa göre "İnsanların kötülük yapmaması için onlara elçiler yollayacak kadar iyi olan Allah, neden kötülüğü hiç yaratmayacak kadar iyi değildir? Çünkü O mutlak iyi değildir." Bu görüşün yanlışlığını ispatlayacak olan âyetler veya hadîsler var mı? Açıklar mısınız?”

Cevap

Tabiî var sevgili kardeşlerim. İnsanlar kendi akıllarıyla her şeyi anlayacaklarını zannediyorlar. Öyle olunca da, zanlarına tâbî olup Allah'ın âyetlerine muhalif olan şeytanın dolmuşuna biniyorlar. Allahû Tealâ her şeyi en güzel biçimde yaratandır. İnsan bir nefsin sahibidir. İnsan bir ruhun sahibidir. Ve insan bu nefsi ve ruhu muhtevasında barındıran bir fizik vücudun, serbest iradenin ve aklın kumandasının çalışan fizik vücudun sahibidir. Nefs Berzah Âlemine aittir, dizayn edilmiştir. Ruh Allah'ın Zat'ından bize üfürülmüştür.

ORTAK AKIL

NEFS 19 AFETİ ile AKLA Ulaşır

1. Kin ve Nefret

2. Küfür

3. Yalan

4. Zulüm

5. Haset

6. Cehalet

7. Cimrilik

8. Öfke ve Gayz

9. İsyan

10. Sabırsızlık

11. Kibir ve Gurur

12. Hırs ve Şehvet

13. Nankörlük

14. Dedikodu

15. Zan

16. İptilalar (Kötü Alışkanlıklar)

17. Vefasızlık

18. Mürailik

19. Fitne Fesat

RUH 19 HASLETİ ile AKLA Ulaşır

1. Sevgi

2. Îmân

3. Doğruluk

4. Adalet

5. Edep

6. İlim

7. Cömertlik

8. Sekinnet

9. İtaat

10. Sabır

11. Tevazu

12. Kanaat

13. Şükür

14. Ketumiyet

15. Hakikat

16. Faziletler

17. Vefa

18. İhlâs

19. Tevhit

SECDE-9 Summe sevvâhu ve nefeha fîhi min rûhihî ve ceale lekumus sem’a vel ebsâre vel efidete, kalîlen mâ teşkurûn(teşkurûne).

Sonra (Allah), onu dizayn etti ve onun içine (veçhin, fizik vücudun içine) ruhundan üfürdü ve sizler için sem’î (işitme hassası), basar (görme hassası) ve fuad (idrak etme hassası) kıldı. Ne kadar az şükrediyorsunuz.

ŞEMS-7 Ve nefsin ve mâ sevvâhâ.

Nefse ve onu (7 kademede ahsene dönüşecek şekilde) sevva edene (dizayn edene) (andolsun).

HİCR-26 Ve lekad halaknâl insâne min salsâlin min hamein mesnûn(mesnûnin).

Andolsun ki; Biz insanı, “hamein mesnûn olan salsalinden” (standart insan şekli verilmiş ve organik dönüşüme uğramış salsalinden) yarattı.

Allahû Tealâ bidayetinden nihâyetine kadar geniş bir yelpaze içerisinde hayatı var etmiştir. Allahû Tealâ onlara resûller gönderiyor. İlk fizik vücut ve nefs sahibi insanı Allahû Tealâ seçiyor. Gayb Âlemi'nde cinler var, Zahirî Âlem'de insanlar var. Ve Allahû Tealâ her şeyi zıddıyla kâim kılarak çift yaratıyor. Bugün atomları incelediğimiz zaman, her şey elektron ve karşıt elektronlardan oluşuyor. Allah’ın yaratılış kanunu bu.

Zahirî Âlem ve Karşıt Zahirî Âlem,

Gayb Âlemi ve Karşıt Gayb Âlemi,

Emr Âlemi ve Karşıt Emr Âlemi.

Öyleyse Allah, üç asıl ve üç de karşıt olmak üzere 6 tane âlem yaratmış. Bu 6 âlemin sakinleri: Zahirî Âlem'de fizik bedenimiz var. Akıl beyin vasıtasıyla fizik vücuda kumanda ediyor. Karşıt Zahirî Âlem'de nefsimiz var, Berzah Âlemi'ne ait ve nefsimizin muhtevasında 19 tane âfet vardır. Gayb Âlemi'nde cinler, Karşıt Gayb Âlemi'nde cinlerin nefisleri. Emr Âlemi'nde melekler ve Karşıt Emr Âlemi'nde ise, şeytan ve avanesi var.

Öyleyse Allahû Tealâ, cinler ve insanlar arasında seçimini insandan yana kullanıyor. “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” buyuruyor.

2/BAKARA-30: Ve iz kâle rabbuke lil melâiketi innî câilun fîl ardı halîfeh(halîfeten), kâlû e tec’alu fîhâ men yufsidu fîhâ ve yesfikud dimâ(dimâe), ve nahnu nusebbihu bi hamdike ve nukaddisu lek(leke), kâle innî a’lemu mâ lâ tâ’lemûn(tâ’lemûne).

Ve Rabbin meleklere: “Muhakkak ki Ben yeryüzünde bir halife kılacağım.” demişti. (Melekler de): “Orada fesat çıkaracak ve kan dökecek birisini mi yaratacaksın? Biz Seni, hamd ile tesbih ve seni takdis ediyoruz.” dediler. (Rabbin de): “Muhakkak ki ben, sizin bilmediklerinizi bilirim.” buyurdu.

Meleklerin Allah’ın emrine isyanı söz konusu değildir. Çünkü Tahrîm Suresi’nin 6. âyet-i kerimesinde “Melekler, sadece emrolunduklarını yapıyorlar. Allah’ın onlara emrettiği şeyde Allah’a asi olmazlar.” buyrulmuştur.

66/TAHRÎM-6: Yâ eyyuhellezîne âmenû kû enfusekum ve ehlîkum nâren vakûduhân nâsu vel hicâretu aleyhâ melâiketun gılâzun şidâdun lâ ya’sûnallâhe mâ emerehum ve yef’alûne mâ yu’merûne.

Ey âmenû olanlar (Allah'a ulaşmayı dileyenler)! Yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten kendinizi ve ailenizi koruyun. Onun üzerinde çok güçlü ve çok sert (acımasız) melekler vardır. Allah'ın onlara emrettiği şeyde, Allah'a asi olmazlar ve emrolundukları şeyi yaparlar.

İşte Allahû Tealâ, “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım; ona ruhumdan üflediğim zaman ona secde edin.” buyurduğu zaman, meleklerin hepsi secde ediyorlar. Ama cinlerden (Gayb Âleminin varlıkları olan, iki vücudun sahibi olan cinler), iblis secde etmiyor ve iblis Huzur'dan kovuluyor. İblis nefsin emirleriyle asi oluyor. Yani Allahû Tealâ insanı kendisine itaat edebilecek veya isyan edebilecek bir serbest iradeyle hayata getiriyor. Kötülüğü, Allah yaratmıyor. Allah’ın emrine isyan etmenin sonucu olan, o kötü öğretiyi iblis insanlara veriyor.

İşte Nûr Suresi’nin 21. âyet-i kerimesinde: "Şeytanın adımlarına tâbî olmayın! Kim şeytanın adımlarına tâbî olursa, şeytan ona fuhşiyatı ve münkeri emreder."

24/NÛR-21: Yâ eyyuhellezîne âmenû lâ tettebiû hutuvâtiş şeytân(şeytâni), ve men yettebi’ hutuvâtiş şeytâni fe innehu ye’muru bil fahşâi vel munker(munkeri) ve lev lâ fadlullâhi aleykum ve rahmetuhu mâ zekâ minkum min ehadin ebeden ve lâkinnallâhe yuzekkî men yeşâu, vallâhu semî’un alîm(alîmun).

Ey âmenû olanlar, şeytanın adımlarına tâbî olmayın! Ve kim şeytanın adımlarına tâbî olursa o taktirde (şeytanın adımlarına uyduğu taktirde) muhakkak ki o (şeytan), fuhşu (her çeşit kötülüğü) ve münkeri (inkârı ve Allah'ın yasak ettiklerini) emreder. Ve eğer Allah'ın rahmeti ve fazlı sizin üzerinize olmasaydı (nefsinizin kalbine yerleşmeseydi), içinizden hiçbiri ebediyyen nefsini tezkiye edemezdi. Lâkin Allah, dilediğinin nefsini tezkiye eder. Ve Allah, Sem'î'dir (en iyi işitendir) Alîm'dir (en iyi bilendir).

Yani Allah’ın emrine isyan, fuhşiyat ve münkeri oluşturuyor. Allah’ın emrine itaat, mârufla emretmeyi ve münkerden nehyetmeyi oluşturuyor. Ama Allah’ın emri her zaman pozitiftir. İşte Nahl Suresi 30. âyet-i kerimesinde "Allah’ın emrine itaat eden takva sahibi kullara: "Rabbiniz size ne indirdi?” denildiğinde, onlar “Sadece hayır." diyorlar."

NAHL-30: Ve kîle lillezînettekav mâ zâ enzele rabbukum, kâlû hayrâ(hayren), lillezîne ahsenû fî hâzihid dunyâ haseneh(haseneten), ve le dârul âhıreti hayr(hayrun), ve le ni’me dârul muttekîn(muttekîne).

Ve takva sahiplerine: “Rabbiniz ne indirdi?” denildi. “Hayır (güzellikler).” dediler. Ahsen olanlara (iradesini Allah'a teslim edenlere) bu dünyada haseneler (iyilikler, güzellikler, sevaplar, pozitif dereceler) vardır. Ve elbette ahiret yurdu daha hayırlıdır. Ve gerçekten muttakilerin (takva sahiplerinin) yurdu ne güzeldir.

Allahû Tealâ kötülüğü yaratmıyor, bunun nedeni insanların kendi zanları ve şeytanın öğretisine tâbî olmalarıdır.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20265 dk okuma1