Muhterem Hocam, yeni Müslüman olan bir kişiye öncelikle neyi öğretmeliyiz? Açıklayabilir misiniz?
Soru
Muhterem Hocam, yeni Müslüman olan bir kişiye öncelikle neyi öğretmeliyiz? Açıklayabilir misiniz?
Cevap
"Sevgili kardeşim, Allahû Tealâ’nın bütün insanlar için gösterdiği hedef; âhiret saadeti ve dünya saadeti. Dünya hayatı çok kısa ama âhiret hayatı sonsuz. O zaman fayda açısından bunu düşünürsek, o sonsuz hayatı öncelikle kişinin garantiye alması lâzım.
Allahû Tealâ da indirdiği kutsal kitaplarda bunu bu şekilde gerçekleştiriyor. Ve bir insanın âhiret saadetini kazanabilmesi için öncelikle Allah’a ulaşmayı dilemesi lâzım. Yeni Müslüman olan kişiye de bunu öğretmeliyiz: Allah’a ulaşma dileğini. Çünkü bu dilek yoksa, ondan sonra hiçbir şey yok. Efendimiz her zaman bir kıssa söylüyor:
Osmanlı döneminde Enderun’dan mezun olan talebeler boğaz sefasına çıkıyorlar ve Baba Erenler’in kayığına biniyorlar. Baba Erenler onları gezdiriyor. Ama bu mezun olan kişiler Baba Erenler’e sürekli sual soruyorlar: “Sen matematik biliyor musun?” O da: “Hayır.” diyor. “Fizik biliyor musun?” “Hayır.” diyor. “Coğrafya biliyor musun?” “Hayır.” diyor. Her seferinde “hayır” aldıkça da onlar kendi aralarında: “Ömrünün %10’u gitti, %10’u gitti, %10’u gitti.” diye konuşuyorlar. Baba Erenler bakıyor ki hiç durmuyorlar, devamlı sual soruyorlar. O sırada Allahû Tealâ şiddetli bir rüzgar gönderiyor, lodos. Kayık sağa sola gitmeye başlıyor. Baba Erenler sakin bir şekilde: “Beyler, şu ana kadar bana hep siz sual sordunuz. Şimdi benim size bir suâlim var. Yüzme biliyor musunuz?” diyor. Onlar da: “Hayır.” diyor. Bunun üzerine Baba Erenler: “O zaman ömrünüzün tamamı gitti.” diyor.
Sevgili kardeşim, Allah’a ulaşma dileği yoksa evet, ömrümüzün tamamı gidiyor. Çünkü yapılan amellerin hepsi boşa gidiyor.
Allahû Tealâ Kehf Sûresi'nin 105. âyet-i kerimesinde: “Onlar Allah’ın âyetlerini ve likâallah’ı, yani hangi âyetleri, likâallah'la ilgili âyetleri inkâr ettiler.” buyuruyor.
18/KEHF-105 Ulâikellezîne keferû bi âyâti rabbihim ve likâihî fe habitat a’mâluhum fe lâ nukîmu lehum yevmel kıyameti veznâ(veznen). İşte onlar, Rab’lerinin âyetlerini ve O’na mülâki olmayı (ölmeden evvel ruhun Allah’a ulaşmasını) inkâr ettiler. Böylece onların amelleri heba oldu (boşa gitti). Artık onlar için kıyâmet günü mizan tutmayız.
7 tane âyet-i kerime var. Yûnus 7 ile başlayan. 7 âyet-i kerimede Allah'a ulaşmayı dilemiyorlar yani likâallah'ı inkâr ediyorlar. Bakın: Yûnus 7, ulaşmayı dilemezler. Ulaşmayı dilemezler, ulaşmayı dilemezler... Ulaşmayı dilemeyenler ve likâallah'ı inkâr edenler.
ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEMEYENLER – GAYY YOLUNDA 1. YUNUS-7 …Onlar, Bize ulaşmayı dilemezler. Onlar âyetlerimizden gafil olanlardır… 2. YUNUS-11…Bize ulaşmayı dilemeyen kimseleri, isyanları içinde şaşkın bırakırız. RA’D – 27 …Allah, dilediği kimseyi dalalette bırakır… 3. YUNUS-15 Bize ulaşmayı dilemeyen kimseler şöyle dedi: “Bize bundan başka bir Kur’ân getir…” 4. YUNUS-45 …Allah’a mülâkî olmayı yalanlayanlar, hüsrandadır… EN’ÂM – 31 Allah’a mülâkî olmayı yalanlayan kimseler hüsrana düştüler… 5. FURKAN-21 Ve Bize mülâkî olmayı dilemeyenler:…nefislerinde kibirlendiler… 6. RUM-8 …İnsanların çoğu, Rab’lerine mülâkî olmayı inkâr edenlerdir. 7. SECDE-10 …Onlar, Rab’lerine mülâkî olmayı inkâr edenlerdir. FUSSİLET – 54 Onlar gerçekten Rab’lerine mülâkî olacaklarından şüphe içindeler…
ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEMEYENLER İÇİN MÜRŞİD YOK, TARİK-İ CEHİMDE, SIRAT-I CEHİMDE 1. ARÂF – 186 Allah kimi dalalette bırakırsa, artık onun için bir hidayetçi yoktur…” 2. RA’D – 27 De ki: “Muhakkak ki Allah, dilediği kimseyi dalalette bırakır ve O’na yönelen kimseyi Kendisine ulaştırır.” RA’D – 33 …Allah, kimi dalalette bırakırsa artık onun için bir hidayetçi (mehdi) yoktur. 3. KEHF – 17 …Allah, kimi dalalette bırakırsa artık onun için veli mürşid bulunmaz. 4. ZUMER – 23… Allah, kimi dalalette bırakırsa, o zaman onun için bir hidayetçi (mehdi) yoktur. 5. ZUMER – 36 …Allah, kimi dalalette bırakırsa artık onun için hidayetçi yoktur. 6. MÜ’MİN – 33…Allah kimi dalalette bırakırsa, artık onun için koruyucu yoktur. 7. ŞÛRÂ – 44 Ve Allah kimi dalalette bırakırsa, o taktirde onun için, bundan sonra bir veli (dost) yoktur…
Bunlar âyetler. O zaman kişi bunları inkâr ediyor, likâallah'ı inkâr ediyorsa, bu âyetlere inanmıyor. Bu âyetlere inanmayan kişi, 7 âyet-i kerime gereğince dalâlette, zaten başlangıçta herkes dalâlette ve gideceği yer cehennem, gâyet açık ortada. Ameli ne olursa olsun. Sonsuz hayatı cehennemde geçiren bir insanın bu dünyada mutlu olması imkânsız.
Ama gelelim şimdi, 7 âyet gereğince ulaşmayı dileyen kişi, hiçbir şey öğrenmese bile ilk etapta onu söylerseniz. Meselâ Bakara 46; onlar ulaşmayı dilerler, onlar ulaşmayı dilerler, onlar ulaşmayı dilerler... Yani likâallah'a îmân edenler, âyetlere îmân edenler, likâallah'a îmân ederler.
ALLAH’A ULAŞMAYI (HİDAYETİ) DİLEYEN – ALLAH’I SEVENLER – SEBİLİ REŞAD ÜZERİNDE 1. BAKARA-46 …Rab’lerine muhakkak mülâkî olacaklarına....yakın derecesinde inanırlar. BAKARA-156 …Biz muhakkak ki Allah için (O’na ulaşmak ve teslim olmak için yaratıldık) ve muhakkak O’na döneceğiz (ulaşacağız)” derler. 2. BAKARA-249 …O kendilerinin muhakkak Allah’a mülâkî olacaklarını kesin olarak bilenler… 3. EN’ÂM-154 …onlar, Rab’lerine mülâkî olacaklarına inanırlar… 4. RA’D-2 …âyetleri ayrı ayrı açıklar ki; böylece Rabbinize mülâkî olmaya yakîn hasıl edersiniz. 5. KEHF-110 …Kim Rabbine mülâki olmayı dilerse, o zaman salih amel (nefs tezkiyesi) yapsın… 6. ANKEBUT-5 Kim Allah’a mülâkî olmayı dilerse, o taktirde muhakkak ki Allah’ın tayin ettiği zaman mutlaka gelecektir… 7. İNŞİKÂK-6 Ey İnsan! Muhakkak ki sen, Rabbine doğru cehd ile (nefsinle) cihad edersin. Sonunda O’na mülâkî olursun.”
ALLAH’A ULAŞMAYI (HİDAYETİ) DİLEYEN – MÜRŞİDE TÂBİİ – TARİK-İ VE SIRAT-I MÜSTAKİM ÜZERİNDE 1. ÂLİ İMRÂN-31 …Allah’ı seviyorsanız, o taktirde bana tâbî olunuz ki Allah da sizi sevsin… 2. ÂLİ İMRÂN-164 Andolsun ki Allah, mü’minlerin üzerine bir nîmet olmak üzere kendilerinden bir resûl beas eder... 3. MERYEM-43 …bana tâbî ol. Seni, Sıratı Sevîyye’ye hidayet edeyim. RA’D – 7 …Sen, sadece bir uyarıcısın ve bütün kavimler için hidayetçi vardır. 4. YÂSİN-21 (Tebliğlerine karşılık) sizden ücret istemeyen (bu) kişilere tâbî olun. Ve onlar, mehdilerdir.” 5. MÜ’MİN-38 Ve âmenu olan adam şöyle dedi: “Ey kavmim! Bana tâbî olun ki sizi irşad yoluna ulaştırayım.” 6. ZUHRUF-61 …Sakın şüphe etmeyiniz! Ve bana tâbî olun, işte bu Sırat-ı Müstakîm’dir. 7. CUMA-2 Ümmîler arasında kendilerinden bir resûl beas eden O’dur. Onlara, O’nun (Allah’ın) âyetlerini okur, onları tezkiye eder....
Bir Kehf 105’e bakalım, bir de Neml 81 ile Rûm 53’e bakalım. Yan yana getirdiğimiz zaman:
18/KEHF-105 Ulâikellezîne keferû bi âyâti rabbihim ve likâihî fe habitat a’mâluhum fe lâ nukîmu lehum yevmel kıyameti veznâ(veznen). İşte onlar, Rab’lerinin âyetlerini ve O’na mülâki olmayı (ölmeden evvel ruhun Allah’a ulaşmasını) inkâr ettiler. Böylece onların amelleri heba oldu (boşa gitti). Artık onlar için kıyâmet günü mizan tutmayız.
27/NEML-81 Ve mâ ente bi hâdîl umyi an dalâletihim, in tusmiu illâ men yu’minu bi âyâtinâ fe hum muslimûn(muslimûne). Ve sen, körleri dalâletlerinden (çevirip) hidayete erdirecek değilsin. Sen, ancak âyetlerimize inananlara işittirebilirsin. İşte onlar, teslim olanlardır.
30/RÛM-53 Ve mâ ente bi hâdil umyi an dalâletihim, in tusmiu illâ men yu’minu bi âyâtinâ fe hum muslimûn(muslimûne). Ve sen, körleri dalâletlerinden kurtarıp hidayete erdirecek değilsin. Sen ancak âyetlerimize îmân edenlere duyurursun. İşte onlar teslim olanlardır.
Onlar âyetlere ve likâallah'ı inkâr ediyorlar; yapılan amellerin hepsi boşa gidiyor. Ama onlar âyetlere îmân ediyorlar ve likâallah'a âyetlere îmân eden kişi, likâallah'a îmân eden kişidir. O zaman Allah onları işittiriyor. Ve onlar kurtuluşa eriyorlar.
Öyleyse ilk öğreteceğimiz şey Allah'a ulaşma dileği olması lâzım. "