Muhterem Hocam, zikir, gençlerin karakterinin ve ahlâkının olumlu yönde değişmesine vesile olur mu?
Soru
Muhterem Hocam, zikir, gençlerin karakterinin ve ahlâkının olumlu yönde değişmesine vesile olur mu?
Cevap
Tabiî ki olur. Sevgili kardeşim, kişinin kendisi, yakınları, eşi, çocukları, sevdiği bir arkadaşı, kim olursa olsun; zikir, nefsimizdeki 19 afeti faziletlere dönüştüren yegâne vasıtadır. Allahû Tealâ insanları bu yönde yaratmıştır.
Yaratılışımıza baktığımız zaman, bu zahirî âlemi yaşayabilmemiz için bir fizik beden, berzah âlemine dahil olan bir nefsimiz var. Ama bu nefsin manevî kalbinde 19 tane hastalık var. İşte bizi huzursuz ve mutsuz kılan, sıkıntı içinde yaşatan bu 19 afettir.
ORTAK AKIL
NEFS 19 AFETİ ile AKLA Ulaşır.
1. Kin ve Nefret
2. Küfür
3. Yalan
4. Zulüm
5. Haset
6. Cehalet
7. Cimrilik
8. Öfke ve Gayz
9. İsyan
10. Sabırsızlık
11. Kibir ve Gurur
12. Hırs ve Şehvet
13. Nankörlük
14. Dedikodu
15. Zan
16. İptilâlar (Kötü Alışkanlıklar)
17. Vefasızlık
18. Mürâîlik
19. Fitne Fesat
NEFS TEZKİYESİ VE TASFİYESİ İLE NEFSİN 19 AFETİ 19 HASLETE DÖNER,
RUH 19 HASLETİ ile AKLA Ulaşır.
1. Sevgi
2. Îmân
3. Doğruluk
4. Adalet
5. Edeb
6. İlim
7. Cömertlik
8. Sekînet
9. İtaat
10. Sabır
11. Tevazu
12. Kanaat
13. Şükür
14. Ketumiyet
15. Hakikat
16. Faziletler
17. Vefa
18. İhlâs
19. Tevhit
Şimdi iblis bu hastalıkları kullanarak bize kumanda ediyor, hastalıklarımızı artırıyor. Meselâ İbrâhîm Suresinin 22. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ konuyu şöyle açıklıyor:
14/İBRÂHÎM-22: Ve kâleş şeytânu lemmâ kudıyel emru innallâhe vaadekum va’del hakkı ve vaadtukum fe ahleftukum, ve mâ kâne liye aleykum min sultânin illâ en deavtukum festecebtum lî, fe lâ telûmûnî ve lûmû enfusekum, mâ ene bi musrihikum ve mâ entum bi musrihiyy(musrihiyye), innî kefertu bi mâ eşraktumûni min kabl(kablu), innez zâlimîne lehum azâbun elîm(elîmun).
Şeytan, emir yerine getirildiği zaman şöyle dedi: “Muhakkak ki; Allah, size “hak olan vaadini” vaadetti. Ve ben de size vaadettim. Fakat ben, vaadimden döndüm. Ve ben, sizin üzerinizde bir güce (sultanlığa, yaptırım gücüne) sahip değilim. Sadece sizi davet ettim. Böylece siz, bana icabet ettiniz. Artık beni kınamayın! Kendinizi kınayın! Ve ben, sizin yardımcınız değilim. Siz de, benim yardımcım değilsiniz. Gerçekten ben, sizin beni ortak koşmanızı daha önce de inkâr ettim. Muhakkak ki; zalimlere acı azap vardır.”
Yani siz, Allah’ın emri olan Allah’a ulaşma dileğini dileseydiniz, Allah mutlaka Rahîm esmasıyla tecelli ederdi ve peş peşe çok kısa süre içerisinde ruhunuzu Kendisine ulaştırırdı. Üç tane cennet, dünya saadetinin yarısı.
Ama iblis, bunu insana tattırmamak için Allah’tan aldığı müsaade gereğince Allah’a giden yolda, Sıratı Mustakîm üzerinde oturuyor ve insanı oradan engelliyor. Neyle yapıyor? İşte bu 19 afetle.
“Ben de size vaadettim ama vaadimden caydım; ben size bunu zorla yaptırmadım” diyor. Yani iblis nefsin afetlerine davetiye çıkartıyor; ameli nefs yaptığı için şeytanın yaptırımda bir dahli yok. Kişi kendisi yaptığı için de amel defterine o amel yazılıyor.
“Balık baştan kokar” derler; işte bu, iblisin aklı devreden çıkartması, aklı ikna etmesiyle oluyor. Ve diyor ki: “Beni kınamayın, nefsinizi kınayın.”
Öyleyse bütün kötülükleri aslında dıştan vasıta olan şeytan yaptırıyor, fakat nefsin afetlerini kullanıyor. Biz şeytanın güdümünden kurtulmak istiyorsak, Allah’ın en üst seviyedeki dostu olmak istiyorsak ne yapmamız lâzım? Afetleri kalbimizden zikirle temizlememiz lâzım.
Allah’a ulaşmayı dileyeceğiz, kalp doktoruna ulaşacağız. Kalp doktoru dediğimiz şey Tabîb’ül kulûbtur. İster hidayete erdiren olsun, ister hidayete vesile olsun; ikisi de nefs hastalıklarının doktoru olarak ifade edilebilir.
Eğer kişi Allah’ın kendisi için tayin ettiği mürşide, kalp doktoruna ulaşır, reçetesini ondan alır ve tatbik ederse, çok kısa süre içerisinde nefs tezkiyesiyle üç tane cennete, dünya saadetinin yarısına ulaşır.
O zaman o kişinin hayatında etrafındaki insanlardan ona yanlış davranışlar ulaştığı zaman, nefsini tezkiye eden kişi onları affeder. Bilir ki namaz gibi, oruç gibi, zekât gibi af da bir ibadettir; affettiği zaman derecat kazanır. Ve ahlâkının olumlu yönde değişmesi %100’dür. Bundan sonra nefs tezkiyesine gittiği zaman, zaten Allah’ın ahlâkıyla, Kur’ân’ın ahlâkıyla ahlâklanır.