Muhterem Hocam, zikir kavramı neyi ifade eder?
Soru
Muhterem Hocam, zikir kavramı neyi ifade eder?
Cevap
Hep bütün suallerin cevabı Kur’ân-ı Kerim’de… Kur’ân-ı Kerim’e baktığımız zaman zikir, İslâm’ın temelidir. Tasavvuf da Kur’ân’ın bütünü olması hasebiyle tasavvufun da temelidir zikir. Zikirsiz bir İslâm yaşanamaz. İslâm Allah’a teslim olmak demektir. Bunu gerçekleştirebilecek en büyük vasıta, silah zikirdir. Zikirsiz hiçbir şeyle, hiçbir şekilde Allah’a teslim olmak mümkün değil.
Kur’ân’ın omurgası olan, Kur’ân’ın belkemiği olan, temeli olan zikir ne yazık ki günümüz geleneksel din tatbikatının içerisinde 32 farzın içinde de, 54 farzın içinde de mevcut değildir.
Bir kişi Resûlullah (S.A.V)’e geliyor: “Ya Resûlullah, İslâmiyet’in emirleri çoğaldı. Bana sıkı sıkıya yapışacağım bir şey söyle.” deyince, Peygamber Efendimiz (S.A.V): “Dilin hep Allah’ı zikretsin.” buyurdu. Evet… Demek ki en büyük emir Allah’ın zikridir. Zikir ibadetlerin sultanıdır.
Allahû Tealâ Ankebût Suresi'nin 45. âyet-i kerimesinde;
29/ANKEBÛT-45 Utlu mâ ûhıye ileyke minel kitâbi ve ekımıs salât(salâte), innes salâte tenhâ anil fahşâi vel munker(munkeri), ve le zikrullâhi ekber(ekberu), vallâhu ya’lemu mâ tasneûn(tasneûne).
Kitaptan sana vahyedilen şeyi oku ve salâtı ikâme et (namazı kıl). Muhakkak ki salât (namaz), fuhuştan ve münkerden nehyeder (men eder). Ve Allah’ı zikretmek mutlaka en büyüktür. Ve Allah, yaptığınız şeyleri bilir.
Aslında burada 3 çeşit zikirden bahsediyor. Kur’ân-ı Kerim âyetlerinin tilâveti bir zikirdir. Gerçekten de Kur’ân-ı Kerim’in ismi zikir.
Hicr Suresi'nin 9. âyet-i kerimesinde:
15/HİCR-49 Nebbi’ ibâdî ennî enel gafûrur rahîm(rahîmu).
Kullarıma haber ver. Muhakkak ki; Ben Gafur’um (mağfiret edenim) ve Rahîm’im (rahmet edenim, rahmet nuru gönderenim).
“Muhakkak ki zikri, Kur’ân-ı Kerim’i Biz indirdik. Onun koruyucuları da muhakkak ki Biziz.” Öyleyse Kur’ân-ı Kerim’in bir ismi zikir. “Namaz kıl…” Çünkü namaz insanı kötülükten, fuhşiyattan meneder. Tâhâ Suresi'nin 14. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ buyuruyor ki:
20/TÂHÂ-14 İnnenî enallâhu lâ ilâhe illâ ene fa’budnî ve ekımis salâte li zikrî.
Muhakkak ki Ben, Ben Allah’ım. Benden başka İlâh yoktur. Öyleyse Bana kul ol ve Beni zikretmek için namazı ikame et!
“Beni zikretmek için namaz kıl.” “Ve ekımis salâte li zikrî.” “Beni zikretmek için namazı ikame et.”
Gerçekten Kur’ân-ı Kerim’i araştırdığımız zaman Allahû Tealâ’nın bizlere uyarısı: “Şeytanın adımlarına tâbî olmayın.” İşte kimdir şeytanın adımlarına tâbî olanlar? Şeytanın adımlarına tâbî olmayanlar kimler?
ŞEYTANIN ADIMLARINA TÂBÎ OLMAYIN
1. BAKARA-208 Ey âmenû olanlar! Hepiniz SİLM'e dahil olun (teslim olma dairesi içine girin). Ve şeytanın adımlarına tâbî olmayın. Muhakkak ki o, size apaçık düşmandır.
2. BAKARA-168 Ey insanlar! Yeryüzündeki helâl ve temiz şeylerden yeyin. Ve şeytanın adımlarına tâbî olmayın. Muhakkak ki o, sizin için apaçık bir düşmandır.
3. EN'AM-142 …Allah'ın sizi rızıklandırdığı şeylerden yeyin. Şeytanın adımlarına tâbî olmayın. Muhakkak ki; o, size apaçık düşmandır.
4. İSRA-53 Ve kullarıma de ki: “En güzeli (sözü) söylesinler!” Muhakkak ki şeytan, onların aralarını bozar (fesat çıkarır). Muhakkak ki o, insana apaçık düşmandır.
5. NÛR-21 Ey âmenû olanlar, şeytanın adımlarına tâbî olmayın! Ve kim şeytanın adımlarına tâbî olursa o taktirde muhakkak ki o (şeytan), fuhşu ve münkeri emreder…
6. YASİN-60 Ey Âdemoğulları! Ben, sizlerden şeytana kul olmayacağınıza dair ahd almadım mı? Muhakkak ki o size apaçık bir düşmandır.
7. ZUHRÛF-62 Ve şeytan sakın sizi, (Sıratı Mustakîm'den) men etmesin. Muhakkak ki o, sizin için apaçık düşmandır.
Nûr 21’de: “Eğer şeytanın adımlarına tâbî olursanız şeytan size fuhşiyatı ve münkeri emreder.” Ama namaz kılarsanız namaz sizi fuhşiyattan ve münkerden nehyeder. Namaz Allah’ın emri, fuhşiyat ve münker ise şeytanın emri…
İşte “Namaz kılın.” diyor Allahû Tealâ’nın Resûlü. Ve âyetin sonunda: “Ve le zikrullahi ekber.” “Allah’ın zikri en büyüktür.”
Gerçekten de Müzzemmil Suresi'nin 8. âyet-i kerimesinde:
73/MUZZEMMİL-8 Vezkurisme rabbike ve tebettel ileyhi tebtîlâ(tebtîlen).
Ve Rabbinin İsmi'ni zikret ve herşeyden kesilerek O’na ulaş.
“Rabbinin ismini zikret ve herşeyden kesilerek Allah’a dön.” Yani nefs tezkiyesinin kesinlikle zikirle olduğu burada açıkça ifade ediliyor. Ruhun her şeyden kesilerek Allah’a dönmesi Allah’ın isminin tekrarıyla, nefs tezkiyesine bağlıdır. Fâtır 18 de:
35/FÂTIR-18 Ve lâ tezirû vâziretun vizre uhrâ, ve in ted’u muskaletun ilâ himlihâ lâ yuhmel minhu şey’un ve lev kâne zâ kurbâ, innemâ tunzirullezîne yahşevne rabbehum bil gaybi ve ekâmûs salât(salâte), ve men tezekkâ fe innemâ yetezekkâ li nefsihî, ve ilâllâhil masîr(masîru).
Ve yük taşıyan birisi (bir günahkâr) başka birinin yükünü (günahını) yüklenmez. Eğer ağır yüklü kimse, onu (günahlarını) yüklenmeye (başkasını) çağırsa bile ondan hiçbir şey yükletilmez, onun yakını olsa dahi. Sen ancak gaybte Rabbine huşû duyanları ve namazı ikame edenleri uyarırsın. Ve kim tezkiye olursa (nefsini tezkiye ederse), o taktirde bunu sadece kendi nefsi için yapar. Ve dönüş (varış) Allah’adır (Nefs tezkiyesi ile ruh Allah’a döner, ulaşır).
“Kim tezkiye olursa kendi nefsi için tezkiye olur ve ruhu Allah’a ulaşır.” Öyleyse dünya hayatını yaşarken ruhun Allah’a ulaşması nefsin 7 kademedeki tezkiyesine bağlı… Allahû Tealâ, nasıl nefs tezkiyesini zikre bağlamışsa nefsin tasfiyesini de zikre bağlamış. Nisâ suresinin 103. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ:
4/NİSÂ-103 Fe izâ kadaytumus salâte fezkurûllâhe kıyâmen ve kuûden ve alâ cunûbikum, fe izatma’nentum fe ekîmus salât(salâte), innes salâte kânet alâl mu’minîne kitâben mevkûtâ(mevkûten).
Böylece namazı bitirdiğiniz zaman, artık ayaktayken, otururken ve yan üstü iken (yatarken), (devamlı) Allah'ı zikredin! Daha sonra güvenliğe kavuştuğunuz zaman, namazı erkânıyla kılın. Muhakkak ki namaz, mü'minlerin üzerine, ""vakitleri belirlenmiş bir farz"" olmuştur.
“Namazı kılıp bitirdikten sonra otururken, ayaktayken, yanüstü yatarken hep Allah’ı zikredin.” Zikir farz; Ruhun Allah’a teslimi için. Çok zikir farz; fizik vücudun Allah’a teslimi için. Daimî zikir farz; nefsin Allah’a teslimi için… Ve bakıyoruz ki İslâm’ın bütünü zikri bize asıl ibadet olarak gösteriyor.