Muhterem Hocam, zikir yapmak insanları maddi manevî kıtlıktan kurtarır mı?

Soru

Muhterem Hocam, zikir yapmak insanları maddi manevî kıtlıktan kurtarır mı?

Cevap

Evet.

Allahû Tealâ Bakara 261'de: "Mallarını Allah yolunda infak edenlerin hali her başağında 100 tane bulunan 7 başlıklı bir buğday grubu kadar Allah onlara derecat arttırımında bulunuyor."

2/BAKARA-261 Meselullezîne yunfikûne emvâlehum fî sebîlillâhi ke meseli habbetin enbetet seb’a senâbile fî kulli sunbuletin mietu habbetin, vallâhu yudâifu li men yeşâu, vallâhu vâsiun alîm(alîmun).

Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, her sünbülünde (başağında) yüz adet tane (tohum) olmak üzere, yedi sünbül (başak) veren bir tek tohumun durumu gibidir. Allah, dilediği kimse için (onun rızkını) kat kat artırıp verir. Ve Allah Vâsi’dir, Alîm’dir.

Rûm Suresinin 39 âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ: "İnsanların, mallarında artış olsun diye faizden (faiz olarak) verdiğiniz şey (Allah'a ulaşmayı dilemeden yaptığınız zikir), o takdirde Allah katında artmaz."

30/RÛM-39 Ve mâ âteytum min riben li yerbuve fî emvâlin nâsi fe lâ yerbû indallâh(indallâhi), ve mâ âteytum min zekâtin turîdûne vechallâhi fe ulâike humul mud’ıfûn(mud’ıfûne).

Ve insanların mallarında artış olsun diye faizden (faiz olarak) verdiğiniz şey (Allah’a ulaşmayı dilemeden yaptığınız zikir), o taktirde Allah’ın katında artmaz (nefsinizin kalbindeki nurları oluşturmaz ve arttırmaz). Allah’ın vechini (Allah’a ulaşmayı) dileyerek verdiğiniz zekât (yaptığınız (zikir)ler); işte böylece kat kat (nefsinizin kalbindeki nurları) artıranlar onlardır.

Yani Allah'a ulaşmayı dilemeden paraları artsın diye verdiğiniz faiz, faize vermeniz veya Allah'a ulaşmayı dilemeden yaptığınız zikir, o Allah katında artmaz, nefsin kalbinde bir nurları oluşturmaz, arttırmaz.

Rûm 39: "Ama Allah'ın vechini (Allah'a ulaşmayı) dileyerek verdiğiniz zekât (yaptığınız zikirler) işte böylece Allahû Tealâ onu kat be kat arttırır."

Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V)'in zamanında Bakara 274 inzal olduğu zaman ilk olarak Hz. Ömer orada ve paranın, malının yarısını paraya dönüştürerek Resûlullah’a teslim ediyor ama Hz. Ebubekir'e gelince, o hepsini veriyor. Hz. Osman da ticaretle meşgul olduğu için kıtlık çeken bir dönemde, ashabin ambargo altında olduğu bir dönemde, kervanı Şam'dan Mekke'ye girmek üzereyken herkes siparişler veriyor ve o vermiyor. Sonuçta Resûlullah’a şikâyet edilince soruyor:

-Niye vermiyorsun insanların ihtiyacını?

-Daha fazla veren var.

- Daha fazla veren kim?

İşte Bakara 261'e göre;

- 700 kat veren var.

diyor.

2/BAKARA-274 Ellezîne yunfikûne emvâlehum bil leyli ven nehâri sirran ve alâniyeten fe lehum ecruhum inde rabbihim, ve lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn(yahzenûne).

Mallarını gece ve gündüz, gizli ve aşikâr (Allah yolunda) infâk edenler (verenler), işte onların ecirleri (mükâfatları) Rab’lerinin katındadır. Onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmazlar.

Bir düşünün; raflar var, raflarda sizi mutlu edecek olan herşey var. Elinizin tersiyle o herşeyi itiyorsunuz, "Benim bunlara ihtiyacım yok." diyorsunuz. İşte rahmet, fazıl ve salâvât böyle. Sizin emrinize Allahû Tealâ tarafından sunulmuş bunları, sizin kalbinize göndermeye hazır. Sadece zikir yapmanızı bekliyor. Mürşidinize ulaşacaksınız ve zikir yapacaksınız. Kişi zikir yaptığında Allah'ın katından salâvât ve rahmet ve salâvât ve fazıl nurları kalbinize ulaşır. Kalpte fazıllar 'îmân' kelimesinin etrafında toplanmaya başlar. Bu, manevî zenginliktir. Sadece Allah'a ulaşmayı dileyenlerin manevî gelirleri söz konusudur. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20263 dk okuma1