Muhterem Hocam, Zümer Suresi 17. ve 18. âyetlerde Allahû Tealâ kimleri içine alıyor? Açıklayabilir misiniz?
Soru
Muhterem Hocam, Zümer Suresi 17. ve 18. âyetlerde Allahû Tealâ kimleri içine alıyor? Açıklayabilir misiniz?
Cevap
Zumer Suresi’nin 17. âyet-i kerîmesinde Allahû Tealâ, Allah’a ulaşmayı dileyenleri açıklıyor:
39/ZUMER-17 Vellezînectenebût tâgûte en ya’budûhâ ve enâbû ilâllâhi lehumul buşrâ, fe beşşir ıbâdi.
Ve onlar ki; taguta (insan ve cin şeytanlara) kul olmaktan içtinap ettiler (kaçındılar, kendilerini kurtardılar). Çünkü Allah’a yöneldiler (Allah’a ulaşmayı dilediler). Onlara müjdeler vardır. Öyleyse kullarımı müjdele!
Nereye kadar? Fizik vücut teslimine kadar. Ama Zumer 18. âyette ise nefs teslimini içine alıyor:
39/ZUMER-18 Ellezîne yestemiûnel kavle fe yettebiûne ahsenehu, ulâikellezîne hedâhumullâhu ve ulâike hum ulûl elbâb(elbâbi).
Onlar, sözü işitirler, böylece onun ahsen olanına tâbî olurlar. İşte onlar, Allah’ın hidayete erdirdikleridir. Ve işte onlar; onlar ulûl’elbabtır (daimî zikrin sahipleri).
İşte onlar hidayete erenlerdir. Ve onlar ulûl’elbâb’tır, daimî zikrin sahipleridir. İşte Allah’a ulaşmayı dileyen ve ruhunu, fizik vücudunu teslim eden kişi, arkasından Zumer 18’de de nefsini teslim ediyor. Ruh teslimini yapan kişiler, Zumer Suresi’nin 17. âyet-i kerîmesinde dileği ifade ediyor (Zumer 17). Ama peşinden nefs teslimine ulaşıyor. Onlar ulûl’elbâb’tır. Âli İmrân Suresi’nin 190-191. âyet-i kerîmesinde:
3/ÂLİ İMRÂN-190 İnne fî halkıs semâvâti vel ardı vahtilâfil leyli ven nehâri le âyâtin li ulîl elbâb(ulîl elbâbı).
Muhakkak ki, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün art arda gelişinde, ulûl’elbâb için elbette âyetler (deliller) vardır.
3/ÂLİ İMRÂN-191 Ellezîne yezkurûnallâhe kıyâmen ve kuûden ve alâ cunûbihim ve yetefekkerûne fî halkıs semâvâti vel ard(ardı), rabbenâ mâ halakte hâzâ bâtılâ(bâtılan), subhâneke fekınâ azâben nâr(nârı).
Onlar (ulûl elbab, lüblerin, Allah’ın sır hazinelerinin sahipleri), ayaktayken, otururken, yan üstü yatarken (daima) Allah’ı zikrederler. Ve göklerin ve yerin yaratılışı hakkında tefekkür ederler (ve derler ki): "Ey Rabbimiz! Sen bunları bâtıl olarak (boşuna) yaratmadın. Sen Subhan’sın, artık bizi ateşin azabından koru.
Onlar ayaktayken, otururken, yan üstü yatarken hep Allah’ı zikrederler. İnsanoğlu için bir dördüncü hal mevcut değil. Üç halin üçünde de Allah’ı zikrettiği için, onların adına ulûl’elbâb diyor, Allahû Tealâ. Allah razı olsun.