Muhterem Hocam, Allah'ın ipi ile tevhid arasındaki ilişkiyi bizlere açıklar mısınız?
Soru
Muhterem Hocam, Allah'ın ipi ile tevhid arasındaki ilişkiyi bizlere açıklar mısınız?
Cevap
"Allah'ın ipi ile tevhid arasındaki ilişkiyi bizlere açıklar mısınız?" Tevhidin; 1. özelliği Allah'ın ipine mutlaka sarılmaktır. 2. özelliği Sırât-ı Mustakîm üzerinde olmaktır. 3. özelliği kalplerin telif edilmesidir. 4. mürşide tâbîyettir, insanlardan bir ipe.
Ama tebliğ kendisine ulaşmasına rağmen, Fâtiha 6 ve 7'de o kâfirleri uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir; onlar îmân etmezler.
1/FÂTİHA-6 İhdinâs sırâtel mustakîm(mustakîme). (Bu istiane'n ile) bizi, SIRATI MUSTAKÎM'e hidayet et (ulaştır). 1/FÂTİHA-7 Sırâtallezîne en’amte aleyhim gayril magdûbi aleyhim ve lâd dâllîn(dâllîne). O yol (SIRATI MUSTAKÎM) ki; üzerlerine nimet verdiklerinin yoludur. Üzerlerine gadap duyulmuşların ve dalâlette kalmışların (Allah’a ulaşmayı dilemeyenlerin) yolu değil.
Tevhid, tebliğ kendisine ulaşmış ama tebliğe negatif cevap vermiş. Rum Suresi'nin 31. âyet-i kerimesinde:
30/RÛM-31 Munîbîne ileyhi vettekûhu ve ekîmûs salâte ve lâ tekûnû minel muşrikîn(muşrikîne). O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve O'na karşı takvâ sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın.
“Allah'a yönel, ulaşmayı dile takvâ sahibi ol, sakın müşriklerden olma.” Kimdir o müşrikler? Müşrikler, onlar dinde fırkalara ayrılanlardır. Şirkli olarak da ruh Allah'a ulaşabilir; Allah'a ulaşmayı dilemeyen kişinin ölümle. Ama hayattayken ruh da Allah'a ulaşabilir, şirksiz olarak Allah'a ulaşmayı dileyerek. En'âm 153. âyet-i kerimede:
6/ENÂM-153 Ve enne hâzâ sırâtî mustekîmen fettebiûhu, ve lâ tettebiûs subule fe teferraka bikum an sebîlihi, zâlikum vassâkum bihî leallekum tettekûn(tettekûne). Ve muhakkak ki; bu, Benim mustakîm olan yolumdur. Öyleyse ona tâbî olun. Ve (başka) yollara tâbî olmayın ki; o taktirde sizi, onun yolundan ayırır. İşte böyle size onunla vasiyet etti(emretti). Umulur ki böylece siz takva sahibi olursunuz.
Yani Allah'ın Kâlû Belâ gününde bizden almış olduğu misak, ahd ve yemini yerine getirebilmek Sırât-ı Mustakîm üzerinde olmakladır. Allahû Tealâ En'âm Suresi'nin 152. âyet-i kerimesinde:
6/ENÂM-152 Ve lâ takrabû mâlel yetîmi illâ billetî hiye ahsenu hattâ yebluga eşuddehu, ve evfûl keyle vel mîzâne bil kıst(kıstı), lâ nukellifu nefsen illâ vus’ahâ ve izâ kultum fa’dilû ve lev kâne zâ kurbâ, ve bi ahdillâhi evfû, zâlikum vassâkum bihî leallekum tezekkerûn(tezekkerûne). Yetimin malına, o en kuvvetli çağına gelinceye kadar, en güzel şekliyle olmadıkça yaklaşmayın. Ölçü ve tartıyı adaletle yerine getirin. Kimseyi gücünün dışında (bir şey ile) sorumlu tutmayız. Söylediğiniz zaman, yakınınız olsa bile, artık adaletle söyleyin. Allah’ın ahdini yerine getirin (ifa edin). Böylece tezekkür edersiniz diye, (Allah) işte böyle, size onunla vasiyet (emir) etti.
“Allah'la olan ahdinizi ifa edin.” Ama 153. âyet-i kerimede ahdi yerine getirmek Sırât-ı Mustakîm üzerinde olmaktır.
Tevhid, insanların hidayette birleşmesi hâlidir. Delâlette birleşmesi hâli ise tevhidin olmadığını gösterir. “Benim ümmetim delâlet üzere birleşmez.” Birleşmenin adresi hidayettir. Delâlette birleşenler tevhidin dışında kalanlardır. Hidayette birleşenler tevhidde olanlardır.
Kim Allah'ın ipine sımsıkı sarılırsa, Sırât-ı Mustakîm'e ulaşırsa, o kişi 10 tane ihsan almıştır. Ruhu vücudundan ayrılmış, Allah'a doğru yola çıkmıştır. O kişi tevhidi oluşturan zümrenin içindedir. Öyleyse demek ki tevhidin adresi hidayettir. Allah razı olsun.