Muhterem Hocam, Allahû Tealâ niçin bütün kavimlere, resûller göndermektedir?
Soru
Muhterem Hocam, Allahû Tealâ niçin bütün kavimlere, resûller göndermektedir?
Cevap
Nebîlerin olmadığı fetret dönemlerinde Allahû Tealâ onlardan bir tanesini seçiyor, vekâleten devrin imamı tayin ediyor.
Ve bütün kavimlerde, Muminûn Suresinin 44. âyet-i kerimesi gereğince:
23/MUMİNÛN-44 Summe erselnâ rusulenâ tetrâ, kullemâ câe ummeten resûluhâ kezzebûhu fe etbâ’nâ ba’dahum ba’dan ve cealnâhum ehâdîs(ehâdîse), fe bu’den li kavmin lâ yu’minûn(yu’minûne). Sonra Biz, resûllerimizi art arda (arası kesilmeksizin) gönderdik. Her ümmete resûlü geldiği zaman, her defasında onu yalanladılar. Biz de onları birbiri arkasından (helâk ettik). Ve onları efsane kıldık. Artık mü’min olmayan kavim (Allah’ın rahmetinden) uzak olsun.
Ardı arkası kesilmeksizin Allahû Tealâ velî resûller tayin ediyor. Ve velî resûller gönderilmesine rağmen, onlar ne yazık ki hedefe ulaşmıyorlar.
O halde sevgili kardeşlerim, gerçekten bütün zaman parçalarında, ardı arkası kesilmeksizin Allahû Tealâ velî resûller tayin ediyor. O velî resûller hidayetle geliyorlar. Ve hidayetin olmadığı bir dönemde, dinin yaşanması mümkün değil.
Bu açıdan, “Resûller, Hidayetle Gelmesi.” konusu (konferansımız) çok manidar. Zaten Kur’ân-ı Kerim’in şifresi Ahzâb 40’ta da bu muhtevayı açıklıyoruz.
33/AHZÂB-40 Mâ kâne muhammedun ebâ ehadin min ricâlikum, ve lâkin resûlallâhi ve hâtemen nebiyyine, ve kânallâhu bi kulli şey’in alîmâ(alîmen). Muhammed (A.S), sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası olmamıştır (değildir). Fakat Allah’ın Resûl’ü ve Nebîler’in (Peygamberler’in) Hatemi’dir (Sonuncusudur). Allah, herşeyi en iyi bilendir.
Allahû Tealâ, İsrâ 15’te:
17/İSRÂ-15 Menihtedâ fe innemâ yehtedî li nefsihî, ve men dalle fe innemâ yadıllu aleyhâ, ve lâ teziru vâziratun vizra uhrâ, ve mâ kunnâ muazzibîne hattâ neb’ase resûlâ(resûlen). Kim hidayete erdiyse, sadece kendi nefsi için (nefsini tezkiye ettiği için) hidayete erer. Öyleyse kim dalâlette ise sorumluluğu sadece kendi üzerinde olarak dalâlette kalır. Yük taşıyan (günahı yüklenen) bir kimse, bir başkasının yükünü (günahını) yüklenmez. Ve Biz, bir resûl göndermedikçe azap edici olmadık.
“Resûl göndermezsem, azap etmem.”
Ve görüyorsunuz ki cehennemin kapılarından girdiklerinde, cehennem bekçileri sual soruyorlar.
Allah, resûlleri niçin gönderiyor? Nisâ Suresinin 64. âyet-i kerimesinde:
4/NİSÂ-64 Ve mâ erselnâ min resûlin illâ li yutâa bi iznillâh(iznillâhi). Ve lev ennehum iz zalemû enfusehum câûke festagferûllâhe vestagfera lehumur resûlu le vecedûllâhe tevvâben rahîmâ(rahîmen). Ve Biz, (hiç) bir resûlü, Allah’ın izniyle kendilerine itaat edilmesinden başka birşey için göndermedik. Ve onlar nefslerine zulmettikleri zaman, eğer sana gelselerdi, böylece Allah’tan mağfiret dileselerdi ve Resûl de onlar için mağfiret dileseydi, mutlaka Allah’ı, (iki tarafın da) tövbelerini (onların tövbesini ve Resûl’ün mağfiret talebini) kabul eden ve rahmet edici olarak bulurlardı.
“Biz, resûllerimizi insanlar itaat etsin diye gönderiyoruz.” Resûl’e itaat kime itaattir? Resûl’e itaat, Allah’a itaattir. Nisâ Suresinin 80. âyet-i kerimesi:
4/NİSÂ-80 Men yutiır resûle fe kad atâallâh(atâallâhe), ve men tevellâ fe mâ erselnâke aleyhim hafîzâ(hafîzen). Kim Resûl'e itaat ederse, böylece andolsun ki Allah'a itaat etmiş olur. Ve kim yüz çevirirse, o taktirde Biz seni, onların üzerine muhafız olarak göndermedik.
Öyleyse eğer Resûl’e itaat Allah’a itaatse, Allahû Tealâ resûllerin lisanıyla dini açıklıyor.