Muhterem Hocam, Allahû Tealâ'nın tüm tövbeleri kabul edeceği doğru mudur? İ
Soru
Muhterem Hocam, Allahû Tealâ'nın tüm tövbeleri kabul edeceği doğru mudur? İ
Cevap
İhsanla yapılan tövbe Allahû Tealâ kabul ediyor. Kişinin kendi kendine yaptığı tövbeyi Hazreti Ali yalancıların tövbesi olarak kabul ediyor. Münafıkların mürşid önündeki tövbesi de yine yalancıların tövbesidir. Mutluluğun temel vasıtası tövbedir. Bunu bilen şeytan bütün insanlara "Sen Allah'tan af dilediğin zaman günahını mutlaka affeder." diye bir tuzak hazırlamıştır. Kur’ân-ı Kerim'de üç çeşit tövbe vardır. Ne zaman bir insan Allah'a ulaşmayı dilerse mevcut günahların affedilmesi konusunda ilk adımı atmıştır. Mutlaka sonuç alacaktır. İnsanı cehennemin karanlıklarından cennetin aydınlıklarına ulaştıracak olan asıl tövbe mürşid önünde yapılan bir tövbedir. Hadîs-i şerrifte Resûlullah (S.A.V) Efendimiz şöyle buyuruyor:
HADÎS-İ şerrİF
Kaynak: Tirmizi, Kiyame, 49; İbn Mace, Zühd, 30.
“Her insan hata eder. Hata işleyenlerin en hayırlıları tövbe edenlerdir.”
O halde Zümer Suresinin 53. âyet-i kerimesinde:
39/ZUMER-53 Kul yâ ıbâdiyellezîne esrefû alâ enfusihim lâ taknetû min rahmetillâh(rahmetillâhi), innallâhe yagfiruz zunûbe cemîâ(cemîan), innehu huvel gafûrur rahîm(rahîmu).
De ki: "Ey nefsleri üzerine israf yüklemiş (haddi aşmış) kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Muhakkak ki Allah, günahların hepsini mağfiret eder (sevaba çevirir). O, muhakkak ki O; Gafûr’dur (mağfiret eden), Rahîm’dir (rahmet nuru gönderen)."
Fâtır Suresinin 5. âyet-i kerimesinde:
35/FÂTIR-5 Yâ eyyuhen nâsu inne va’dallâhi hakkun fe lâ tegurrennekumul hayâtud dunyâ, ve lâ yegurrennekum billâhil garûr(garûru).
Ey insanlar! Muhakkak ki Allah’ın vaadi haktır. Öyleyse dünya hayatı sizi sakın aldatmasın. Aldatıcılar da sizi Allah ile (affına güvendirerek) aldatmasınlar.
Yûnus Suresinin 7. ve 8. âyet-i kerimelerinde:
10/YÛNUS-7 İnnellezîne lâ yercûne likâenâ ve radû bil hayâtid dunyâ vatmeennû bihâ vellezîne hum an âyâtinâ gâfilûn(gâfilûne).
Muhakkak ki onlar, Bize ulaşmayı (hayatta iken ruhlarını Allah’a ulaştırmayı) dilemezler. Dünya hayatından razı olmuşlardır ve onunla doyuma ulaşmışlardır ve onlar âyetlerimizden gâfil olanlardır.
10/YÛNUS-8 Ulâike me'vâhumun nâru bimâ kânû yeksibûn(yeksibûne).
İşte onların kazandıkları (dereceler) gereğince varacakları yer ateştir (cehennemdir).
Bu âyetlere baktığımız zaman kendisine hedef olarak dünya hayatını seçen kişi dünya hayatında Allah'a ulaşmayı dilemiyor. Onun için hedef Allah'ın Zatı'na ulaşmak değil. Hedefi dünya hayatı onunla mutlu olacağını sanıyor. Onlar Allah'ın âyetlerinden gafildir ve kazançları sebebiyle gideceği yer cehennem. Bunu ona söyleyen kim? İblis. İblisin önünde kurduğu bir tuzak söz konusu. Onun için Hazreti Ömer:
Hz. Ömer (R.A.)
"Beni en çok şaşırtan şey, Bir kimsenin Allah’ı bilip O’na isyan etmesi. Şeytan’ı bilip ona itaat etmesi. Ve Dünyayı bilip ona meyletmesidir."
Bu tamamen iblisin insanlara kurduğu bir tuzak. Ama Allahû Tealâ ne buyuruyor? Allah'a itaat etmemizi, mürşide tâbî olmamızı ve zikirle dünya sevgisini kalbimizden temizlememizi, kalbimizden söküp atmamızı istiyor. Dünya sevgisini kalpten söküp atmadıkça Allah ve resûl sevgisi gelip yerleşmez. Allah'ın dizaynı bu inşaallah.