Muhterem Hocam, ara sıra kızdığımızda ağzımızdan beddua çıkıyor. Ağzımızdan beddua çıkmaması için ne yapmalıyız? Hangi duayı okumalıyız, açıklar mısınız?
Soru
Muhterem Hocam, ara sıra kızdığımızda ağzımızdan beddua çıkıyor. Ağzımızdan beddua çıkmaması için ne yapmalıyız? Hangi duayı okumalıyız, açıklar mısınız?
Cevap
Zikir duasını okumalıyız: “Allah, Allah, Allah, Allah…”
Şimdi kardeşimiz: “Hangi duayı okumalıyız?” Demek ki ben de cevap vermiş oluyorum. Hep hangi duayı okuyacak kardeşimiz? Evet: “Allah, Allah, Allah, Allah, Allah…”
Sevgili kardeşlerim, siz bu duayı okuyun. Bir gün gelecek, artık siz kimseye beddua etmeyeceksiniz. Resûlullah (S.A.V) Efendimiz ne buyuruyor? “Allah beni dua için gönderdi, beddua için değil.”
Bunu söylediği zaman nasıldı? Tâif’e tebliğe gidiyor ve tebliğ noktasında ne yapmış? Atılan taşlardan yüzü kanrevan içinde kalmış. Ve geldiğinde onun bu hâlini gören sahâbe üzülmüşler: “Yâ Resûlullah, onlara beddua et ki Allah onlara gününü göstersin.” deyince Resûlullah (S.A.V) Efendimiz buyuruyor ki, el açmış: “Yâ Rabbim, onları bağışla. Çünkü onlar bilmiyorlar. Bilselerdi bunu yapmazlardı.” Ve diyor ki: “Allah beni beddua için göndermedi, beni dua için gönderdi.”
Ve o kime dua ediyor? Taş atıp yüzünü kanrevan içinde bırakan o müşrik ve zalimlere dua ediyor. Şimdi birisi diyebilir ki: “Bazen gidiyoruz, tebliğ yapınca ‘Zalime de yardım edin, mazluma da yardım edin.’ Öyle şey olur mu? Zalime nasıl yardım edeceğiz?”
İşte sevgili kardeşlerim, Resûlullah kime yardım ediyor bu şekliyle? Zalime. “Yâ Rabbim, onları affet. Çünkü onlar bilmiyorlar. Bilselerdi bunu yapmazlardı.” Zalime yardım edin. Onun zulmünü azaltırsınız. Bu şekilde davranırsanız onların zulmünü azaltırsınız ve kesinlikle bağışlamayı seçiyor.
O zaman kardeşimiz beddua etmek istemiyorsa 18 saat zikre ulaşacak. 18 saat zikir yapan bir insan beddua eder mi? Hayır. Niye beddua etmez? Çünkü Allahû Tealâ Âli İmrân Suresinin 134. âyet-i kerimesinde şöyle buyuruyor:
3/ÂLİ İMRÂN-134 Ellezîne yunfikûne fîs serrâi ved darrâi vel kâzımînel gayza vel âfîne anin nâs(nâsi), vallâhu yuhibbul muhsinîn(muhsinîne).
Onlar (muttekîler), bollukta ve darlıkta (Allah için) infâk ederler (verirler) ve onlar öfkelerini yutanlardır (tutanlardır) ve insanları affedenlerdir. Ve Allah, muhsinleri sever.
İşte Resûlullah öfkesini yutmuş mu? Yutmuş. Diğerlerini affetmiş: “Yâ Rabbim, onları affet. Çünkü onlar bilmiyorlar.”
Ama bunu kim yapıyor? Bu, en az minimum 18 saat zikre ulaşan kişi. 18 saat zikre ulaşan kişi sabahleyin yatağından uyanır uyanmaz, abdestini aldığı zaman neye başlayacak? Zikir şarkısına başlayacak. Yani tükenmek bilmeyen şarkı. Bu şarkı nedir? “Allah, Allah, Allah, Allah, Allah, Allah…” Devamlı bu şarkıyı söyleyecek. Ne zamana kadar? Tekrar yatağına dönünceye kadar. Yatağından uyandı, abdestini aldı ve tekrar yatağına dönünceye kadar hangi işi yaparsa yapsın ne yapacak? “Allah, Allah, Allah, Allah…” Devamlı bu zikri söyleyecek.
Bakara Suresinin 177. âyet-i kerimesinde de Allahû Tealâ ne diyor? Bu konuda bize söylediği çok şey var. Bu sadıklar kimler? Bu sadıklar gerçekten zorlukta ve darlıkta, şiddetli savaş hâlinde sabredenler.
2/BAKARA-177 Leysel birre en tuvellû vucûhekum kıbelel maşrıkı vel magrıbi ve lâkinnel birre men âmene billâhi vel yevmil âhırı vel melâiketi vel kitâbi ven nebiyyîn(nebiyyîne), ve âtel mâle alâ hubbihî zevil kurbâ vel yetâmâ vel mesâkîne vebnes sebîli, ves sâilîne ve fîr rıkâb(rıkâbi), ve ekâmes salâte ve âtez zekât(zekâte), vel mûfûne bi ahdihim izâ âhed(âhedû), ves sâbirîne fîl be’sâi ved darrâi ve hînel be’si ulâikellezîne sadakû, ve ulâike humul muttekûn(muttekûne).
Yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz (hakiki îmânı yansıtan) BİRR (ebrar kılacak davranış biçimi) değildir. Lâkin birr, kişinin, Allah’a, yevm’il âhire (Allah’a ulaşılan sonraki güne, hidayet gününe, vuslat gününe) meleklere, Kitab’a ve peygamberlere îmân etmesi ve sevdiği maldan, akrabalara (yakınlık sahiplerine) yetimlere, miskinlere (çalışamaz durumda olan ihtiyarlara), yolda kalmış yolculara, isteyen (muhtaçlara), köle ve (kurtulmaları için) esirlere vermesi ve namazı kılması, zekâtı vermesidir. Ve (Allah’a ve insanlara) ahd verdikleri zaman ahdlerine vefa edenler (yerine getirenler), zorlukta ve darlıkta ve şiddetli savaş halinde sabredenler, işte onlar sadık olanlardır. İşte onlar muttekilerdir (takva sahibi olanlardır).
Öyleyse sevgili kardeşlerim, ne yapmamız lâzım? Devamlı bu şarkıyı söylememiz lâzım. Zikretmemiz lâzım, zikretmemiz lâzım, zikretmemiz lâzım. Zikir, zikir, zikir…
Şimdi kardeşimiz diyor ki: “Ben beddua etmek istemiyorum.” Tamam, istemiyorsan 18 saat zikret. Göreceksin ki sen bir daha hiç kimseye beddua etmeyeceksin. Çünkü Allah ölçüyü koymuş Allah’ın izniyle.