Muhterem Hocam, bir insanın mürşidine kavuşmayı temenni etmesi önemli midir?

Soru

Muhterem Hocam, bir insanın mürşidine kavuşmayı temenni etmesi önemli midir?

Cevap

Elbette. Yani insanla Allah arasındaki ilişkide, Allah’ın ulaştırmak istediği yani Allah’ın, insanı Kendisine ulaştırmak istediği menzilin hangisini isterse, yardımı mutlaka Allah’tan alır ve Allah onu liyakat sahibiyse ulaştırır.

Allahû Tealâ mürşide tâbî olmayı farz kılmış. 7 tane âyet-i kerimede. Mesela bütün insanlar dalâlette başlangıç noktasında. Ama dalâletten kurtulmak, vuslata ermek mutlaka mürşid gerektirir.

İşte Mâide 35’te:

5/MÂİDE-35 Yâ eyyuhâllezîne âmenûttekûllâhe vebtegû ileyhil vesîlete ve câhidû fî sebîlihi leallekum tuflihûn(tuflihûne).

Ey âmenû olanlar (Allah’a ulaşmayı, teslim olmayı dileyenler); Allah’a karşı takva sahibi olun ve O’na ulaştıracak vesileyi isteyin. Ve O’nun yolunda cihad edin. Umulur ki böylece siz felâha erersiniz. Neyle isteyeceğiz?

“Allah’a karşı takva sahibi olun ve sizi kim Allah’a ulaştırmaya vesile olacaksa, onu Allah’tan isteyin.”

Ne ile isteyeceğiz? Hacet namazıyla. Hacet namazıyla mürşidimizi Allah’tan sorduğumuz zaman, Allah’ın gösterdiği mürşide gidip tâbî olacağız. Allah’ın tayin ettiği mürşid.

Örneğin Âli İmrân 164’te Allahû Tealâ diyor ki:

3/ÂLİ İMRÂN-164 Lekad mennallâhu alâl mu’minîne iz bease fîhim resûlen min enfusihim yetlû aleyhim âyâtihî ve yuzekkîhim ve yuallimuhumul kitâbe vel hikmete, ve in kânû min kablu le fî dalâlin mubîn(mubînin).

Andolsun ki Allah, mü’minlerin (başlarının) üzerine (devrin imamının ruhu) bir ni’met olmak üzere (onların aralarında, kendi kavminin içinde) kendilerinden bir resûl beas eder. Onlara O’nun (Allah’ın) âyetlerini tilâvet eder, onları tezkiye eder ve onlara kitap ve hikmeti öğretir. Ondan evvel (Allah'a ulaşmayı dilemeden evvel) onlar gerçekten açık bir dalâlet içinde idiler.

“Allah, mü’minlere bir ni’met olmak üzere onların kendilerinden bir resûl beas etti.”

Bu resûl, ni’met olması hasebiyle devrin imamıdır. Ve kişi hangi mürşide ulaşırsa ulaşsın, aslında tâbî olduğu zaman devrin imamının ruhu o kişinin başının üzerinde yer alır. Bu sebeple de mürşidine tâbî olmayan dalâlettedir. Yani mürşidi yoktur.

Bâyezid-i Bistâmî Hazretleri: "Mürşidi olmayanın mürşidi şeytandır."

MÜRŞİDİ OLMAYANLARIN MÜRŞİDİ ŞEYTANDIR

1. A‘râf-27: … Muhakkak ki; Biz şeytanları mü’min olmayanlara dost kıldık.

Sebe-20: … İblis, onlar üzerindeki zannını yerine getirdi. Böylece mü’minleri oluşturan bir fırka (Allah’a ulaşmayı dileyenler) hariç, hepsi ona (şeytana) tâbî oldular.

2. A‘râf-30: Bir kısmı hidayete erdi ve bir kısmının üzerine dalâlet hak oldu. Muhakkak ki onlar, Allah’tan başka şeytanları dostlar edindiler…

Nahl-36: Ve andolsun ki Biz, bütün ümmetlerin içinde resûl beas ettik (vazifeli kıldık). Allah’a kul olsunlar ve taguttan içtinap etsinler diye. Onlardan bir kısmını, Allah hidayete erdirdi ve bir kısmının (dilemeyenlerin) üzerine dalâlet hak oldu.

3. Hacc-53: Kalplerinde maraz (hastalık) olan ve kalpleri kasiyet bağlamış (kararmış ve sertleşmiş) olanlara, şeytanın ilka ettiği (ulaştırdığı) şeyi fitne (imtihan) kılmak içindir…

4. Nûr-21: Ey âmenû olanlar, şeytanın adımlarına tâbî olmayın! Ve kim şeytanın adımlarına tâbî olursa, o takdirde (şeytanın adımlarına uyduğu taktirde) muhakkak ki o (şeytan), fuhşu ve münkeri (inkârı ve Allah’ın yasak ettiklerini) emreder…

5. Zuhrûf-36: Ve kim Rahmân’ın zikrinden yüz çevirirse, şeytanı ona musallat ederiz. Böylece o (şeytan), onun yakın arkadaşı olur.

Cinn-23: (Bu) sadece Allah’tan olanı tebliğ ve O’nun risaletidir. Ve kim Allah’a ve O’nun Resûl’üne asi olursa, bundan sonra muhakkak ki onun için, içinde ebediyyen kalacağı cehennem ateşi vardır.

O zaman kimin mürşidi yoktur? Dalâlette olanların mürşidi yoktur.

Kehf 17'de:

18/KEHF-17 Ve terâş şemse izâ taleat tezâveru an kehfihim zâtel yemîni ve izâ garabet takrıduhum zâteş şimâli ve hum fî fecvetin minhu, zâlike min âyâtillâhi, men yehdillâhu fe huvel muhted(muhtedi), ve men yudlil fe len tecide lehu veliyyen murşidâ(murşiden).

Ve güneşin doğduğu zaman mağaralarının sağ tarafından geldiğini ve battığı zaman sol taraftan onların yanlarından geçtiğini görürsün. Ve onlar, onun (mağaranın) geniş sahası içinde bulunuyorlardı. İşte bu, Allah’ın âyetlerinden (mucizelerinden)dir. Allah, kimi Kendisine ulaştırırsa, işte o hidayete ermiştir. Ve kimi dalâlette bırakırsa (kim Allah’a ulaşmayı dilemezse) artık onun için velî mürşid (irşad eden evliya) bulunmaz.

“Allah, kimi Kendisine ulaştırmışsa, o hidayete ermiştir. Ama kimi dalâlette bırakırsa, onun için bir velî mürşid bulunmaz.”

Kim Allah’a ulaşmayı dilemezse, Allah onu dalâlette bırakır. Onun için bir mürşid yok. Mürşidi olmayan, 10 âyet gereğince dalâlette.

ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEMEYENLER – GAYY YOLUNDA

1. YÛNUS-7 …Onlar, Bize ulaşmayı dilemezler. Onlar âyetlerimizden gâfil olanlardır. …

2. YÛNUS-11 …Bize ulaşmayı dilemeyen kimseleri, isyanları içinde şaşkın bırakırız.

RA’D-27 …Allah, dilediği kimseyi dalâlette bırakır. …

3. YÛNUS-15 Bize ulaşmayı dilemeyen kimseler şöyle dedi: “Bize bundan başka bir Kur’ân getir. …

4. YÛNUS-45 …Allah’a mülâki olmayı yalanlayanlar, hüsrandadır. …

EN’ÂM-31 Allah’a mülâki olmayı yalanlayan kimseler hüsrana düştüler. …

5. FURKÂN-21 Ve Bize mülâki olmayı dilemeyenler:…nefslerinde kibirlendiler. …

6. RÛM-8 …İnsanların çoğu, Rab’lerine mülâki olmayı inkâr edenlerdir.

7. SECDE-10 …Onlar, Rab’lerine mülâki olmayı inkâr edenlerdir.

FUSSİLET-54 Onlar gerçekten Rab’lerine mülâki olacaklarından şüphe içindeler. …

ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEMEYENLER İÇİN MÜRŞİD YOK, TARÎKİ CEHÎMDE, SIRATI CEHÎMDE

1. ARÂF-186 Allah kimi dalâlette bırakırsa, artık onun için bir hidayetçi yoktur. …”

2. RA’D-27 De ki: “Muhakkak ki Allah, dilediği kimseyi dalâlette bırakır ve O’na yönelen kimseyi Kendisine ulaştırır.”

RA’D-33 …Allah, kimi dalâlette bırakırsa artık onun için bir hidayetçi (mehdi) yoktur.

3. KEHF-17 …Allah, kimi dalâlette bırakırsa artık onun için velî mürşid bulunmaz.

4. ZUMER-23 … Allah, kimi dalâlette bırakırsa, o zaman onun için bir hidayetçi (mehdi) yoktur.

5. ZUMER-36 …Allah, kimi dalâlette bırakırsa artık onun için hidayetçi yoktur.

6. MU’MİN-33 …Allah kimi dalâlette bırakırsa, artık onun için bir hidayetçi yoktur.

7. ŞÛRÂ-44 Ve Allah kimi dalâlette bırakırsa, o taktirde onun için, bundan sonra bir velî (dost) yoktur. …

Kur’ân-ı Kerîm, mürşide ulaşmayı, ona teslim olmayı dokuz defa direkt, iki defa üç yeminle birlikte; on bir defa üzerimize farz kılmış.

MÜRŞİDE TÂBÎ OLMAYAN (Tarikata Girmeyen) DALÂLETTEDİR (10 ÂYET)

1. ÂLİ İMRÂN-164 Andolsun ki Allah, mü’minlerin üzerine bir ni’met olmak üzere kendilerinden bir resûl beas eder... Ondan evvel onlar gerçekten açık bir dalâlet içinde idiler.

2. A‘RÂF-186 Allah kimi dalâlette bırakırsa, artık onun için bir hidayetçi yoktur. Ve onları azgınlıkları içinde şaşkın terkeder.

3. NAHL-36 ...Biz, bütün ümmetlerin içinde resûl beas ettik. Allah’a kul olsunlar ve taguttan içtinap etsinler diye. Onlardan bir kısmını, Allah hidayete erdirdi ve bir kısmının üzerine dalâlet hak oldu. …

4. KEHF-17 …Allah, kimi Kendisine ulaştırırsa, işte o hidayete ermiştir. Ve kimi dalâlette bırakırsa artık onun için velî mürşid bulunmaz.

5. TÂHÂ-123 …“İkiniz oradan inin! Hepiniz birbirinize düşman olarak. Bundan sonra Benden size mutlaka hidayet gelecek. O zaman kim hidayetime tâbî olursa artık o, dalâlette kalmaz ve şâkî olmaz.”

6. KASAS-50 …eğer sana icabet etmezlerse, bil ki onlar heveslerine tâbîdirler. Allah’tan bir hidayetçi olmaksızın kendi heveslerine tâbî olandan daha çok dalâlette kim vardır? ...

7. ZUMER-23 …İşte bu, Allah’ın hidayetidir, dilediğini onunla hidayete erdirir. Ve Allah, kimi dalâlette bırakırsa artık onun için bir hidayetçi yoktur.

8. CÂSİYE-23 Hevasını kendisine ilâh edinen kişiyi gördün mü? Ve Allah onu ilim üzere dalâlette bıraktı. …Bu durumda Allah’tan sonra onu kim hidayete erdirir?…

9. AHKÂF-32 Ve Allah’ın davetçisine icabet etmeyen kimse, yeryüzünde (Allah’ı) aciz bırakacak değildir. Ve onun Allah’tan başka dostları yoktur. İşte onlar apaçık dalâlet içindedirler.

10. CUMA-2 Ümmîler arasında, kendilerinden bir resûl beas eden O’dur. …Ve daha önce elbette onlar, sadece açık bir dalâlet içinde idiler.

Mürşidimize ulaştığımız an, Allah’a ulaşmayı dilemenin dışında üç sebepten daha Allah’ın cennetinin sahibi oluruz. Kişi mürşide Allah için teslim olur. Ama zamanımızın insanları Allah’a hiçbir şey teslim etmek istemiyorlar. Evvelâ Allah’a ulaşmayı dilemiyorlar. Allah’a ulaşmayı dilemedikleri için hiçbir zaman mürşidlerine ulaşmaları söz konusu değil. Dalâletten kurtulamıyorlar.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20267 dk okuma2