Muhterem Hocam, bir misafirimiz "Allah’a ulaşmak konusunda o büyük âlimlerin yolları… Biz onların ayağının tozu olamayız, isteriz, gayret ederiz de mümkün mucize değil" dedi. Allah’
Soru
Muhterem Hocam, bir misafirimiz "Allah’a ulaşmak konusunda o büyük âlimlerin yolları… Biz onların ayağının tozu olamayız, isteriz, gayret ederiz de mümkün mucize değil" dedi. Allah’a ulaşmak herkese nasip olmayan bir şey midir?
Cevap
Allahû Teâlâ: "Biz kimseye kaldıramayacağı yükü yükletmeyiz." En'âm Suresi'nin 152. âyet-i kerimesinde:
6/EN'ÂM-152 Ve lâ takrabû mâlel yetîmi illâ billetî hiye ahsenu hattâ yebluga eşuddehu, ve evfûl keyle vel mîzâne bil kıst(kıstı), lâ nukellifu nefsen illâ vus’ahâ ve izâ kultum fa’dilû ve lev kâne zâ kurbâ, ve bi ahdillâhi evfû, zâlikum vassâkum bihî leallekum tezekkerûn(tezekkerûne).
Yetimin malına, o en kuvvetli çağına gelinceye kadar, en güzel şekliyle olmadıkça yaklaşmayın. Ölçü ve tartıyı adaletle yerine getirin. Kimseyi gücünün dışında (bir şey ile) sorumlu tutmayız. Söylediğiniz zaman, yakınınız olsa bile, artık adaletle söyleyin. Allah’ın ahdini yerine getirin (ifa edin). Böylece tezekkür edersiniz diye, (Allah) işte böyle, size onunla vasiyet (emir) etti.
Eğer Allahû Tealâ bu kanunu söylüyorsa ve Allahû Tealâ herkesi Kendisine dost olmaya davet ediyorsa, o zaman en kolay şey hayattayken ruhu Allah’a ulaştırmaktır ve bu bir dilektir. Allahû Tealâ söz vermiş: Şura 13 ve Ra'd 27’de. Şura 13’te:
ŞÛRA – 13 … allâhu yectebî ileyhi men yeşâu ve yehdî ileyhi men yunîb(yunîbu).
…Allah, dilediğini Kendisine seçer ve O’na yöneleni, Kendisine ulaştırır (ruhunu hayatta iken Kendisine ulaştırır).
RA’D - 27 ...kul innallâhe yudillu men yeşâu ve yehdî ileyhi men enâb(enâbe).
...Muhakkak ki Allah, dilediği kimseyi dalâlette bırakır ve O’na yönelen kimseyi Kendine ulaştırır (hidayete erdirir).
Allah, dilediğini Kendisine seçer ve O’na yönelen (bu seçtiklerinden O'na yöneleni), Kendisine ulaştırır. Ra'd 27’de: Allah dilediğini dalâlette bırakır, O’na yönelen kimseyi Kendine ulaştırır . Öyleyse görüyorsunuz ki devamlı Allahû Tealâ Kendisine yönelen kişinin ruhunu kendisine ulaştırır. Yönelmek ise bir dilektir; kalpten Allah’a ulaşmayı dilemek.
Öyleyse herkes hayattayken ruhunu Allah’a ulaştırabilir mi? Evet. Hayattayken ruhun Allah’a ulaşması hidayettir. Hem Bakara 120 hem de Âli İmrân 73’te Allahû Tealâ bunu ifade ediyor.
2/BAKARA-120 Ve len terdâ ankel yahûdu ve len nasârâ hattâ tettebia milletehum kul inne hudâllâhi huvel hudâ ve le initteba’te ehvâehum ba’dellezî câeke minel ilmi, mâ leke minallâhi min veliyyin ve lâ nasîr(nasîrin).
Ve sen onların dînine tâbî olmadıkça (uymadıkça) ne yahudiler ve ne de hristiyanlar senden asla razı olmazlar. De ki: “Muhakkak ki Allah’a ulaşmak (Allah’ın Kendisine ulaştırması) işte o, hidayettir.”. Sana gelen ilimden sonra eğer gerçekten onların hevalarına uyarsan, senin için Allah’tan bir dost ve bir yardımcı yoktur.
3/ÂLİ İMRÂN-73 Ve lâ tu’minû illâ li men tebia dînekum, kul innel hudâ hudallâhi en yu’tâ ehadun misle mâ ûtîtum ev yuhâccûkum inde rabbikum, kul innel fadla bi yedillâh(yedillâhi), yu’tîhi men yeşâu, vallâhu vâsiun alîm(alîmun).
Ve (Ehli Kitap): “Sizin dîninize tâbî olandan başkasına inanmayın.” (dediler). (Habibim onlara) De ki: “Muhakkak ki hidayet Allah'a ulaşmaktır. (İnsanın ruhunun ölmeden önce Allah’a ulaşmasıdır.) Size verilenin bir benzerinin, bir başkasına verilmesidir.” Yoksa onlar, Rabbiniz'in huzurunda, sizinle çekişiyorlar mı? (Onlara) De ki: “Muhakkak ki fazl Allah’ın elindedir. Onu dilediğine verir.” Ve Allah, Vâsi’dir (ilmi geniştir, herşeyi kapsar), Alîm'dir (en iyi bilendir).
Bakara 120’de: "Yahudiler ve nasraniler senden razı olmazlar, sen onların dinine tâbî olmadıkça." De ki: "Allah’a ulaşmak var, işte o hidayettir." Sen onların hevasına tâbî olursan —heva tekil, ehva çoğuldur— yani sen onların hevalarına tâbî olursan, senin için Allah’tan bir velî ve nasîr yoktur. Allahû Teâlâ: Hevanıza tâbî olmayın, Allah’ın sizin için tayin ettiği mürşide tâbî olun. Âli İmrân 73’te de aynı şekilde: "kul innel hudâ hudallâhi" Hidayet Allah’a ulaşmaktır.
Allahû Tealâ’nın dizaynı, bütün insanların şu dünya hayatını yaşarken ruhlarını Allah’a ulaştırmayı dilemeleridir. Kim Allah’a mülâki olmayı, ruhunu hayattayken Allah’a ulaştırmayı dilerse, Allah mutlaka o insanların ruhlarını Kendisine ulaştıracağına dair kesin söz vermiştir. Bu bütün insanlara verilen bir haktır. Herkes bu garantiye sahiptir. Hidayete davet mutluluğa davettir.
İnsanların en büyük hatası Kur’ân-ı Kerim’i bilmemeleridir. Bir sürü insan, ruh vücuttan ayrılırsa insan ölür safsatasına. kapılmıştır. Halbuki bu mümkün değil hem Hicr 23’te:
15/HİCR-23 Ve innâ le nahnu nuhyî ve numîtu ve nahnul vârisûn(vârisûne).
Ve muhakkak ki; Biz, sadece Biz hayat veririz. Ve Biz öldürürüz. Ve varis olanlar da Biziz.
Yaratan da biziz, öldüren de biziz." diyor. Hayatı veren de biziz; hayatı ruh vermiyor. İkinci olarak Secde 11’de:
32/SECDE-11 Kul yeteveffâkum melekul mevtillezî vukkile bikum summe ilâ rabbikum turceûn(turceûne).
De ki: “Size vekil kılınan ölüm meleği, sizi vefat ettirecek (öldürecek). Sonra Rabbinize döndürüleceksiniz.”
"Üzerinize vekil kılınan ölüm melekleri gelip, sizi müdafaa kılacak, sonra Rabbinize döndürüleceksiniz." Yani ruh vücuttan çıktığı için ölmüyoruz. Aksine Allahû Tealâ mitokondrilere gönderdiği enerjiyi kesiyor. Artık fizik vücut, nefs ve ruh için mekân hüvviyetini kaybettiği için. Sağ tarafta ruh, 4 metre yükseklikte yatay vaziyette vazifeli melekler alıp Allah’a götürüyorlar. Sol tarafta 4 metre yükseklikte yatay bir vaziyette nefs de 3 günlük süre içerisinde baş ile nefs arasında kordon kopuyor. 40 günlük süre içerisinde kabir azabı ve arkasından da berzah hayatının devamı, ne zamana kadar kıyamet gününe kadar. Allah razı olsun.