Bu videoda Dr. Abdulcabbar Boran 'Allah'ın emrettiklerini yaptığımız zaman biz de mutlu oluruz, Cenab-ı Allah da bizi sever. Allah'ın emrettikleri arasında Allah'ın sevgisini kazan

Soru

Bu videoda Dr. Abdulcabbar Boran 'Allah'ın emrettiklerini yaptığımız zaman biz de mutlu oluruz, Cenab-ı Allah da bizi sever. Allah'ın emrettikleri arasında Allah'ın sevgisini kazanmamızı sağlayacak en önemli şey nedir?' sorusunu Kur’ân-ı Kerim âyetleri ile açıklıyor.

Cevap

Mürşide tâbiiye tabi. Allahû Tealâ Âl-i İmrân 31'de: "Eğer siz Allah'ı seviyorsanız, o takdirde bana tâbi olunuz ki, Allah da sizi sevsin."

3/ÂLİ İMRÂN-31 Kul in kuntum tuhibbûnallâhe fettebiûnî yuhbibkumullâhu ve yagfir lekum zunûbekum, vallâhu gafûrun rahîm(rahîmun).

De ki: “Eğer siz Allah'ı seviyorsanız, o taktirde bana tâbi olunuz ki Allah da sizi sevsin ve sizin günahlarınızı mağfiret etsin (sevaba çevirsin). Ve Allah "Gafur"dur, "Rahîm"dir.”

Demek ki öncelikle Allah'a giden yolun birinci adımı Allah'ı sevmekten geçer. "Eğer siz Allah'ı seviyorsanız..." Kimdir Allah'ı seven? O'na ulaşmayı dileyen. Seven sevdiğine koşar, korkan korktuğundan kaçar. "Eğer siz Allah'a ulaşmayı diliyorsanız, Allah'ı seviyorsanız o zaman o takdirde Bana tâbi olun (ikinci safhası) ki; Allah da sizi sevsin."

Gerçekten de Kur’ân-ı Kerim'e baktığımız zaman hedef emirler var, vasıta emirler. Hedef emirler Allah'la aramızdaki ilişkiyi, vasıta emirlerde bu hedeflere ulaşmak için kullandığımız vasıtaları bildiriyor.

7 HEDEF EMİR

VAHDET

1. Allah’a Ulaşmayı Dilemek

RUM-31: O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve O’na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin. Ve (böylece) müşriklerden olmayın.

TEVHİD

2. 12 İhsanla Mürşide Tabi Olmak

MU’MİN-15: …. Allah, kullarından dilediği kişinin üzerine Allah’a ulaşma gününün geldiğini ihtar etmek için, emrinden (Allah’ın emrini tebliğ edecek) bir ruh (devrin imamının ruhunu) ulaştırır.

TESLİM:

3. Ruhun Allah’a Teslimi

RAD-21: Ve onlar Allah’ın (ölmeden evvel), Allah’a ulaştırılmasını emrettiği şeyi (ruhlarını), O’na (Allah’a) ulaştırırlar. Ve Rab’lerine karşı huşû duyarlar ve kötü hesaptan korkarlar.

4. Fizik Vücudun Allah’a Teslimi

YÂSİN-60: Ey Âdemoğulları! Ben, sizlerden şeytana kul olmayacağınıza dair ahd almadım mı? Muhakkak ki; o (şeytan), size apaçık bir düşmandır.

YÂSİN-61:Ve Ben, sizden Bana kul olmanıza (dair ahd almadım mı)? Bu da Sıratı Mustakîm (üzerinde bulunmak)tır.

5. Nefsin Allah’a Teslimi

NİSA-103: Namazı bitirdiğinizde; ayaktayken, otururken ve yan üzeriyken (yan üstü yatarken), Allah’ı hep zikredin! Güvenliğe kavuştuğunuzda namazı namazın erkânıyla kılın…

6. İrşada Ulaşmak

BEYYİNE-5: Onlar emrolunmadılar. Sadece hanifler olarak, Allah için dinde halis (nefslerini halis kılmış) kullar olmakla emrolundular. Ve namaz kılmakla ve zekat vermekle emrolundular. İşte kayyum olan din budur.

7. İradeyi Allah’a Teslim Etmek

EN’ÂM-97: Ve kara ve denizin karanlıklarında (nefsin afetlerinin karanlığında) yolunuzu bulmanız (hidayete ermeniz) için yıldızları (nebîler, resûller, mürşidler) kılan O’dur. Bilen bir kavim için, âyetleri detayları ile açıkladık.

7 VASITA EMİR

1. Allah’a Ulaşmayı Dilemek

ANKEBÛT – 5: Kim Allah’a mülâkî olmayı (hayattayken Allah’a ulaşmayı) dilerse, o taktirde muhakkak ki Allah’ın tayin ettiği zaman mutlaka gelecektir (ruhu mutlaka hayattayken Allah’a ulaşacaktır). Ve O; en iyi İşiten, en iyi Bilendir.

2. Kelimeyi Şahadet – 12 İhsanla Mürşid Önünde Tövbe Etmek

BAKARA - 45, 46: (Allah’tan) sabırla ve namazla istiane (özel yardım) isteyin. Ve muhakkak ki o huşû sahibi olanlardan başkasına elbette ağır gelir. Onlar ki, Rab’lerine (dünya hayatında) muhakkak mülâkî olacaklarına ve (sonunda ölümle) O’na döneceklerine yakın derecesinde inanırlar.

ÂLİ İMRÂN – 18: Allah, şehadet (şahitlik) etti: Muhakkak ki O’ndan başka ilâh yoktur...

3. Oruç

BAKARA – 183: Ey âmenû olanlar! Oruç, sizden öncekilerin üzerine yazıldığı (farz kılındığı) gibi sizin üzerinize de yazıldı (farz kılındı). Umulur ki böylece siz takva sahibi olursunuz.

4. Namaz

NİSÂ – 103: Böylece namazı bitirdiğiniz zaman, artık ayaktayken, otururken ve yan üstü iken Allah’ı zikredin! Daha sonra güvenliğe kavuştuğunuz zaman, namazı erkâniyle kılın. Muhakkak ki namaz, mü’minlerin üzerine, “vakitleri belirlenmiş bir farz” olmuştur.

5. Hac

BAKARA – 197: Hac, bilinen aylardır. İşte kim onlarda (o aylarda), (ihrama girerek) haccı (kendine) farz edindirirse, artık hacta kadına yaklaşmak (ve benzeri davranışlar), fâsıklık (günaha sapmak), cedelleşmek (sürtüşmek, kavga etmek) yoktur...

6. Zekât

BEYYİNE – 5: Ve onlar, Allah için hanifler olarak dinde halis kullar olmaktan (nefslerini halis kılmaktan) ve namazı ikame etmekten ve zekâtı vermekten başka bir şeyle emrolunmadılar.

İşte kayyûm din (kıyamete kadar devam edecek din) budur.

7. Zikir

MUZZEMMİL – 8: Ve Rabbinin İsmini zikret ve herşeyden kesilerek O’na ulaş.

ANKEBÛT – 45: Kitaptan sana vahyedilen şeyi oku ve salâtı ikâme et. Muhakkak ki salât, fuhuştan ve münkerden nehyeder. Ve Allah’ı zikretmek mutlaka en büyüktür.

Bakara 186'da Allahû Tealâ: "Kullarım sana Ben'den sorduğu zaman Ben onlara yakınım. Dua edenin davetine icabet ederim."

2/BAKARA-186 Ve izâ seeleke ıbâdî annî fe innî karîb(karîbun) ucîbu da’veted dâi izâ deâni, felyestecîbû lî velyu’minû bî leallehum yerşudûn(yerşudûne).

Ve kullarım sana, Benden sorduğu zaman, muhakkak ki Ben, (onlara) yakınım. Bana dua edilince, dua edenin duasına (davetine) icabet ederim. O halde onlar da Bana (Benim davetime) icabet etsinler ve Bana âmenû olsunlar (Bana ulaşmayı dilesinler). Umulur ki böylece onlar irşada ulaşırlar (irşad olurlar).

Kişi Allah'tan maddî şeyler de dünyalık da isteyebilir. Kişi manevî taleplerde de bulunabilir. Allahû Tealâ dünyalık talep edenlere 7 âyet-i kerimede: "Kim Bizden dünya isterse veriyoruz, ahirette nasibi yok. Ama kim Bizden ahireti isterse ikisini birden veririz."

ALLAH’A YÖNELMEYEN DÜNYA HAYATINA YÖNELEN “BİZE DÜNYADA VER” DİYENLER

1. BAKARA 200: … artık atalarınızı zikrettiğiniz gibi, hatta daha kuvvetli bir zikirle Allah’ı zikredin. Fakat insanlardan kim: ‘Rabbimiz bize dünyada ver.’ derse, ahirette onun bir nasibi yoktur.

2. YUNUS 7: … Dünya hayatından razı olmuşlardır ve onunla doyuma ulaşmışlardır ve onlar âyetlerimizden gâfil olanlardır.

YUNUS 8: İşte onların kazandıkları gereğince varacakları yer ateştir.

3. HÛD 15: Kim dünya hayatını ve onun ziynetini isterse onların amellerinin karşılığını orada, onlara öderiz...

HÛD 16: İşte onlar, onlar için ahirette ateşten başka bir şey yoktur…

4. KASAS 78: … ‘Allah’ın ondan daha kuvvetli (güçlü) olan ve ondan daha çok şey toplayan nesilleri (zenginleri) helâk etmiş olduğunu’ bilmiyor mu?

KASAS 79: Dünya hayatını isteyenler: ‘Keşke Karun’a verilenler kadar bizim de olsaydı.’

KASAS 80: Ve ilim verilenler: ‘Size yazıklar olsun! Âmenû olan ve salih amel yapanlar için Allah’ın sevabı daha hayırlıdır…

5. ŞÛRÂ 20: Kim ahiret hasadını isterse, Biz onun kazancını artırırız. Kim dünya kazancını isterse, ona (da) ondan (dünya kazancından) arttiririz. Ve onun ahirette nasibi yoktur.”

6. NAZİAT 38: Ve dünya hayatını tercih etmiş ise.

NAZİAT 39: O takdirde, muhakkak ki alevli ateş (cehennem), o, barınacak yerdir.

7. FÂTIR 5: Ey insanlar! Muhakkak ki Allah'ın vaadi haktır. Öyleyse dünya hayatı sizi sakın aldatmasın. Aldatıcılar da sizi Allah ile (affına güvendirerek) aldatmasınlar.

Hadîs-i Şerif: “Allah niyeti önce ahiret olana dünyayı da verir. Ama niyeti sadece dünya olana ahireti vermez.”

Kaynak: İbn-i Mübarek, Kütübi Sitte.

O zaman akıl sahibi kişinin tercihinin ahireti istemek olması gerekir. Nitekim Allahû Tealâ da Resûlullah da hadîslerinde: "Allah niyeti önce ahiret olana dünyayı da veriyor ama niyeti sadece dünya olan ahireti vermez."

Şimdi bu noktayı nazardan bakacak olursak, Bakara 186'ya dönecek olursak o zaman bu âyet-i kerimede bahsi geçen talebin Allah'a manevî talep olması lâzım. Manevî talepte bulunduğumuz zaman Allahû Tealâ icabet eder. Manevî talebin de karşılığı Allah'ın davetine icabettir. "Onlar bizim davetimize icabet etsinler." Allah'ın davetine.

Allah'ın daveti; ölmeden evvel ruhumuzu Allah'a ulaştırmak, emaneti sahibine teslim etmek. İşte biz bunu yaptığımız zaman Allah'a ulaşmayı dilediğimiz an, Allahû Tealâ Rahîm esmasıyla tecelli ederek bizi kesinlikle de 12 tane ihsanla mürşidimize ulaştırıyor ve oradan da irşada kadar olan bir seyir içerisinde olmamızı istiyor. Burada kullanmamız gereken elbette ibadetler (vasıta emirler) var.

Allah hepimizi çok sever. Allahû Tealâ'dan Allah yolunda yükselmek için, Allah'a daha çok yakın olmak için, Allah'ın sevgisini kazanmak için taleplerde bulunuyorsak Allah mutlaka bu talepleri pozitif istikamette değerlendirecektir. Ne diyordu Yunus?

"Bana Seni gerek Seni."

Bu 2 ayrı istikametteki teslimi ifade ediyor:

1- Allah'a ulaşmak

2- Allah'ı görmek, sonra da Allah'la bütünleşmek.

Öyleyse varmak istediğimiz yer Allah'tır, gayemiz de Allah'ın rızasını kazanmaktır. Bizim Allah'a ulaşmayı dilemekle Allah'tan razı olduğumuzu ispatımız üzerine Allah da bizden razı olur ve ihsanları vermeye başlar.

Evet, gerçekten 1. adım, Allah'a ulaşmak. Bu bir dilektir. 2. adım, Allahû Tealâ'nın Zat'ını görmek. Bu nefsimizi tasfiye etmektir. Sonra da Allah ile bütünleşmek istediğimiz nokta bu inşaallah. Allah razı olsun.

Baktığımız zaman birinci ruhun Allah'a tesliminde, Bakara 257'de: "Allah âmenû olanların dostudur, onları zulmetten nura çıkartır. Ama kâfirlerin dostu taguttur (insan ve cin şeytanlar, şeytan şeytanlar). Onlar da onları nurdan zulmete götürürler.

2/BAKARA-257 Allâhu velîyyullezîne âmenû, yuhricuhum minez zulumâti ilân nûr(nûri), vellezîne keferû evliyâuhumut tâgûtu yuhricûnehum minen nûri ilâz zulumât(zulumâti), ulâike ashâbun nâr(nâri), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).

Allah, âmenû olanların (Allah’a ulaşmayı dileyenlerin) dostudur, onları (onların nefslerinin kalplerini) zulmetten nura çıkarır. Ve kâfirlerin dostları taguttur (onlar, şeytanı dost edinirler, şeytan kimseye dost olmaz), onları (onların nefslerinin kalplerini) nurdan zulmete çıkarırlar. İşte onlar, ateş ehlidir. Onlar, orada ebedî kalacak olanlardır.

Nisâ 175'e göre: "Allah âmenû olanları (ölmeden önce ruhunu Allah'a ulaştırmayı dileyenleri, O'na sarılanları) Kendinden bir rahmet ve fazlın içine koyacak, onları Kendisine ulaştıran Sıratı Mustakîm'e ulaştıracak."

4/NİSÂ-175 Fe emmâllezîne âmenû billâhi va’tesamû bihî fe se yudhıluhum fî rahmetin minhu ve fadlın ve yehdîhim ileyhi sırâtan mustekîmâ (mustekîmen).

Böylece Allah'a âmenû olanları (ölmeden önce ruhunu Allah'a ulaştırmayı dileyenleri) ve O'na (Allah'a) sarılanları ise, (Allah) Kendinden bir rahmetin ve fazlın içine koyacak ve onları, Kendisine ulaştıran "Sıratı Mustakîm"e hidayet edecektir (ulaştıracaktır).

İşte bu dizayn içerisinde Sıratı Mustakîm üzerinden 7-8 aylık süre içerisinde o kişinin ruhu Allah'a ulaşır.

Yûnus 25'te: "İşte Allahû Tealâ teslim yurdu olan Zat'ına davet eder ve Kendisine ulaştırmayı dilediğini de Sıratı Mustakîm'e ulaştırır."

10/YÛNUS-25 Vallâhu yed'û ilâ dâris selâm(selâmi), ve yehdî men yeşâu ilâ sırâtin mustekîm(mustekîmin).

Ve Allah, teslim (selâm) yurduna davet eder ve (teslim yurduna, Zat'ına ulaştırmayı) dilediği kimseyi, Sıratı Mustakîm'e ulaştırır.

Sıratı Mustakîm üzerinden ruhu Allah'ın Zat'ına ulaşan kişi (onlar) için cennet vardır ve ziyade (Allah'ın Zat'ını görmek) söz konusudur. Allah razı olsun

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 27 Ağustos 20269 dk okuma1