Muhterem Hocam, bir misafirimiz: “Bence dinler insanlara kötü olmayı ceza vermeyi, korkutmayı aşılamamalı. Allah kuluna çok ceza vermez” dedi. “Allah insanları cezalandırmayı ister
Soru
Muhterem Hocam, bir misafirimiz: “Bence dinler insanlara kötü olmayı ceza vermeyi, korkutmayı aşılamamalı. Allah kuluna çok ceza vermez” dedi. “Allah insanları cezalandırmayı ister mi?”
Cevap
Gerçekten de terbiye sisteminde müjdeleyerek, terbiye etmek var; bir de cezalandırarak var. Ama Allahû Tealâ’nın ceza müessesesini kullandığı noktada kulla diğer kullar arasındaki ilişkilerde bu devreye giriyor.
Kardeşimiz diyor ki: “Allah insanları cezalandırmayı ister mi?” Allah herkesin cennetine girmesini ister. İnsanları çok seviyor. O kadar seviyor ki hiçbirisinin cehenneme gitmesini istemiyor. Ama istememesine rağmen kula bir serbest irade vermiş ve serbest irade tahtında kul ya cehennemi seçiyor ya cenneti seçiyor.
Cehennemi seçen de var mı? Var tabii. Allahû Tealâ Bakara 256’da diyor ki:
2/BAKARA-256 Lâ ikrâhe fîd din kad tebeyyener ruşdu minel gayy(gayyi), fe men yekfur bit tâgûti ve yu’min billâhi fe kadistemseke bil urvetil vuskâ, lânfisâme lehâ, vallâhu semîun alîm(alîmun).
dinde zorlama yoktur. irşad yolu (hidayet yolu, Allah’a ulaştıran yol), gayy yolundan (dalâlet yolundan, şeytana, cehenneme ulaştıran yoldan) açıkça (ayrılıp) ortaya çıkmıştır. Artık kim tagutu (şeytanı ve şeytana ulaştıran yolu) inkâr edip de Allah’a îmân ederse (mü’min olur, Allah’a ulaştıran yolu tercih ederse), böylece o, (Allah’tan) kopması mümkün olmayan urvetul vuskaya (sağlam bir kulba, mürşidin eline) tutunmuştur. Allah Sem’î’dir, Alîm’dir.
“Dinde zorlama yok.” İrşad yolu ve gayy yolu, yani cennetin yoluyla cehennemin yolu birbirinden kesin biçimde ayrılmıştır. Öyleyse Allahû Tealâ cehennemin yolunu da açıklıyor, cennetin yolunu da açıklıyor. Ve Allahû Tealâ buyuruyor ki: “Kim tagutu inkâr eder…”
Tagut kim? İnsan ve cin şeytanlar. “Kim tagutu inkâr eder ve Allah’a ulaşmayı dilerse, o zaman o Allah’tan kopması mümkün olmayan Allah’ın kendisi için tayin ettiği mürşidin eline sarılır.”
Birinci safha tagutu inkâr etmek yani Allah’a ulaşmayı dilemek.
İkinci safha Allah’ın tayin ettiği mürşide tâbî olmak. Ve Allahû Tealâ açıkça bunu kesinleştiriyor.
Serbest iradenin önemi: “Kendi elleriyle yaptıkları sebebiyle bir musibet isabet ettiği zaman derler ki: ‘Bizi bir noktaya kadar tehir et. Emanetini alma, davetine icabet edelim ve âyetlerini bilelim, mü’minlerden olalım.’"
Öyleyse görüyoruz ki ikisi birbirinden farklı. Hâlâ birçok insan Allah’ı cehenneme atan, cezalandıran bir Allah olarak düşünüyor. Oysa ki Allah hiç kimseyi cezalandırmak istemez.
Cehennem, Allah insanları cezalandırmak istiyor diye konulmamıştır. Bu, kendilerini cezalandırmak isteyen insanların hakkaniyet ölçüsünün bir gereğidir. Yani boşlukta duran bir kılıç düşünün. Kılıç hiç yerinden kımıldamıyor. Biz kılıca gidip kafamızı vurmazsak kılıç bizi asla kesmeyecek. Tabiî aslında böyle bir kılıç yok. Kılıcı cehennem olarak düşünün. İnsanlar yanlış yaptıkları davranışlarıyla, kazandıkları günahlarla her gün biraz daha ona yaklaşıyorlar. Kafalarını kendileri kılıca vuruyorlar ve kendilerini o cehenneme mahkûm ediyorlar. Allah razı olsun.