Muhterem Hocam, bizler Allah için infak ettikçe Allah'ın bize verecekleri de çoğalır mı?
Soru
Muhterem Hocam, bizler Allah için infak ettikçe Allah'ın bize verecekleri de çoğalır mı?
Cevap
Elbette Allahû Tealâ Bakara Suresi'nin 261. âyet-i kerimesinde;
2/BAKARA-261 Meselullezîne yunfikûne emvâlehum fî sebîlillâhi ke meseli habbetin enbetet seb’a senâbile fî kulli sunbuletin mietu habbetin, vallâhu yudâifu li men yeşâu, vallâhu vâsiun alîm(alîmun).
Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, her sünbülünde (başağında) yüz adet tane (tohum) olmak üzere, yedi sünbül (başak) veren bir tek tohumun durumu gibidir. Allah, dilediği kimse için (onun rızkını) kat kat artırıp verir. Ve Allah Vâsi’dir, Alîm’dir.
Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, her başağında 100 adet bulunan 7 başaklı bir buğday grubu kadar Allahû Tealâ onlara derecât artırımında bulunuyor.
3/ÂLİ İMRÂN-134 Ellezîne yunfikûne fîs serrâi ved darrâi vel kâzımînel gayza vel âfîne anin nâs(nâsi), vallâhu yuhibbul muhsinîn(muhsinîne).
Onlar (muttekîler), bollukta ve darlıkta (Allah için) infâk ederler (verirler) ve onlar öfkelerini yutanlardır (tutanlardır) ve insanları affedenlerdir. Ve Allah, muhsinleri sever.
Âli İmrân 134’te ise: “Onlar o muttakîlerdir ki bollukta ve darlıkta Allah için infak ederler, öfkelerini yutarlar, insanları affederler.”
Allahû Tealâ bizi daha fazla mükâfatlandırmak için infak etmeye davet ediyor. Allahû Tealâ’nın ihsanda bulunmasının arkasında bizim kazandıklarımızdan infak etmemiz var.
İnsanların görevi, Allah’tan aldıkları rızık adı verilen sistemi başka insanlara infak etmektir. Nasıl kazandığınız fizik nimetlerin karşılığında şükrünü eda etmek için zekâtınızı ve birrinizi vermek mecburiyetindeyseniz, bu takdirde Allah size 700 katını verecekse; Allahû Tealâ’nın verdiği manevî nimetleri de başkalarına aktarmakla, onları manevî açıdan infak etmekle vazifeliyiz.
Resûlullah (S.A.V) Efendimiz: “Veren el alan elden daima üstündür.” Öyleyse biz vermekle mükellefiz.
30/RÛM-39 Ve mâ âteytum min riben li yerbuve fî emvâlin nâsi fe lâ yerbû indallâh(indallâhi), ve mâ âteytum min zekâtin turîdûne vechallâhi fe ulâike humul mud’ıfûn(mud’ıfûne).
Ve insanların mallarında artış olsun diye faizden (faiz olarak) verdiğiniz şey (Allah’a ulaşmayı dilemeden yaptığınız zikir), o taktirde Allah’ın katında artmaz (nefsinizin kalbindeki nurları oluşturmaz ve arttırmaz). Allah’ın vechini (Allah’a ulaşmayı) dileyerek verdiğiniz zekât (yaptığınız (zikir)ler); işte böylece kat kat (nefsinizin kalbindeki nurları) artıranlar onlardır.
Rûm 39’da Allahû Tealâ şöyle buyuruyor: İnsanların mallarında artış olsun diye faizden faiz olarak verdiğiniz şey, Allah’a ulaşmayı dilemeden yaptığınız zikir, o takdirde Allah katında artmaz, nefsinizin kalbindeki nurları oluşturmaz, artırmaz.
Ama Allah’ın Vechini, Allah’a ulaşmayı dileyerek Allah'ın Zat'ını dileyerek verdiğiniz zekât, yaptığınız zikirler işte böylece onları Allahû Tealâ kat kat artırır ve nefsinizin kalbinde nurları oluşturur. Allah razı olsun.