Muhterem Hocam, deprem, trafik kazası gibi sebeplerle birçok suçsuz insan ya ölüyor ya da sakat kalıyor. Bazılarının da hiç suçları olmadığı halde başlarına çeşitli belâlar geliyor

Soru

Muhterem Hocam, deprem, trafik kazası gibi sebeplerle birçok suçsuz insan ya ölüyor ya da sakat kalıyor. Bazılarının da hiç suçları olmadığı halde başlarına çeşitli belâlar geliyor. Suçsuz insanlara böyle belâ niçin gelir, açıklar mısınız?

Cevap

Sevgili kardeşlerim, hepimizi yaratan, hepimizin sahibi Allah. Ve hepimiz Allah'ın üniversitesinde bu dünya medresesinde yaşıyoruz. Allah'ın üniversitesi bütün kâinatı ihtiva ediyor ama dünya gezegeni, dünyanın medresesindeki bir durumu ifade ediyoruz. Hepimiz Allah'ın fakültesinde, Allahû Tealâ'nın bütün insanları yarattığı bütün insanlar için vaaz ettiği hedef, iradenin teslimine kadar ki eğitim ve öğretim. Şimdi kişi suçsuz olabilir ama Allahû Tealâ o imtihanla o kişiye ders verip Allah Kendisine yaklaşmak istiyor.

Nitekim Hazreti Ali'nin: “Musîbetler kimler için imtihandır, kimler için cezadır?” dediğinde: “Allah'tan uzaklaşanlar için musîbet cezadır. Allah'a yaklaşanlar için musîbet imtihandır.”

Şimdi hemen bakalım beraberce:

ORTAK AKIL

NEFS 19 AFETİ ile AKLA Ulaşır

1. Kin ve Nefret

2. Küfür

3. Yalan

4. Zulüm

5. Haset

6. Cehalet

7. Cimrilik

8. Öfke ve Gayz

9. İsyan

10. Sabırsızlık

11. Kibir ve Gurur

12. Hırs ve Şehvet

13. Nankörlük

14. Dedikodu

15. Zan

16. İptilalar (Kötü Alışkanlıklar)

17. Vefasızlık

18. Mürailik

19. Fitne Fesat

RUH 19 HASLETİ ile AKLA Ulaşır

1. Sevgi

2. Îmân

3. Doğruluk

4. Adalet

5. Edep

6. İlim

7. Cömertlik

8. Sekinnet

9. İtaat

10. Sabır

11. Tevazu

12. Kanaat

13. Şükür

14. Ketumiyet

15. Hakikat

16. Faziletler

17. Vefa

18. İhlâs

19. Tevhit

Allahû Tealâ iki yoldan bahsediyor: İrşad yolu, gayy yolu.

kad tebeyyener ruşdu minel gayy: İrşad yolu, gayy yolu.

fe men yekfur bit tâgûti ve yu’min billâhi: Kim tagutu inkâr eder ve Allah'a îmân ederse (Allah'a ulaşmayı dilerse).

O zaman Allah'a ulaşmayı dileyenler için musîbetler bir imtihandır. Evet, musîbetler birer imtihan. Bu âyetlerin hepsinde.

MUSİBETLER KENDİ YAPTIKLARIMIZDAN KAYNAKLANIYOR

1. ÂL-İ İMRAN – 182: İşte bu (azap), Allah kullara zulmedici olduğundan değil, ellerinizle takdim ettiğiniz (yaptığınız) şeyler sebebiyledir.

2. NİSÂ – 62: Bundan sonra onlara, elleriyle işlediklerinden dolayı bir musîbet geldiği zaman halleri nasıl olur...

3. ENFÂL – 51: İşte bu, ellerinizle takdim ettikleriniz (kendi yaptıklarınız) sebebiyledir...

YÛNUS – 44: Muhakkak ki Allah, insanlara (hiç)bir şeyle (asla) zulmetmez. Lâkin insanlar, kendi nefslerine zulmederler.

4. HAC – 10: İşte bu, senin ellerinle takdim edilen şeyler sebebiyledir. Ve muhakkak ki Allah, âbidler (Allah’a kul olanlar) için zulmedici değildir.

HAC – 35:... Onlara isabet edenlere (musîbetlere) sabredenlerdir ve salâtı (namazı) ikame edenlerdir. Ve onlar, onları rızıklandırdığımız şeylerden infak ederler.

5. KASAS – 47: Ve eğer elleriyle takdim ettikleri (yaptıkları) sebebiyle onlara bir musîbet isabet ederse:

“Rabbimiz keşke bize bir resûl gönderseydin, böylece biz, Senin âyetlerine tâbî olurduk ve mü’minlerden olurduk.” diyecek olmasalardı (seni Nebî-Resûl olarak göndermezdik).

6. RÛM – 36: Ve insanlara rahmet tattırdığımız zaman onunla ferahlarlar (şımarırlar). Ve eğer, elleri ile takdim ettiklerinden dolayı onlara bir kötülük isabet ederse o zaman onlar, ümitsizliğe düşerler.

7. ŞÛRÂ – 30: Size bir musibet isabet ettiği zaman işte o, ellerinizin kazandığı (yaptıklarınız) sebebiyledir. (Musibetlerin) çoğunu affeder.

ŞÛRÂ – 48: ... Ve muhakkak ki Biz, insana tarafımızdan bir rahmet tattırdığımız zaman onunla ferahlar.

Ve eğer elleriyle takdim ettikleri sebebiyle bir kötülük isabet ederse, işte o zaman insan mutlaka kefûr olur (inkâr eden nankör olur).

7/ARÂF-146 Se asrifu an âyâtiyellezîne yetekebberûne fîl ardı bi gayril hakkı ve in yerev kulle âyetin lâ yu’minu bihâ ve in yerev sebîler ruşdi lâ yettehızûhu sebîlen ve in yerev sebilel gayyi yettehızûhu sebîlâ(sebîlen), zâlike bi ennehum kezzebû bi âyâtinâ ve kânû anhâ gâfilîn(gâfilîne).

Yeryüzünde haksız yere kibirlenen kimseleri, âyetlerimizden çevireceğim. Bütün âyetleri görseler, ona inanmazlar. Eğer rüşd yolunu görseler, onu yol edinmezler. Ve gayy yolunu görseler, onu yol edinirler. Bu; onların, âyetlerimizi yalanlamaları ve ondan gâfil olmaları sebebiyledir.

2/BAKARA-155 Ve le nebluvennekum bi şey’in minel havfi vel cûi ve naksın minel emvâli vel enfusi ves semerât(semerâti), ve beşşiris sâbirîn(sâbirîne).

Ve sizi mutlaka korku ve açlıktan ve mal, can ve ürün eksikliğinden imtihan ederiz. Ve sabredenleri müjdele.

2/BAKARA-156 Ellezîne izâ esâbethum musîbetun, kâlû innâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn(râciûne).

Onlar ki, kendilerine bir musîbet isabet ettiği zaman: “Biz muhakkak ki Allah içiniz (O’na ulaşmak ve teslim olmak için yaratıldık) ve muhakkak O’na döneceğiz (ulaşacağız).” derler.

2/BAKARA-157 Ulâike aleyhim salâvâtun min rabbihim ve rahmetun ve ulâike humul muhtedûn(muhtedûne).

İşte onlar (dünya hayatında Allah’a mutlaka döneceklerinden emin olanlar) ki Rab’lerinden salâvât ve rahmet onların üzerinedir. İşte onlar, onlar hidayete ermiş olanlardır.

24/NÛR-21 Yâ eyyuhâllezîne âmenû lâ tettebiû hutuvâtiş şeytân(şeytâni), ve men yettebi’ hutuvâtiş şeytâni fe innehu ye’muru bil fahşâi vel munker(munkeri) ve lev lâ fadlullâhi aleykum ve rahmetuhu mâ zekâ minkum min ehadin ebeden ve lâkinnallâhe yuzekkî men yeşâu, vallâhu semî’un alîm(alîmun).

Ey âmenû olanlar, şeytanın adımlarına tâbî olmayın! Ve kim şeytanın adımlarına tâbî olursa o taktirde (şeytanın adımlarına uyduğu taktirde) muhakkak ki o (şeytan), fuhşu (her çeşit kötülüğü) ve münkeri (inkârı ve Allah’ın yasak ettiklerini) emreder. Ve eğer Allah’ın rahmeti ve fazlı sizin üzerinize olmasaydı (nefsinizin kalbine yerleşmeseydi), içinizden hiçbiri ebediyyen nefsini tezkiye edemezdi. Lâkin Allah, dilediğinin nefsini tezkiye eder. Ve Allah, Sem’î’dir (en iyi işitendir) Alîm’dir (en iyi bilendir).

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: el Câmiussağîr, No: 6182; Teberânî.

“Kur’ân’ı önüne alanlar, onun rehberliğinde cennete yolcu olurlar. Kur’ân’ı arkasına alanlar ise onun aracılığıyla cehenneme sürüklenirler. Kıyâmet gününde, Kur’ân kendisiyle amel edip onu yaşatan kulun kurtuluşu için müdahil ve mücâdeleci olacaktır. Kendisiyle amel etmeyen ve onu koruma yolunda gayreti olmayanın da cezalandırılması için müdahale ve mücâdele edecektir.”

Ama A'râf 146'da zikredilen şekliyle sebîl ve gayyda olanlar için âyetleri görseler îmân etmeyecekler. Allah'a ulaşmayı dilemiyorlar. İrşad yolunu görseler yol edinmeyecekler. Mürşide tâbî olmuyorlar. Allah'a ulaşmayı dilemeyen, mürşidine tâbî olmayanlar için musîbetler birer cezadır. Yani Allahû Tealâ hiç kimseyi başıboş bırakmıyor.

Şimdi deprem, trafik kazası gibi sebeplerle birçok suçsuz insan ya ölüyor ya da sakat kalıyor. Ölüyorsa o deprem ve trafik kazası bir sebeptir. Ama ölümü vücuda getiren ölüm kaderdir. Allah gerçekleştiriyor. Sakat kalıyor. Aynı şekilde orada da Allahû Tealâ'nın bir dersi var. Sabretmesi. Sabretmesi halinde ondan çok daha büyük mükâfatı alıyor. Misal verelim. Diyelim ki yangın çıktı, bir kişinin evi yandı. Ama Allah yolunda bu kişi evi yanan kişi sabrı gösterdi: “Rabbim, muhakkak ki senin bunda çok güzel bir muradın var.” İşte ahiret hayatında belki Allahû Tealâ ona bir ev verecektir. Şimdi bu dünyadaki eve sahip olmak üç günlük dünya hayatı için. Ama ahirette sonsuz bir hayat içinde o evde olmak var söz konusu. Yani Allahû Tealâ'nın vücuda getirdiği ya Allah'ın takdiri ya Allah'ın müsaadesi tahtında başımıza gelen herşey Allahû Tealâ'nın bize olan çok sevgisinin bir sonucudur. Allahû Tealâ hiç kimsenin üzülmesini istemez. Herkesin mutlu olmasını ister.

Yine diyor, "Bazılarına hiç suçları olmadığı halde çeşitli belâlar geliyor." Evet. Örneğin Allah'a ulaşmayı dilemeyenler devamlı musîbetlerle Allah onları imtihan ediyor. Muradı ne? Allahû Tealâ'nın muradı, o musîbetlerden kişi ders alsın, Allah'a ulaşmayı dilesin.

Hangi âyet? Bakara-155, 156:

"Ve le nebluvennekum bi şey’in minel havfi vel cûi ve naksın minel emvâli vel enfusi ves semerât(semerâti), ve beşşiris sâbirîn: Sizi korkuyla, açlıkla, mal, candan eksiltme ile imtihan ederiz. Ama sabredenleri müjdele.”

Kimdir o sabredenler? Allah'a ulaşmayı dileyenler.

Ellezîne izâ esâbethum musîbetun: Onlara musîbet, bu nevi musîbetler olduğunda.

kâlû innâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn: Onlar: “Biz Allah'a ulaşmayı diliyoruz ve mutlaka ruhumuz tekrar ölümle Allah'a dönecek.”

Neyse, bu imtihanlardan ders alan bu kişi Allah'a ulaşmayı dilemiş. Allah'a ulaşmayı dilediği için ne yapıyor Allahû Tealâ? Allah'a ulaşmayı diliyor. Yani ruhun iki şekilde Allah'a ulaşacağından emin.

1- Dünya hayatını yaşarken.

2- Ölümle.

İşte dünya hayatını yaşarken inanan bu kişi Allah'a ulaşmayı diliyor.

157: "Ulâike aleyhim salâvâtun min rabbihim ve rahmetun: Onların üzerinde salâvât ve rahmet var."

Salâvât burada taşıyıcı. Neyi getiriyor? Kalbe rahmeti getiriyor. Rahmet neyi vücuda getiriyor? Rahmet kişinin kalbine girdiği zaman huşû sahibi kılıyor. Onun kurtuluşuna sebep oluyor.

Ama aynı Nûr-21'de de Allahû Tealâ:

Yâ eyyuhâllezîne âmenû lâ tettebiû hutuvâtiş şeytân: Şeytanın adımlarına tâbî olmayın.

ve men yettebi’ hutuvâtiş şeytân: Kim şeytanın adımlarına tâbî olursa.

fe innehu ye’muru bil fahşâi vel munker: Şeytan ona fuhşiyatı, münkeri emreder.

Ama Allah'ın fazlı ve rahmeti, bu sefer fazıllar da devreye giriyor. Ve rahmeti kalbinize girmezse hiçbiriniz nefs tezkiyesine ulaşamazsınız. Öyleyse %2'lik rahmet, %98 fazıl, toplam %100'e ulaştığı zaman kişinin nefsi tezkiye oluyor ve tasfiye oluyor.

"Suçsuz insanlara böyle belâ niçin gelir?"

Gelmesinin arkasında o kişi Allah'a ulaşmayı dilesin, mürşidine tâbî olsun ve en üst seviyedeki mutlulukları yaşasın.

Kişi diyelim ki yaşamak istemiyor. O zaman azabı yaşıyor. Kur'ân'ı önüne alanlar için Kur'ân onları cennete götürüyor. Kur'ân'ı arkasına alanlar için Kur'ân onları cehenneme gitmesine sebep oluyor. Yani Allahû Tealâ, hepimiz Allah'ın sınıfındayız ve Allahû Tealâ bizleri eğitiyor. Allah'ın fakültesinde olup ders çalışanlar, sınıf geçenler için müjdeler ama Allah'ın fakültesinde olup ders çalışmayan, sınıfta kalanlar için de azap söz konusu, cezalandırma söz konusu.

İşte Kur'ân'ı önüne alan, Kur'ân rehberliğinde cennete yolcu olur. Kur'ân'ı öğreten kim? Kur'ân'ı Allahû Tealâ öğretiyor. Kur'ân'ı her arkasına alanlar ise onun aracılığıyla cehenneme sürüklenirler. Kıyâmet günü Kur'ân, kendisiyle amel edip onu yaşatan kulun kurtuluşu için müdahil ve mücâdeleci olacaktır. Kendisiyle amel etmeyen, onu koruma yolunda gayreti olmayanın da cezalandırılması için müdahale ve mücâdele edecektir.

Hepimiz Allah'ın okulundayız ve Allahû Tealâ kesinlikle peygamberleri herkese gönderiyor. Peygamberler herkese tebliğ yapıyorlar. Ve Allah ne istiyor? Herkesin mutluluğunu istiyor inşaallah. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20269 dk okuma3