Muhterem Hocam, geçen gün bir ünlü hoca efendi komşularımıza geldi. Apartmanımızdaki birkaç aileye sohbet verdi. Orada mürşidin elinin öpülmesinin şirk olduğunu söyledi. Bir de mür

Soru

Muhterem Hocam, geçen gün bir ünlü hoca efendi komşularımıza geldi. Apartmanımızdaki birkaç aileye sohbet verdi. Orada mürşidin elinin öpülmesinin şirk olduğunu söyledi. Bir de mürşidin resmiyle rabıta yapılmayacağını söyledi. Bu konuyu açıklar mısınız?

Cevap

Sevgili kardeşlerim Tabiî bunlar, tasavvufu bilmedikleri (tasavvufu yaşamadıkları) için, geleneksel din tatbikatı içerisinde insanların yazdığı el yazması kitaplardan beslenmişlerdir. Öyle olunca, kendisindeki o zanları; Kur’ân-ı Kerîm’e ters düşen hurafeleri söyleyecektir.

Mürşide tâbî olmak Allah’ın bir farz emridir, Kur’ân-ı Kerîm’in bir hakikatidir ve mürşidin elinin öpülmesi de bir Kur’ân gerçeğidir.

Şimdi tabiî, mesela dikkat ettiyseniz, hep bizim dışımızdaki insanlar din konusunda bir şey söyleyince bir âyet, bir hadîs söylemek gereğini duymuyorlar; sadece kendi zanlarıyla konuşuyorlar. “Zanna tâbî olma. Zan, hakikatin yerini tutamaz.”

Şimdi herşeyden evvel Allahû Tealâ, Allah’a ulaşmayı kalben dileyen herkesi mürşidine ulaştırıyor ve mürşide tâbiiyet 7 âyet-i kerimede farz.

ALLAH’A ULAŞMAYI (HİDAYETİ) DİLEYEN – ALLAH’I SEVENLER – SEBÎLİ REŞAD ÜZERİNDE

1. BAKARA-46 …Rab’lerine muhakkak mülâki olacaklarına....yakîn derecesinde inanırlar.

BAKARA-156 …"Biz muhakkak ki Allah içiniz (O’na ulaşmak ve teslim olmak için yaratıldık) ve muhakkak O’na döneceğiz (ulaşacağız)” derler.

2. BAKARA-249 …O kendilerinin muhakkak Allah’a mülâki olacaklarını kesin olarak bilenler…

3. EN’ÂM-154 …onlar, Rab’lerine mülâki olacaklarına inanırlar…

4. RA’D-2 …Âyetleri ayrı ayrı açıklar ki; böylece Rabbinize mülâki olmaya yakîn hasıl edersiniz.

5. KEHF-110 …Kim Rabbine mülâki olmayı dilerse, o zaman salih amel (nefs tezkiyesi) yapsın…

6. ANKEBÛT-5 Kim Allah’a mülâki olmayı dilerse, o taktirde muhakkak ki Allah’ın tayin ettiği zaman mutlaka gelecektir…

7. İNŞİKAK-6 Ey İnsan! Muhakkak ki sen, Rabbine doğru cehd ile (nefsinle) cihad edersin.

Sonunda O’na mülâki olursun.

ALLAH’A ULAŞMAYI (HİDAYETİ) DİLEYEN – MÜRŞİDE TÂBÎ – TARÎKİ VE SIRATI MUSTAKÎM ÜZERİNDE

1. ÂLİ İMRÂN-31 …Allah’ı seviyorsanız, o taktirde bana tâbî olunuz ki Allah da sizi sevsin…

2. ÂLİ İMRÂN-164 Andolsun ki Allah, mü’minlerin üzerine bir nî'met olmak üzere kendilerinden bir resûl beas eder...

3. MERYEM-43 …bana tâbî ol. Seni, Sıratı Seviye’ye hidayet edeyim.

RA’D-7 …Sen, sadece bir uyarıcısın ve bütün kavimler için hidayetçi vardır.

4. YÂSÎN-21 (Tebliğlerine karşılık) sizden ücret istemeyen (bu) kişilere tâbî olun. Ve onlar, mehdilerdir.

5. MU’MİN-38 Ve âmenu olan adam şöyle dedi: “Ey kavmim! Bana tâbî olun ki sizi irşad yoluna ulaştırayım.”

6. ZUHRÛF-61 …Sakın şüphe etmeyiniz! Ve bana tâbî olun, işte bu Sıratı Müstakîm’dir.

7. CUMA-2 Ümmîler arasında kendilerinden bir resûl beas eden O’dur. Onlara, O’nun (Allah’ın) âyetlerini okur, onları tezkiye eder....

İşte Âli İmrân 31: “Bana tâbî olunuz ki Allah da sizi sevsin.”

Âli İmrân 164: “Tâbî olun.”

Meryem 43: “Tâbî ol.”

Yâsîn 21: “Tâbî olun.”

Mu’min 38: “Tâbî olun.”

Cuma 2: “Tâbî ol.”

Yani mürşide tâbiiyet farz.

Şimdi belki bu zat-ı muhterem diyecek ki: “Bu âyetlerin dışında hadîs nerede? ”7 tane hadîste de Allah Resûl'ü mürşide tâbiiyeti açıklıyor:

7 GRUP HADÎSTE MÜRŞİDE TÂBİİYET

HADÎS-İ ŞERİF 1: “Benden sonra Nebîler gelmeyecek. Nübüvvet Benimle sona ermiştir ama Benden sonra halifeler, imamlar gelecek. Onlara itaat eden, Bana itaat etmiştir. Onlara asi olan, Bana asi olmuştur.”

Kaynak: Sahih Buhari 11. cilt, sayfa 181

HADÎS-İ ŞERİF 2: “Benden sonra nebî gelmeyecek, âlimler gelecek, halifeler gelecek. Onlara tâbî olan bana tâbî olur, onlara asi olan bana asi olur.”

Kaynak: Sahih Buhari 9. cilt 1409. HADÎS

HADÎS-İ ŞERİF 3: “Size ruh verenler gelecek, onları arayıp bulun. Kim zamanın imamına tâbî olmazsa cahiliyet üzere ölür.”

Kaynak: Sahihi Müslim 58, no 1851

“Sahâbem yıldızlar gibidir. Hangisine tâbî olursanız, doğruya erersiniz.”

Kaynak: Feyzu’l-Kaadir 4, 76

HADÎS-İ ŞERİF 4: “Benim sünnetime ve benden sonra gelen raşid halifelerin yoluna tâbî olun.”

Kaynak: Ebu Davud, Melahim, 1.

“Her asırda ümmetimden Allah’a itaat ve hayırda yarışanlar bulunacaktır.”

Kaynak: Elbani, Nasuruddin, Silsiletu’l-EHADÎS-es-Sahiha, Beyrut, 1991, V.7

HADÎS-İ ŞERİF 5: “Kim Bana itaat ederse muhakkak ki Allah’a itaat etmiş olur. Kim Bana isyan ederse, Allah’a isyan etmiş olur. Her kim İmamı’na (Kâmil Mürşide veya Devrin İmamı’na) itaat ederse, muhakkak ki Bana itaat etmiş olur. Her kim İmam’a isyan ederse, muhakkak ki Bana isyan etmiş olur.”

Kaynak: İbni Mace 8/2589

HADÎS-İ ŞERİF 6: “Hudeybiye’de ağaç altında biat edenlerden hiç kimse ateşe girmeyecektir.”

Kaynak: Müslim

“Ey insanlar! Hepiniz dalâlettesiniz. Hidayete erdirdiklerim müstesna. Dileyin ki sizi hidayete erdireyim.”

Kaynak: Riyazussalihin s.137

HADÎS-İ ŞERİF 7: “Muhakkak Allah her yüzyılda (asırda) bir kimse (in) işlerini yenileyen, tazeleyen, başseder. Sizden bir taife halkı Allah’a davette misal olanlar. Bunlar ehli haktır. Bu kimseler din işlerini yeniler, tazeler. Bu Allah’ın dostları, Allahû Tealâ’nın kullarına sevdirilir.”

Kaynak: Ebu Davud

“Şüphesiz ki, Allah her yüzyılın başında bu ümmete dini işlerini yenileyecek bir müceddid gönderecektir.”

Kaynak: Sahih-i Buhari; Müslim; Sünen-Ebu Davud S/100

“Benden sonra Nebîler gelmeyecek. Nübüvvet benimle sona ermiştir. Benden sonra halifeler, imamlar gelecek. Onlara itaat Bana itaattir. Onlara isyan Bana isyandır.”

“Benden sonra nebî gelmeyecek, âlimler gelecek, halifeler gelecek. Onlara tâbî olan bana tâbî olur, onlara asi olan bana asi olur.”

Şimdi hem âyetler hem hadîs, tâbiiyeti açıklıyor ve bu kişi hem hadîse hem âyete karşı çıkıyor.

Elin öpülmesi var mıdır? Vardır. Fetih Suresinin 10. âyet-i kerimesinde:

48/FETİH-10 İnnellezîne yubâyiûneke innemâ yubâyiûnallâh(yubâyiûnallâhe), yedullâhi fevka eydîhim, fe men nekese fe innemâ yenkusu alâ nefsihî, ve men evfâ bi mâ âhede aleyhullâhe fe se yu’tîhi ecren azîmâ(azîmen).

Muhakkak ki onlar, sana tâbî oldukları zaman Allah’a tâbî olurlar. Onların ellerinin üzerinde (Allah senin bütün vücudunda tecelli ettiği için ellerinde de tecelli etmiş olduğundan) Allah’ın eli vardır. Bundan sonra kim (ahdini) bozarsa, o taktirde sadece kendi nefsi aleyhine bozar (Allah’a verdiği yeminleri, ahdleri yerine getirmediği için derecesini nakısa düşürür). Ve kim de Allah’a olan ahdlerine vefa ederse (yeminini, misakini ve ahdini yerine getirirse), o zaman ona en büyük mükâfat (ecir) verilecektir (cennet saadetine ve dünya saadetine erdirilecektir).

"Muhakkak ki onlar, sana tâbî oldukları zaman Allah’a tâbî olurlar. Onların ellerinin üzerinde (Allah senin bütün vücudunda tecelli ettiği için ellerinde de tecelli etmiş olduğundan) Allah’ın eli vardır. Bundan sonra kim (ahdini) bozarsa..."

Öyleyse biatte el üstünde el; biat eden kişinin eli altta, önünde biat edilen kişinin eli üstte.

Ve Resûlullah (S.A.V) Efendimiz’in döneminde hacc etmek üzere sahâbe kafilesi Resûlullah (S.A.V)’le birlikte gidiyorlar ama oradaki müşrik ve kâfirler bırakmıyorlar. Resûlullah (S.A.V) Efendimiz, onlara Hz. Osman’ı elçi olarak gönderiyor ama Hz. Osman’ı da tutukluyorlar. Bu durum karşısında Allah Resûl'ü, Fetih 18’de bildirildiği gibi ağacın altında onları biate davet ediyor.

48/FETİH-18 Lekad radiyallâhu anil mu’minîne iz yubâyiûneke tahteş şecereti fe alime mâ fî kulûbihim fe enzeles sekînete aleyhim ve esâbehum fethan karîbâ(karîben).

Andolsun ki, o ağacın altında sana tâbî oldukları zaman Allah, mü’minlerden razı oldu. Ve onların kalplerinde olanı biliyordu. Böylece onların üzerine sekînet indirdi. Ve onlara yakın bir fetih nasip etti.

Orada olmayan Hz. Osman’ın yerine de sağ elini sol elinin üzerine koyarak ve ağzına götürerek iki kere üç kere el öpüyor. Yani biatin nasıl olması gerektiğini bize açıkça ifade ediyor (Tâbiiyetin nasıl olması gerektiğini).

Öyleyse yapılabilir. Mürşidin resmiyle de rabıta yapılabilir. Bunlar, tasavvufu bilmedikleri için Kur’ân’daki İslâm’ın tasavvufla yaşanması hiç hayatlarında olmadıkları için bunları söylüyorlar. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20266 dk okuma1