Muhterem Hocam, her zikir yapan kişinin nefsindeki afetler neden azalmıyor?
Soru
Muhterem Hocam, her zikir yapan kişinin nefsindeki afetler neden azalmıyor?
Cevap
Gerçekten de öyle.
Kur’ân-ı Kerim'de 2 tür âmenû olmak var. Biri; Allah'a inanıyor, ruhun dünya hayatında Allah'a ulaşmasına inanıyor, farz olduğuna inanıyor yani Kur’ân-ı Kerim'e îmân ediyor ama kendisi iradesini kullanarak Allah'a ulaşmayı dilemiyor. O zaman dilemediği takdirde bu kişi hangi ibadeti yaparsa yapsın 3 âyet-i kerime gereğince yaptığı ibadetler boşa gidiyor ve kendisinin kalbine Allah'ın katından rahmet, fazl, salâvât girmiyor.
Nefsin yapısının değişebilmesi için insanla Allah arasındaki ilişkide âyetlerin tilâvetine tekabül eden bir hazırlık sınıfı var. Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V)'in 5 görevini Allahû Tealâ Bakara 151'de açıklarken birinci görev; "O, size âyetleri tilâvet ediyor.
NEBÎ RESÛL'LERİN 5 GÖREVİ
BAKARA – 151 Nitekim size, aranızda (görev yapmak üzere), sizden (kendinizden) bir Resûl (Peygamber) gönderdik ki, (1) âyetlerimizi size tilâvet etsin (okuyup açıklasın) ve (2) sizi (nefsinizi) tezkiye (ve tasfiye) etsin, (3) size Kitap’ı (Kur’ânı Kerîm’i) ve (4) hikmeti öğretsin ve (5) (hikmetin de ötesinde) bilmediğiniz şeyleri öğretsin.
Bu âyetlerin tilâveti nefs tezkiyesinin bir hazırlığıdır. 3. basamakta kişi Allah'a ulaşmayı diliyor, Rahîm esmasıyla tecelli (4. basamak), baş gözündeki hicab-ı mestureyi kaldırılıyor (5. basamak), kulaklardaki vakra kaldırılıyor (6. basamak) ve kalpteki ekinneti kaldırılıyor (7. basamak). Sağır, dilsiz ve körken o kişi; gören, işiten, idrak eden birisi oluyor. Allahû Tealâ o halde bırakmıyor.
Zahirde beden üzerinde yaptığı değişikliklerin kalbinde de olmasını sağlıyor. Kalbe hidayetle ulaşıyor, Kaf 33'e göre kalbi Kendisi'ne çeviriyor ve En'am 25'e göre kalbe giden nur yolunu açıyor. Böylece 4 kalp şartının sahibi olan kişi Allah'ı zikretmeye başladığı an Allah'ın katından rahmet o kişinin kalbine sızıyor ve kişiyi huşû sahibi kılıyor. Huşû sahibi olan kişi de Perşembe'yi Cuma'ya bağlayan gece hacet namazı kılarak Allah'ın kendisine gösterdiği mürşide ulaşıp tâbî oluyor. İşte bu noktadan itibaren nefs tezkiyesi başlıyor, nefsin yapısı değişiyor
İKİNCİ 7’Lİ BASAMAK
14. Basamak: MÜRŞİDE BAĞLANMAK (TÂBİ OLMAK) ALİ İMRAN 31, ALİ İMRAN 164, MERYEM 43,
YASİN 21, MU’MİN 38, ZUHRUF 61, CUMA 2
13. Basamak: MÜRŞİDİN ARANMASI BAKARA 45-46, MAİDE 35, FATİHA 5-6, BAKARA 153, CİNN 14,
NAHL 9
12. Basamak: HUŞÛNUN OLUŞMASI HADİD 16, MU’MİNUN 1-2
11. Basamak: KİŞİNİN ZİKİR YAPMAYA BAŞLAMASI ZUMER 22
10. Basamak: KİŞİNİN GÖĞSÜNDEN KALBİNE NUR YOLUNUN AÇILMASI EN’AM 125
9. Basamak: KALBİN ALLAH’A DÖNMESİ KAF 33
8. Basamak: ALLAH’IN KALBE HİDAYETLE ULAŞMASI TEGABUN 11
Nefsimizi iyi tanımak durumundayız. Hayatımızda en büyük düşmanlardan birisiyle karşı karşıyayız. Bunlar nefsimizin afetleridir. Nefsimiz bize verildiği andan itibaren kapkaranlık bir dünyayı temsil eder. Yapmamız lâzım gelen şey nefsimizi geceden gündüze çıkartmaktır. Bunun için tasavvufun dışındaki olan kişileri tasavvufa davet etmek en güzel yoldur. Onlara zikrin, nefsin kalbindeki afetleri devre dışı bıraktığını, azalttığını açık bir şekilde söylemeliyiz. Onları bu konuda ikna etmeliyiz. Allah'ın yoluna girerlerse onlar da nefsinin kalbindeki afetlerin azaldığını, mutluluklarınsa çoğaldığını açık ve kesin bir şekilde görecekler ve yaşayacaklardır. Allahû Tealâ'nın bütün insanlardan istediği budur.