Muhterem Hocam, irşad farz mıdır?
Soru
Muhterem Hocam, irşad farz mıdır?
Cevap
Evet Bakara 186'da irşadın farz olduğunu Allahû Tealâ bize söylüyor:
2/BAKARA-186 Ve izâ seeleke ıbâdî annî fe innî karîb(karîbun) ucîbu da’veted dâi izâ deâni, felyestecîbû lî velyu’minû bî leallehum yerşudûn(yerşudûne).
Ve kullarım sana, Benden sorduğu zaman, muhakkak ki Ben, (onlara) yakınım. Bana dua edilince, dua edenin duasına (davetine) icabet ederim. O halde onlar da Bana (Benim davetime) icabet etsinler ve Bana âmenû olsunlar (Bana ulaşmayı dilesinler). Umulur ki böylece onlar irşada ulaşırlar (irşad olurlar).
Onlar irşada ulaşırlar. İrşat mürşidte yaşanması lâzım. Mâide Suresinin 35. âyet-i kerimesinde:
5/MÂİDE-35 Yâ eyyuhâllezîne âmenûttekûllâhe vebtegû ileyhil vesîlete ve câhidû fî sebîlihi leallekum tuflihûn(tuflihûne).
Ey âmenû olanlar (Allah’a ulaşmayı, teslim olmayı dileyenler); Allah’a karşı takva sahibi olun ve O’na ulaştıracak vesileyi isteyin. Ve O’nun yolunda cihad edin. Umulur ki böylece siz felâha erersiniz.
Hucurât Suresinin 7. âyet-i kerimesinde:
49/HUCURÂT-7 Va’lemû enne fîkum resûlallâh(resûlallâhi), lev yutîukum fî kesîrin minel emri le anittum ve lâkinnallâhe habbebe ileykumul îmâne ve zeyyenehu fî kulûbikum, ve kerrehe ileykumul kufre vel fusûka vel isyân(isyâne), ulâike humur râşidûn(râşidûne).
Ve aranızda Allah’ın Resûl'ü olduğunu biliniz. Eğer işlerin çoğunda size itaat etseydi, mutlaka sıkıntıya düşerdiniz. Fakat Allah, size îmânı sevdirdi ve onu kalplerinizde müzeyyen kıldı. Küfrü, fıskı ve isyanı size kerih gösterdi. İşte onlar, onlar irşad olanlardır.
Sahâbenin hepsinin irşada ulaştığını görüyoruz.
Öyleyse îmânın sevdirilmesi, îmânla kalbimizin müzeyyen kılınması ve küfrün, fıskın, isyanın bizden beri kılınmasını Allahû Tealâ ifade ediyor. Kimdir isyan eden? Nebîler Sultanı yani Peygamber Efendimiz (S.A.V) hadîsinde:
HADÎS-İ şerrİF
Kaynak: (Buhari, Nikâh 71, 74; Müslim, Nikâh 103, (1429); Tirmizi, Nikâh 11, (1098))
"Allah’ın davetine icabet etmeyen, Allah’ın resûlüne âsi olur."
Allah'ın davetine icabet etmeyen Allah'a ve resûlüne isyan etmiştir. Ama aynı zamanda devrin imamı kendisi, belli olduktan sonra kim ondan yüz çevirirse onlar da fâsıklardan olur. Âli İmrân Suresi 82.âyet-i kerimede:
3/ÂLİ İMRÂN-82 Fe men tevellâ ba’de zâlike fe ulâike humul fâsikûn(fâsikûne).
Artık bundan sonra, kim yüz çevirirse (nebilerden sonra gelecek olan bu Resûl'ü inkâr ederse), işte onlar, onlar fâsıklardır.
Allah'ın davetine icabet etmeyen, Allah'ın resûlüne âsî olur. Bu olaydan bakacak olursak Allahû Tealâ bizi küfürden, fısktan ve isyandan beri kılıyor. İşte onlar irşada ulaşanlardır.
14 asır evvel sahâbenin hepsi irşada ulaşmış. Âli İmrân 104'e göre ve Tövbe 100'e göre.
3/ÂLİ İMRÂN-104 Veltekun minkum ummetun yed’ûne ilel hayri ve ye’murûne bil ma’rûfi ve yenhevne anil munker(munkeri), ve ulâike humul muflihûn(muflihûne).
Sizin içinizden hayra davet eden (mürşidlerden) bir cemaat olsun ve mârufla emretsin, ve münkerden nehyetsin (men etsin). İşte onlar, onlar felâha erenlerdir.
9/TEVBE-100 Ves sâbikûnel evvelûne minel muhâcirîne vel ensâri vellezînettebeûhum bi ihsânin radıyallâhu anhum ve radû anhu ve eadde lehum cennâtin tecrî tahtehâl enhâru hâlidine fîhâ ebedâ(ebeden), zâlikel fevzul azîm(azîmu).
O sabikûn-el evvelîn (evvelki hayırlarda yarışanlardan salâh makamında iradesini Allah'a teslim ederek irşada memur ve mezun kılınanlar): Onların bir kısmı muhacirînden (Mekke'den Medine'ye göç edenlerden) bir kısmı ensardan (Medine'deki yardımcılardan) ve bir kısmı da onlara (ensar ve muhacirîne) ihsanla tâbî olanlardandı. (Sahâbe irşad makamına sahip oldukları için onlara tâbî olundu). Allah, onlardan razı ve onlar da O'ndan (Allah'tan) razıdır. Onlara Allah, altlarından ırmaklar akan cennetler hazırladı ve orada ebediyyen kalacaklardır. İşte bu, en büyük (azîm) mükâfattır.
Bütün insanların irşada ulaşması açık şekilde Kur’ân-ı Kerîm'de emrolunmuştur. İrşad da farzdır, mürşid de farzdır.
İnsanlar irşad yolunun sahiplerinin ışığı altında Allah'a ulaşmayı diledikten sonra ruhlarını Allah'a ulaştırırlar ve diğer teslimlerin bir bir gerçekleştirirler. Bütün sahâbe irşad makamının sahibi olmuş ve başkalarının da irşadına vazifeli kılınmışlardır.
İşte Tövbe 100 bunu açıklıyor. Bu irşat makamının sahibi olan mürşidi veya kendisine cereyan olan bir vekil mürşidi herkes bulunduğu çevrede mutlaka bulabilir, aramalıdır.