Muhterem Hocam, irşad ne demektir? Mürşid kavramıyla ilişkisi var mıdır?
Soru
Muhterem Hocam, irşad ne demektir? Mürşid kavramıyla ilişkisi var mıdır?
Cevap
İrşad kişinin nefs tezkiyesi ve tasfiyesi yapabilmesini temin etmek; böylece ruhunu ve vechini, nefsini ve iradesini Allah'a teslim etmesini sağlamak demektir. İrşad kişinin bağlandığı mürşidin ona dinini öğretmesi ile gerçekleşir. Mürşid kelimesi irşad kelimesi rüşt kökünden geliyor. Rüşd, irşadın temelini teşkil eder.
Rüştün sahibi Raşittir ve başkalarına bu konuda öğretim veren kişi ise mürşid adını alır. İrşad yolunun sahibi mürşidlerdir, resûllerdir en üst kademede de devrin imamları, vekâleten devrin imamı, velî resûller ve asaleten devrin imamı, nebî resûller peygamberlerdir.
İnsanla Allah arasındaki ilişkide Allah'a giden yol, Allah'a ulaştıran yol irşad yoludur. Ama kim ki bu yolu tercih etmezse otomatikman da gayy yolu ki gayy yolu şeytana götüren, cehenneme götüren yoldur. İrşad yolu ise Allah'a ulaştıran, Allah'a teslimi sağlayan yoldur.
Kur’ân-ı Kerîm'de Allahû Tealâ, özellikle Bakara Suresinin 186. âyet-i kerimesinde konunun bidayeti dua ile başlıyor:
2/BAKARA-186 Ve izâ seeleke ıbâdî annî fe innî karîb(karîbun) ucîbu da’veted dâi izâ deâni, felyestecîbû lî velyu’minû bî leallehum yerşudûn(yerşudûne).
Ve kullarım sana, Benden sorduğu zaman, muhakkak ki Ben, (onlara) yakınım. Bana dua edilince, dua edenin duasına (davetine) icabet ederim. O halde onlar da Bana (Benim davetime) icabet etsinler ve Bana âmenû olsunlar (Bana ulaşmayı dilesinler). Umulur ki böylece onlar irşada ulaşırlar (irşad olurlar).
Allahû Tealâ, Enbiyâ Suresinin 7 âyet-i kerimesinde de:
21/ENBİYÂ-7 Ve mâ erselnâ kableke illâ ricâlen nûhî ileyhim fes’elû ehlez zikri in kuntum lâ ta’lemûn(ta’lemûne).
Ve senden önce, vahyettiğimiz rical (erkekler)den başkasını göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, zikir ehline (daimî zikrin sahiplerine) sorun.
Ama Bakara 186' da konunun âyetin muhatabı Peygamber Efendimiz (S.A.V)'dir. O zaman Bakara 186 'da muhatap Peygamber Efendimiz (S.A.V) ise Nahl Suresinin 43 ve 44. âyetlerine bakmamız lâzım:
16/NAHL-43 Ve mâ erselnâ min kablike illâ ricâlen nûhî ileyhim fes’elû ehlez zikri in kuntum lâ ta’lemûn(ta’lemûne).
Ve Biz, senden önce, kendilerine vahyettiğimiz ricalden (erkeklerden) başkasını (resûl olarak) göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, o taktirde zikir ehline (daimî zikir sahiplerine) sorun!
16/NAHL-44 Bil beyyinâti vez zuburi, ve enzelnâ ileykez zikre li tubeyyine lin nâsi mâ nuzzile ileyhim ve leallehum yetefekkerûn(yetefekkerûne).
Beyyinelerle (ispat vasıtaları ile) ve semavî kitaplarla (resûller gönderdik) onlara indirilenleri, insanlara beyan etmen (açıklaman) için sana da zikri (Kur’ân-ı Kerim’i) indirdik. Umulur ki böylece onlar, tefekkür ederler.
Peygamber Efendimiz (S.A.V)’e indirilen Kur’ân-ı Kerîm’e eğer senden sorarlarsa, o zaman nasıl sahâbe dini öğrenmek üzere Bakara 186' ya göre kime sormaları lâzım? Nebî resûl olan Peygamber Efendimiz (S.A.V)’e sorun diyor. Umulur ki böylece onlar tefekkür ederler.
İşte Bakara 186: ... onlar da bizim davetimize icabet etsinler, mü’min olsunlar ve böylece irşada ulaşırlar. Böylece irşada ulaşırlar yani bidayetinden nihayetine kadar 28. basamağın 4. kademesinde kişi irşad oluyor. Ama kime sorarak? Allah'ın irşad ve vazifeli kıldığı velî mürşide sorarak.
En üst seviyedeki velî mürşid daima kimdir? Eğer nebî resûlse asaleten devrin imamı olan nebî resûl; eğer onun olmadığı fetret döneminde ise kavim resûllerinden Allah'ın seçtiği vekâleten devrin imamı en üst seviyedeki mürşidi bize açıklıyor. Allah razı olsun.