Muhterem Hocam, İslâm'ın şartı namaz kılmakla başlıyor. Diğer ibadetlerle devam ediyor. Namaz kılmayan bir adamın kurtulma imkanı var mıdır?
Soru
Muhterem Hocam, İslâm'ın şartı namaz kılmakla başlıyor. Diğer ibadetlerle devam ediyor. Namaz kılmayan bir adamın kurtulma imkanı var mıdır?
Cevap
İslâm'da niyet amelden üstündür. Ve Nebiler Sultânı Peygamber Efendimiz (S.A.V) bir hadîsinde şöyle buyuruyor:
Öyle insanlar var ki cennetlik amel işlerler. Namaz kılarlar, oruç tutarlar, zekat, hacca giderler ama cehenneme gideceklerdir.
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Kütübü sitte, Kenzu’l-Ummal, h. No: 576.
"Sizden bir kimse cennet ehlinin amellerini öyle işler ki, kendisi ile cennet arasında sadece bir arşın mesafe kalır; derken kitabın hükmü ön plana çıkar ve o kimse bu sefer cehennem ehlinin amellerini işlemeye başlar ve cehenneme girer. Yine bir kimse cehennem ehlinin amellerini öyle işler ki, kendisi ile cehennem arasında sadece bir arşın mesafe kalır; derken kitabın hükmü ön plana çıkar ve o kimse cennet ehlinin amellerini işlemeye başlar ve cennete girer."
Bu hadîsle şu âyetler örtüşüyor: Kehf 103, 104, 105:
18/KEHF-103 Kul hel nunebbiukum bil ahserîne a’mâlâ(a’mâlen).
De ki: “Ameller açısından en çok hüsrana uğrayanları size haber vereyim mi?”
18/KEHF-104 Ellezîne dalle sa’yuhum fîl hayâtid dunyâ ve hum yahsebûne ennehum yuhsinûne sun’â(sun’an).
Onlar, dünya hayatında amelleri (çalışmaları) sapmış (kaybettikleri dereceler, kazandıkları derecelerden daha fazla) olanlardır. Ve onlar, güzel ameller işlediklerini zannediyorlar.
18/KEHF-105 Ulâikellezîne keferû bi âyâti rabbihim ve likâihî fe habitat a’mâluhum fe lâ nukîmu lehum yevmel kıyameti veznâ(veznen).
İşte onlar, Rab’lerinin âyetlerini ve O’na mülâki olmayı (ölmeden evvel ruhun Allah’a ulaşmasını) inkâr ettiler. Böylece onların amelleri heba oldu (boşa gitti). Artık onlar için kıyâmet günü mizan tutmayız.
Amel açısından en hüsrana uğrayanları size haber vereyim mi? Onlar dünya hayatında amelleri, çalışmaları sapmış, kaybettikleri dereceler, kazandıkları dereceden daha fazla olanlardır. Sebep ne? Hem cennetlik amel işlemişler ama hem de hüsranda kalmışlar. İşte Allahû Teâlâ âyet-i kerimede şunu söylüyor; "İşte onlar rablerinin âyetlerini ve ona mülaki olmayı, rabbinin âyetini ve ona mülaki olmayı ölmeyen evvel ruhun Allah'a ulaşmasını inkâr ettiler."
Bütün mürşidlerin görevi. Bakara Suresinin 151. âyet-i kerimesine baktığımız zaman birinci görev:
2/BAKARA-151 Kemâ erselnâ fîkum resûlen minkum yetlû aleykum âyâtinâ ve yuzekkîkum ve yuallimukumul kitâbe vel hikmete ve yuallimukum mâ lem tekûnû ta’lemûn(ta’lemûne).
Nitekim size, aranızda (görev yapmak üzere), sizden (kendinizden) bir Resûl (Peygamber) gönderdik ki, âyetlerimizi size tilâvet etsin (okuyup açıklasın) ve sizi (nefsinizi) tezkiye (ve tasfiye) etsin, size Kitap’ı (Kurânı Kerim’i) ve hikmeti öğretsin ve (hikmetin de ötesinde) bilmediğiniz şeyleri öğretsin.
İşte Resûl Allah'ın kendisine tebliğ ettiği görevi, âyetleri tilavet etmeye başladığı an bu kişi amelleri boşa giden kişi âyetleri inkar ediyor.
Ve bir başka inkar ettiği şey ona mülaki olmayı. Ruhun dünya hayatında Allah'a ulaşmayı da inkar ediyor. İşte böyle insanların ameli boşa gidiyor ve cennetlik amel işlemesine rağmen onlar cehenneme gidiyor.
İşte sizden bir kimse cennet ehlinin amellerini öyle işler ki kendisiyle cennet arasında sadece bir arş mesafe kalır derken kitabın hükmü, Kur'ân'ın hükmü devreye girer. O kimse cehennemlik amel işlemeye başlar ve gideceği yer cehennem. Ama yine bir kimse cehennemlik amellerini öyle işler ki kendisiyle cehennem arasında sadece bir arşın mesafe kalır derken kitabın hükmü ön plana çıkar. Tebliğ kendisine ulaşır. Allah'a davet olunur. Daveti kabul eder. Allah'a ulaşmayı diler. Rûm Suresinin 31. âyet-i kerimesinde:
30/RÛM-31 Munîbîne ileyhi vettekûhu ve ekîmûs salâte ve lâ tekûnû minel muşrikîn(muşrikîne).
O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve O'na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın.
Allah'a yönelin ve takva sahibi olun. O zaman Allah'a yönelip takva sahip olunca Allah Teâlâ Enfâl Suresinin 29.âyet-i kerimesine göre:
8/ENFÂL-29 Yâ eyyuhâllezîne âmenû in tettekullâhe yec’al lekum furkânen ve yukeffir ankum seyyiâtikum ve yagfir lekum, vallâhu zul fadlil azîm(azîmi).
Ey âmenû olanlar! Allah’a karşı takva sahibi olursanız sizi furkan (hak ve bâtılı ayırma özelliği) sahibi kılar! Ve sizden (sizin) günahlarınızı örter ve size mağfiret eder (günahlarınızı sevaba çevirir). Ve Allah, büyük fazl sahibidir.
Eğer takva sahibi olur Allah'a yönelirseniz, Allah size furkanlar verir ve sizin günahlarınızı örter. Hiçbir cennetlik ameli yok. Namazı da yok, orucu da yok, zekatı da, hacı yok. Ama sadece daveti kabul ediyor, niyet ediyor. O zaman Allahû Teâlâ bu âyet Enfâl Suresinin 29. âyet-i kerimesine göre onun o güne kadar işlediği bütün günahları örtüyor. Günah miktarı kadar sevap veriyor. Yani affediyor. Öyle olunca günahları affedilen kişi birinci kat cennete gidiyor ve namaz kılmayan bir adam. Sadece daveti kabul etmiş. Henüz namaz kılmamış, oruç tutmamış, zekat hiçbir amel, cennet amel yok ama cennete gidiyor.
Öyleyse İslâm'ın şartı namaz kılmakla başlıyor ve diğer ibadet devam ediyor. Namaz kılmayan bir adamı kurtulma imkanı var mı? Var. Neyle? Davet kendisine ulaştığı zaman daveti kabul ederek, Allah'a ulaşmayı dileyerek. Allah razı olsun.