Muhterem Hocam, Kur’ân-ı Kerim’de geçen hikmet kavramının muhtevası nedir?

Soru

Muhterem Hocam, Kur’ân-ı Kerim’de geçen hikmet kavramının muhtevası nedir?

Cevap

"İnsanlar hep mânâsı gizli ya da çok kuvvetli bir mânâ ifade eden sözler söyleyen kişiyi hikmet sahibi kabul ederler. Ancak hikmet o değildir. Hikmet, Allah’ın sır hazinelerinin bilinmesinin işaretidir. Allah’ın sır hazineleri ise kalp gözünüz, kalp kulağınız kapalı oldukça size açılmaz. Hikmetin temelinde daimî zikir vardır. Daimî zikir sebebiyle nefsin kalbindeki bütün afetlerin yok olması vardır. Kalp gözünün, kalp kulağının açık olması vardır. Bu özellikler üç sonuç şartı ortaya çıkarır. Hikmet sahipleri mutlaka ehl-i tezekkürdür, ehl-i hayırdır ve ehl-i hikmettir.

Kur’ân-ı Kerim’e baktığımız zaman Allahû Tealâ Bakara Suresinin 269. âyet-i kerimesinde:

2/BAKARA-269 Yu’til hikmete men yeşâu, ve men yu’tel hikmete fe kad ûtiye hayran kesîrâ(kesîren), ve mâ yezzekkeru illâ ulûl elbâb(elbâbi).

(Allah) hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse böylece ona çok hayır verilmiştir. Ve ulûl elbabtan başkası tezekkür edemez.

Tabii ki o dilediği layık olan kişidir. “Kime hikmet verilmişse ona çok hayır verilmiştir. Bunu ulûl elbâbdan başkası tezekkür edemez.” Yani ulûl elbâbın aslında hikmet sahibi olduğu da ifade ediliyor.

Üç sonuç şartına ilaveten dört tane vasıf şartı vardır. Bu kişi kalp gözünün sahibidir, kalp kulağının sahibidir, 19 faziletin sahibidir ve daimî zikrin sahibidir. İnsanlarla arasındaki ilişkide hikmet sahipleri en üst makamı işgal ediyor. Ulûl elbâb da hikmet sahibidir, muhlisler de hikmet sahibidir, salihler de hikmet sahibidir. Ve Allahû Tealâ hikmet sahibi âlimleri derken irşada memur ve mezun kıldığı velî mürşidleri, velî resûlleri, en üst noktada devrin imamını ifade ediyor.

O hâlde eğer Allah’ın Resûlü (S.A.V):

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Taberânî, Muvatta, İlim, 1.

""Hikmet sahibi ulemanın (âlimin) meclisinde (sohbetinde) bulunmak, kelâmını işitmek üzerinize farz kılındı. Muhakkak ki Allah bu meclislerde hikmet nuruyla ölü kalpleri diriltir. Yağmur suyuyla ölü toprakları dirilttiği gibi ölü kalpleri bu şekilde Allah diriltir.""

diyorsa Allahû Tealâ hikmet sahibi âlimi irşada memur ve mezun kılmıştır. İrşatta vazifeli olan hikmet sahibi âlimin ilim meclisinde bulunmak, onların, ölü bulunan kişilerin ölü kalplerini hikmet nuruyla diriltir. Kimin kalbi diriliyor? Kalben Allah’a ulaşmayı dileyen. Hikmet sahibi âlim ne yapıyor? Hikmet sahibi âlim de Allah’a davet ediyor. Hikmetle Allah’a davet ediyor. İşte Nahl Suresinin 125. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ:

16/NAHL-125 Ud’u ilâ sebîli rabbike bil hikmeti vel mev’ızatil haseneti ve câdilhum billetî hiye ahsenu, inne rabbeke huve a’lemu bi men dalle an sebîlihî ve huve a’lemu bil muhtedin(muhtedine).

Rabbinin yoluna (Allah'a ulaştıran yola, Sıratı Mustakîm'e) hikmetle ve güzel (pozitif dereceler kazandıracak) öğütle davet et. Onlarla en güzel şekilde mücâdele et. Muhakkak ki senin Rabbin, O'nun yolundan (Sıratı Mustakîm'den) sapanları (dalâlete düşenleri) ve hidayete erenleri bilir.

Allah’ın yoluna davete baktığımız zaman Resûlullah (S.A.V) Efendimiz’in yere düz bir çizgi çizdiğini görüyoruz. “Bu Allah’a ulaştıran Sırat-ı Müstakîm’dir. Allah’ın yoludur.” Sağına, soluna başka çizgiler çiziyor: “Bunlar da diğer yollardır. Her birisinin üzerinde doğru zannettikleri yanlışlara davet eden şeytanlar var.” Kendileri ulaşmayı dilemeyen, başkasının dilemesine mâni olan insan şeytanlar, cin şeytanlar. Allah razı olsun."

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20263 dk okuma5