Meâric 32’de “Onlar ki emanetin iadesine ve ahdlerine riayet ederler.” buyuruyor. Emanetlerin iadesi ile ahdlerine riayet arasında ilişki konusunda ne buyurursunuz?
Soru
Meâric 32’de “Onlar ki emanetin iadesine ve ahdlerine riayet ederler.” buyuruyor. Emanetlerin iadesi ile ahdlerine riayet arasında ilişki konusunda ne buyurursunuz?
Cevap
Sevgili kardeşlerim, evvela Allah'ın Zât'ından bize üfürülen ruh bir emanettir. O Allah'a teslim olduğu zaman, ki teslim olabilmesi ezelde Allahû Tealâ'nın ruhtan aldığı mîsakı yerine getirmesine bağlı, o teslim olduğu zaman fizik vücut emanet olur. Fizik vücudun da ahdînin yerine getirilmesi teslimidir. Ondan sonra nefs emanet olur; nefsin de yemininin yerine getirilmesi nefsin teslimidir. Ondan sonra irade emaneti olur.
70/MEÂRİC-32 Vellezîne hum li emânâtihim ve ahdihim râûn(râûne). Ve onlar emanetlerine ve ahdlerine riayet edenlerdir.
Yani emanetlerle Kâlu Belâ gününde verilen sözler arasında yüzde yüz bir illiyet rabıtası, bir ilişki vardır. "Onlar emanetlerine ve ahdlerine..." Ruh emanettir, verdiği ahd mîsaktır. Fizik vücut emanettir, verdiği ahddir. Nefs emanettir, verdiği yemindir. İrade emanettir, verdiği mîsaktır. Ve böylece bütün emanetlerini yerine getirenler, "Allah'la olan ahdînizi îfâ edîn." Allah'ın ahdi = irademizin mîsakı yani ruhun, fizik vücudun, nefsin ve iradenin Allah'a teslimi demektir. Allah razı olsun.